İstanbul merkezli 8 ilde FETÖ operasyonu: 28 gözaltı

İstanbul merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) şifreli haberleşme programı ByLock‘u kullandıkları belirlenen 40 şüpheliden 28’i gözaltına alındı. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, ByLock kullandığı belirlenen ve konuşma içerikleri çözümlenen 40 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin İstanbul merkezli 8 ilde 40 adrese düzenlediği eş zamanlı operasyonda şüphelilerden 28’i yakalandı. 

Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü, firari 12 zanlının da yakalanmasına çalışıldığı bildirildi.

İstanbul merkezli 8 ilde FETÖ operasyonu: 28 gözaltı

İstanbul merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) şifreli haberleşme programı ByLock‘u kullandıkları belirlenen 40 şüpheliden 28’i gözaltına alındı. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, ByLock kullandığı belirlenen ve konuşma içerikleri çözümlenen 40 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin İstanbul merkezli 8 ilde 40 adrese düzenlediği eş zamanlı operasyonda şüphelilerden 28’i yakalandı. 

Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü, firari 12 zanlının da yakalanmasına çalışıldığı bildirildi.

TSK’dan Akdeniz’de ‘gövde gösterisi’

Türkiye’deki harekat merkezlerinden komuta edilen ve başarıyla tamamlanan eğitim ile uzak mesafe harekat görevlerinin kesintisiz icra edilmesinin denemesi de yapıldı.

Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Hava ve Deniz Kuvvetleri komutanlıklarına bağlı unsurlar tarafından Akdeniz’de açık deniz eğitimi icra edildi.

Müşterek olarak planlanan eğitim, Türkiye’deki harekat merkezlerinden komuta edildi. 

Uzak mesafe harekat görevlerinin kesintisiz icra edilmesinin denemesi ve geliştirilmesinin amaçlandığı açık deniz eğitimine, Hava Kuvvetleri Komutanlığından 17 uçak, Deniz Kuvvetleri Komutanlığından 8 fırkateyn ve korvet katıldı.

Faaliyete katılan uçaklar Eskişehir’de konuşlu Muharip Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi (BHHM), 8 fırkateyn ve korvet ise Deniz Kuvvetleri Komutanlığının harekat kontrolünde ve Kuzey Görev Grup Komutanlığı taktik komutasında görevlerini icra etti.

Açık deniz eğitimine katılan deniz unsurları, tatbikat öncesinde Akdeniz’in değişik bölgelerindeki yerlerini aldı. Türk kara sularından itibaren yaklaşık 2 bin kilometrelik rota boyunca gerçekleşen ve yaklaşık 8 saat süren görev kapsamında komuta kontrol usulleri denendi, havada yakıt ikmal, deniz-hava müşterek eğitimi ile hava ve deniz resmi aktarım eğitimleri gerçekleştirildi.

TBMM Başkanı Şentop: Dünya yalnızca ABD mahkemelerine saygı duymak mecburiyetinde değil

TBMM Başkanı Şentop, ABD makamlarının, mahkemenin Metin Topuz kararını eleştiren açıklamalarına ilişkin, “Dünya yalnızca ABD mahkemelerine saygı duymak mecburiyetinde değil. Türkiye’deki mahkemelere Amerikalılar da bizler de saygı duymalıyız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Toprağımızın bilgisini yine topraklarımız için kullanacağız

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat OktayCoğrafi Bilgi Sistemi Kurulunun Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen ilk toplantısında bir konuşma yaptı.

Toplantının hayırlı olması ve koronavirüs salgınının geride kalması temennisinde bulunan Oktay, salgınla mücadelenin sonuna kadar başarıyla süreceğini söyledi.

Milli teknoloji hamlesi ve “Dijital Türkiye Platformu”nda sağlanan başarıların yanına yeni bir atılım daha eklediklerini belirten Oktay, Covid-19 salgınının etkileriyle dijital teknolojilerin öneminin daha iyi anlaşıldığı bugünlerde Türkiye’yi yeni sürecin önde gelen aktörlerinden biri haline getirecek Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu için bugünün bir milat olduğunu dile getirdi.

“Coğrafi bilgi alt yapımızı bireysel kullanıma açarak günlük yaşamı herkes için kolaylaştıracak bir süreci başlatıyoruz. Toprağımızın bilgisini yine topraklarımız için, milletimiz için kullanacağız” ifadelerini kullanan Oktay, coğrafi bilginin uydu görüntüleri ile zenginleştirilmiş interaktif şehir haritalarını, parsel ve binalara ait verileri, tarım ve doğal kaynak potansiyelini, enerji kaynakları ve madenler gibi yer altı zenginliklerini, kısacası toprağı ve toprağın üzerindeki her türlü mekansal veriyi içerdiğini aktardı.

Oktay, coğrafi veri teknolojilerinin, kamu kurumlarının, özel sektörün ve bireylerin hayatlarını kolaylaştıran imkanlar sunacağına işaret ederek, şöyle konuştu:

“Bu imkanlardan yararlanarak vatandaşlarımız şehirlerimizde, mahallemizde hangi kamu yatırımının planlanmakta olduğunu veya yaşadığı haneye ilişkin sel, heyelan, deprem gibi afet riski olup olmadığını gerçek verilerle ve görsel ortamda anında izleyebilecek. Yani fiilen herhangi bir yağmur yağdığında hangi büyüklükte, ölçekte ise nasıl bir sel oluşturuyor olacağını, yapacağı yapıyı veya mevcut binasının bundan nasıl etkileyeceğini kendi gözüyle görüyor olabilecek.

Enerji, turizm ve sanayi gibi yatırım potansiyeline sahip bir yerde yaşayıp yaşamadığı gibi birçok sorunun cevabına ilişkin gerçek verilere erişim sağlayabileceğimiz bir sistem inşa ediyoruz. ‘Büyük Veri’ diyoruz ya şimdi… Türkiye olarak diyoruz ki ‘Biz burada da varız.’ Dijital dönüşümle ilgili başlattığımız hamlenin başka bir boyutunda, ‘Şimdi burada da varız’ diyoruz. Dünyadaki pastadan sadece pay almakla kalmayacağız, bu pastayı da büyüteceğiz. Israrla ‘Biz, burada da varız’ diyoruz. Sadece verinin toplanmasını da kastetmiyoruz, işlenmesini de kastediyoruz ve vatandaşımızın da hizmetine sunacağız inşallah.”

Tüm bu verilerin entegre bir şekilde toplanmasını, veri madenciliği gibi tekniklerle işlenmesi ve ilgili kurumların, özel sektörün, vatandaşların hizmetine sunulmasını sağlayacaklarını belirten Oktay, “Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu bizlere ayak bastığımız toprağın hangi tarım ürünü için elverişli bir yapıya sahip olduğundan tarihi özelliklerine, yeşil alan ve donatı ihtiyaçlarına kadar bilgiyi kolaylıkla takip etme imkanı verecek. Bunu adım adım birlikte inşa edeceğiz.” dedi.

Platformun aynı zamanda insansız hava araçları başta olmak üzere savunma sanayi alanda yakalanan başarıyı da daha güçlendireceğinin altını çizen Oktay, diğer taraftan şehir içi ulaşım çözümleri ve çevre kirliliğinin önlenmesi gibi alanlarda da “akıllı şehirler için akıllı çözümler” sunacağını söyledi.

Oktay, bunun yerel yönetimler, şehirlerin planlanması, güzelleştirilmesi, altyapı ve üstyapı ile ilgili her türlü tasarım faaliyetleri için muhteşem bir platform olacağını dile getirerek, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu altyapısının, otonom araçların yönlendirilmesi, trafik ve otopark sorunlarının çözümü, denizlerin, kıyıların ve ormanların korunması gibi alanlarda da destek sağlayacağına işaret etti.

“Büyük Veri ekonomisinde Türkiye yerini alacak”

Fuat Oktay, 450 milyar liralık hacme ulaşan “Büyük Veri” ekonomisi ve endüstrisinde Türkiye’nin de yerini almış olacağını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın net bir şekilde “Kovid-19 salgınıyla mücadele sürerken, diğer taraftan da Türkiye’nin dünyadaki yarışta yerini alacağı adımların atılması” direktifi verdiğini aktardı.

Türkiye’nin, dünyadaki 450 milyar dolarlık pastayı hem büyüteceğini hem de bu pastadan pay alacağını ifade eden Oktay, şunları kaydetti:

“Bu senenin sonunda inşallah altyapı, ulaşım, insan sağlığı, çevre, enerji kaynakları, toprak, tarım ve meteoroloji gibi alanlarda, yani 32 farklı alanda kamu kurumlarımızca üretilen tamamı 32 temadan oluşan ülkemize ait tüm veriler ortak bir dil ve standarda kavuşmuş olacak. Bu şekilde ülkemize ait tüm coğrafi bilgiler bir noktadan sunulmuş olacaktır. Yürüttüğümüz ‘Dijital Türkiye, e-Devlet projemizi’ düşünün şimdi yeni bir alanda çok daha büyük veriye, çok daha büyük bir projeye ivme kazandırıyoruz. Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu’nun sağlayacağı ‘konuma dayalı verinin etkin yönetimi’ bürokrasinin azaltılması, şeffaflık ile zaman ve maliyet tasarrufunu beraberinde getirecektir. Bu süreçte veri güvenliğine özellikle önem verdiğimizi vurgulamak isterim.”

Katkı sağlayanlara teşekkür

Milli coğrafi bilgi sistemi yazılımı Atlas’ı, yine milli siber güvenlik altyapısı ile zenginleştirerek koruyacaklarını ve Dijital Türkiye Platformu ile tam entegre hale getireceklerini belirten Oktay, “Böylece 83 milyon vatandaşımız, coğrafi bilgiyi günlük hayatında tek tıkla kullanır olacak. Büyük veriye, evinizde otururken gezebileceğiniz bir dünyaya, gerçek zamanlı simülasyonlara ve zaman tüneli verilerine başlayan yolculuğumuzun hayırlı olmasını dilerim.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, bugüne kadar hazırlanan eylem planlarının tamamlanmasında ve mevcut alt yapının oluşturulmasında emeği geçen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Coğrafi Bilgi Sitemleri Genel Müdürlüğü, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve Milli Savunma Bakanlığı Harita Genel Müdürlüğü başta olmak üzere katkı sağlayan tüm bakanlıklara, kuruluşlara ve yerel yönetimlere teşekkürlerini sundu.

Gelecek süreci çalışma heyetleri ve eylem planları vasıtasıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığının öncülüğünde, Kurulun etkin eşgüdüm ve sıkı denetimiyle yürüteceklerini vurgulayan Oktay, kurul çalışmalarının ve toplantının millet için hayırlı olmasını diledi.

Metin Topuz davasında karar

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile iltisaklı eski polis müdürleri ve askerlerin yanı sıra firari eski savcı Zekeriya Öz’le irtibatı tespit edildiği iddiasıyla tutuklanan ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz, “silahlı terör örgütüne yardım” suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde verilen aranın ardından yeniden başlayan duruşmada, karar okundu. 

Mahkeme heyeti, “Türkiye Cumhuriyet hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan yargılanması istenen Metin Topuz’a yönelik bu suç isnadının, yargılama sürecinde “FETÖ’ye yardım” suçuna dönüştüğünü belirterek, Topuz’un, “silahlı terör örgütüne yardım” suçundan 8 yıl 9 ay hapisle cezalandırılmasına hükmetti.

Heyet, Metin Topuz hakkında, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme”, “hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek”, “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” ve “gizliliğin ihlali” suçlarından ise suç işlediğinin sabit olmaması gerekçesiyle beraat hükmü kurdu. 

Topuz’un, tutukluluk halinin devamına hükmedildi.

Süreç

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, yabancı uyruklu ve misyon görevlilerinin, FETÖ’nün 17-25 Aralık 2013’teki yargısal darbe teşebbüsü ile 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin davalarda yargılanan eski polis müdürleri, askerler ve firari eski savcı Zekeriya Öz ile irtibatlarına ilişkin soruşturma başlatmıştı.

Bu çalışma sonucunda ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz, eski polis müdürleri ve eski savcı Öz ile irtibatının ortaya çıkması üzerine gözaltına alınmıştı.

Topuz, emniyetteki işlemlerinin ardından 4 Ekim 2018’de İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince ”anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme”, ”devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek” ve ”Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçlarından tutuklanmıştı.

İddianamede Topuz’un, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve gizliliğin ihlali” suçlarından ise 20 yıldan 35 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyordu.

Mütalaadan

Mahkemeye 10 Mart 2020’de yapılan duruşmada sunulan mütalaada, Metin Topuz’un, “silahlı terör örgütü (FETÖ) üyeliği” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyordu. 

Sanık Topuz’un, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs”, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme”, “hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek”, “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” ve “gizliliğin ihlali” suçlarından ise beraatine karar verilmesi isteniyordu.

İstinaf ’17 Aralık kumpas’ davasında sanıklara veriler cezaları uygun buldu

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, takipsizlikle sonuçlanan “17 Aralık soruşturması”nda kumpas kurup usulsüzlükler yaptıkları gerekçesiyle 61 sanık hakkında verilen hapis cezaları ile beraat hükümlerini yerinde buldu.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 18 Mart 2019’da karara bağlanan “17 Aralık kumpas” davasına ilişkin yapılan istinaf başvurularını değerlendirerek incelemesini tamamladı. 

Ceza dairesinin dosya üzerinden yaptığı incelemenin ardından verdiği kararında, yerel mahkemece kurulan hükümde usul ve esasa ilişkin bir aykırılığın bulunmadığı belirtildi.

Bu kapsamda yerel mahkemece 61 sanık hakkında verilen hapis cezaları ile beraat hükümlerini hukuka uygun bulan ceza dairesi, kararını Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere aldı.

Eski emniyet müdürü 15 sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almıştı 

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi takipsizlikle sonuçlanan “17 Aralık soruşturması”nda kumpas kurup usulsüzlükler yaptıkları iddiasıyla Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı firari Fetullah Gülen ile eski emniyet müdürleri ve ABD’deki Hakan Atilla davasında tanıklık yapan eski komiser Hüseyin Korkmaz’ın da aralarında bulunduğu 10’u tutuklu, 6’sı firari 67 sanığın yargılandığı davaya ilişkin kararını 18 Mart 2019’da açıklamıştı.

Mahkeme heyeti, eski emniyet müdürleri Yakub Saygılı, Kazım Aksoy, Yasin Topçu ve Nazmi Ardıç’ın aralarında bulunduğu 15 sanığın “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar vermişti.

Heyet sanıklar Yakup Saygılı, Kazım Aksoy, Yasin Topçu, İbrahim Şener ve Mehmet Akif Üner’i ayrıca, o dönem başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile eski bakanlar Mehmet Zafer Çağlayan ve Muammer Güler’e karşı “haberleşmenin gizliliğini ihlal etme” suçundan toplam 28 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırmıştı.

Sanıklar Yakup Saygılı, Kazım Aksoy, Yasin Topçu, İbrahim Şener ve Mehmet Akif Üner’e, eski bakanlar Mehmet Zafer Çağlayan, Muammer Güler ve Egemen Bağış’a yönelik “özel hayatın gizliliğini ihlal etme” suçundan toplam 13 yıl hapis cezası veren heyet, bu sanıkların her birini toplam 41 yıl altışar ay hapse mahkum etmişti. 

Mahkeme heyeti, o dönem başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski bakanlar Zafer Çağlayan ve Muammer Güler’e karşı “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçundan sanıklar Arif İbiş’i 13 yıl, Mustafa Demirhan’ı 28 yıl 6 ay, İsmail Arpacı ve Mehmet Sait Sevinç’i 4 yıl altışar ay, Ömer Atalay ile Sefa Erdal’ı da 28 yıl altışar hapis cezasına çarptırmıştı.

Sanıklar Nazmi Ardıç, Ahmet Kalender, Ahmet Üzümcü, Ayhan Arıkanoğlu, Duran Denizci, Adem Atik’i eski bakan Erdoğan Bayraktar’a yönelik “haberleşmenin gizliliğini ihlal etme” suçundan 10 yıl ikişer ay hapse mahkum eden heyet, sanık Mutlu Acil’in “nitelikli dolandırıcılık” suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 6 bin 509 lira adli para cezasına çarptırılmasını karara bağlamıştı.

24 sanık tüm suçlardan beraat etmişti

Mahkeme heyeti, sanıklar Ömer Atalay, Sefa Erdal, Turan Güler, Ulvi Şahin, Erdi Katırcı, İsmail Tekin, Gürkan Tok, Savaş Akyol, Tahsin Toparlak, Seyfullah Bucak, Osman Balcı, Muhammet Enes Koral, Murat Munzuroğlu, Mustafa Yaşar Öner, Emre Okur, Salih Mümin Baykuş, Mutlu Acil, Mesut Gök, Orhan Parlakyıldız, Osman Genç, Cengiz Cabbar ve Mehmet Toker’in “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 2 yıl 6 aydan 10 yıl 6 aya kadar değişen oranlarda hapis cezasına çarptırılmasına hükmetmişti.

Heyet, sanıklar Abdullah Altay, Ahmet Usta, Kamil Bilgiç, Murat Can, Volkan Demirdelen, Yalçın Aksoy, Yusuf Ayyıldız, Hakan Ürkmez, Murat Cebecioğlu, Fatih Yardım, Muhammet Murat Yaşar, Umut Eker, Kamil Murat Adanır, Zahide Sağlam, Ümit Kınık, Eren Gökhan, Burcu Masat, Samet Ordukaya, Onur Baltacı, Mehmet Emin Çağan, Aydın Güven, Erol Karaboyun, Hasan Serdar Koçyiğit ve Mehmet Yeşilkaya’nın tüm suçlardan beraatini kararlaştırmıştı. 

Firari 6 sanığın dosyası ayrılmıştı

Mahkeme heyeti, davanın sanıkları FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski emniyet müdürü Hamza Tosun, ABD’deki Hakan Atilla davasında tanıklık yapan eski komiser Hüseyin Korkmaz, eski polisler Alparslan Çalışkan, Sinan Sağyalavaç ve Hayri Akın’ın dosyalarının ise firari olmaları nedeniyle ayrılmasına hükmetmişti.

Bakan Soylu: Diyarbakır Dürümlü saldırısının faili turuncu kategorideki İzzet Yiğit etkisiz hale getirildi

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Diyarbakır Dürümlü’de 16 vatandaşın hayatını kaybettiği saldırının faili turuncu kategorideki İzzet Yiğit’in etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

Bakan Soylu resmi twitter hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

“Diyarbakır Dürümlü Mezrası’nda 16 vatandaşımızı kaybettiğimiz, 36 evladın yetim kaldığı saldırının ve 18 Ağustos 2016’da Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü saldırısının faili turuncu kategorideki terörist İzzet Yiğit, kahramanlarımız tarafından etkisiz hale getirildi. Şehitlerimiz, rahat uyusunlar.”

KKTC Başbakanı Tatar: Kapalı Maraş ile ilgili çalışmalar yakında yeniden hız kazanacak

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersin Tatar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde tüm alanlarda olduğu gibi kapalı Maraş‘ın açılması konusunda da duraksama olduğunu ancak bu konudaki çalışmaların yakında yeniden hız kazacağını açıkladı.

Başbakan Tatar, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye ile kardeşçe, karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı ilişki içinde bulunmanın, birlik ve beraberlik içinde hareket etmenin KKTC için yaşamsal öneme sahip olduğunu belirtti.

Doğu Akdeniz’de Türk tarafının haklarının gasbı için yoğun çaba içine girenler ve onlarla iş birliği yapanların bulunduğuna dikkati çeken Tatar, “Bunların temel hedefleri, KKTC’yi ortadan kaldırmak, Türkiye’yle bağlarımızı koparmak, Türk askerini Kıbrıs’tan çıkarmak ve Kıbrıs’ı tamamıyla hegemonyaları altına alıp Doğu Akdeniz’de kendi çıkar düzenlerini kurmaktır.” ifadelerini kullandı.

Tatar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın dün Bayrak Radyo Televizyonu’nda katıldığı programda, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynakları, kapalı Maraş’ın açılması, KKTC’nin Kovid-19’la mücadelesi, Türkiye ile KKTC arasındaki mali protokol, KKTC’nin bürokratik engelleri ortadan kaldırarak Singapur gibi kalkınmış bir cazibe merkezi haline gelmesi, turizm, Türkiye’den KKTC’ye su getirilmesi ve dijital dönüşüm gibi konularda söylediklerinin doğru olduğunu ifade ederek, kendisine Kıbrıs Türk halkı adına teşekkürlerini iletti.

“Yasal düzenlemeleri ve teknik çalışmaları tamamlamak üzere adımlar atacağız”

“KKTC’nin Doğu Akdeniz’de Singapur gibi bir kalkınma gerçekleştirmesi ve cazibe merkezi haline gelmesi tabii ki mümkündür.” ifadesini kullanan Tatar, bunun için ciddi bir vizyonla Türkiye ve halkın desteğine ihtiyaç olduğuna işaret etti.

Tatar, Kovid-19’la mücadele sürecinde kapalı Maraş konusundaki çalışmaların da diğerleri gibi duraksadığını belirterek, şunları kaydetti:

“Ancak kapalı Maraş’la ilgili çalışmalar yakında yeniden hız kazanacak. Maraş’ın, Sayın Fuat Oktay’ın da ifade ettikleri üzere bir an önce açılabilmesi için Dışişleri Bakanlığınca başlatılan çalışmalar devam ettirilirken buna destek amacıyla Başbakanlıkta da uzmanlardan ve bürokratlardan oluşan bir komisyon oluşturacağız. Yapılması gereken yasal düzenlemeleri ve teknik çalışmaları tamamlamak üzere adımlar atacağız.”

Maraş açılımı

KKTC’de geçen yıl 18 Haziran’daki Bakanlar Kurulu toplantısında 1974’ten bu yana kapalı olan Maraş’ın açılması konusunda adım atılarak uzman ekiple bilimsel envanter çalışması yapılması kararı alınmıştı.

Temmuzda bölgede yapılan ilk envanter çalışmasına KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay da katılırken Başbakan Tatar da incelemelerde bulunmuştu.

Son olarak Türkiye Barolar Birliğince (TBB) 15 Şubat’ta Maraş’ta “Hukuki, Siyasi ve Ekonomik Yönleri ile Kapalı Maraş Açılımı Toplantısı” düzenlenmişti.

Bakan Akar: Yeni celplerle gelecek yaklaşık 100 bin gencimize test yaptık

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ege ve Doğu Akdeniz’deki sorunları uluslararası hukuka uygun şekilde çözmek istediklerini, bunun için gerekenleri bugüne kadar yaptıklarını ve bundan sonra da yapmaya devam edeceklerini belirterek “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hak, alaka ve menfaatlerini korumak ve kollamakta da son derece azimli, kararlıyız ve buna da muktediriz.” dedi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal ile hudut bölgesinde dün yaptığı toplantıda Akar, bölgedeki son duruma ilişkin bilgiler aldı.

Bölgedeki birlik komutanlarını tek tek dinleyerek hudut güvenliğinden teröristle mücadele operasyonlarına kadar birçok konuda talimatlar veren Akar, toplantıdaki sözlerine şehitlere rahmet, gazilere şifa dileyerek başladı. 

Akar, FETÖ dahil tüm terör örgütleriyle mücadelenin kararlılıkla devam ettiğini vurguladı. Bu mücadelede herhangi bir tavizin, mücadele kararlılığında azalmanın söz konusu olmadığını, olmayacağını dile getiren Bakan Akar, şunları söyledi:

“Milletimizin ‘peygamber ocağı’ dediği Türk Silahlı Kuvvetlerinin pak, temiz olması lazım. Bu konuda herkese görev düşüyor. FETÖ ile ilk günden itibaren yapılan mücadele var. Artan şiddet ve tempoda bu vazife devam ediyor. Bu kriterler gelişiyor, geliştiriliyor. Ona göre tedbirler alınıyor. Bu konuda komutanların personelleri hakkındaki kanaatleri de çok önemli. Adli makamlarla, istihbarat makamları ile yakın ilişki içinde bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” 

“Muhataplarımızı Ankara’ya bekliyoruz”

TSK’nın tüm faaliyetlerinin yanı sıra Türkiye’nin Mavi Vatan’daki ve semalarındaki hak, alaka ve menfaatlerini de korumakla görevli olduğunu dile getiren Akar, şöyle konuştu: 

“Türkiye olarak, Silahlı Kuvvetler olarak Ege’deki, Doğu Akdeniz’deki, Kıbrıs’taki bütün sorunlarımızı uluslararası hukuka uygun şekilde çözmek istiyoruz. Uluslararası hukuk ne diyorsa iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde, karşılıklı iyi niyete dayalı, saygıyla sevgiyle karşılıklı nezaket çerçevesinde, hiçbir şekilde kimseyi tahrik etmeden, kimse kimsenin hakkına tecavüz etmeden barışçıl yöntemleri kullanmak suretiyle bütün sorunları çözelim. Bizim gayemiz, samimi gayretimiz, niyetimiz, maksadımız bu. Bu çerçevede sayın mevkidaşımla yaptığımız görüşmelerde vardığımız mutabakata bağlı olarak arkadaşlarımız heyet halinde iki defa Atina’ya gittiler, orada toplantı yapıldı. Bir kez Türkiye’ye geldiler, burada görüştük. Aynı şekilde yine muhataplarımızı Ankara’ya bekliyoruz.”

“Bu hiçbir şekilde kimseye tehdit değil”

Türkiye olarak bu diyaloğun sürmesinden yana olduklarını vurgulayan Akar, şunları kaydetti: 

“Bunun için bize düşen neyse bugüne kadar yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz. Fakat diğer taraftan 83 milyonluk halkımızın, asil milletimizin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hak, alaka ve menfaatlerini korumak ve kollamakta da son derece azimli, kararlıyız ve buna da muktediriz. Bunu da söylemek zorundayım. Bu hiçbir şekilde kimseye tehdit değil, hiçbir şekilde provokasyon değil. Biz sadece ve sadece bir taraftan barışçıl yöntemlerle, iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde bu sorunların çözülebileceğini, yapılan toplantıların ve bunun devamının buna önemli katkılar sağlayacağını söylüyoruz, diğer taraftan da Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak hak alaka ve menfaatlerimizi korumak ve kollamakta azimli ve kararlı olduğumuzu ve buna muktedir olduğumuzu söylüyoruz. Bu çerçevede inşallah bu görüşmelerimizi sürdürürüz ve değerli mevkidaşım, Sayın Savunma Bakanı ile görüşmelerimizi sürdürüp bunlara bir çözüm bulabilirsek ne mutlu bizlere. Bu bizim arzu ettiğimiz bir sonuç olur.”

“Türkiye’nin Kıbrıs’taki tutumu belli”

Bakan Akar, Türkiye’nin Kıbrıs’taki tutumunun da belli olduğunu dile getirerek “Yıllardan beri sürdürdüğümüz politikalarımız var. Kıbrıs’ın bizim milli meselemiz olduğunu herkesin bilmesi lazım. Orada da herhangi bir şekilde oldubittinin söz konusu olmadığını herkesin aklının bir tarafında tutması lazım. Orada da barışçıl yöntemler neyse, uluslararası hukuk neyi gerektiriyorsa konuşmalar, görüşmeler yoluyla bunları çözelim. Amacımız, gayretimiz bu. Gerektiğinde bu konuda Silahlı Kuvvetlerimiz kendisine verilecek her türlü görevi yapabilecek durumdadır.” ifadelerini kullandı. 

Yeni celpler başladı 

Akar, koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında bu kapsamda terhis ve celplerin ertelendiğini anımsatarak bu önlemlerle önemli başarılar elde edildiğini söyledi. Bu kararın çok isabetli olduğunun altını çizen Akar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İlk başlarda bazı gençlerimiz ve aileleri bu konuda biraz duygusal davrandılar ama şimdi onların da bu durumu anladığına inanıyorum. O dönemde terhis ve celplerin yapılması durumunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin koronavirüsle mücadeleyle başı derde, operasyonlar tehlikeye girebilirdi. Aynı zamanda ülke çapında bu salgın ile verilen mücadeleye de zarar gelebilirdi. Orada durmamız, o sıkıntıyı yaşamamız lazımdı. O sıkıntıyı yaşadık. Şimdi yeni celplerle gelecek yaklaşık 100 bin gencimize PCR testi yaptık. Bunun koordinasyonunu Sağlık Bakanlığı ile yaptık. Bu konudaki desteklerinden dolayı kendilerine teşekkür ediyoruz. Tüm il ve ilçelerde 3-4 gün öncesinden PCR testi yapıldı, ‘sağlam’ denildikten sonra onların sevki başladı. Terhis olacak askerleri ise 14 gün öncesinden gözlem altına aldık. Olası bir salgına izin vermemek, milletimize, ülkemizin bu konudaki mücadelesine katkı sağlamak için bunu yaptık. Bu faaliyetimizin de başarıyla gerçekleştiğini görmek bizler için gerçekten büyük bir övünç, gurur kaynağı. Terhisler itibarıyla baktığımızda yaptığımız bu faaliyet, amansız mücadelesinde ülkemize, milletimize, çok saygıdeğer halkımıza yaptığımız önemli bir katkı oldu.” 

Bakan Hulusi Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin vazifesini yapması konusunda herhangi bir engel oluşmaması için celplerde tedbirleri aldıklarına dikkati çekerek “Bu da gerçekten çok isabetli oldu ve çok başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. İnşallah bunu uygulayarak kazasız, belasız yeni normale geçmiş olacağız. Terhisler sıkıntısız tamamlandı, celplerin de kazasız, belasız tamamlanmasını temenni ediyorum. Bu konuda yapılması gereken ne varsa her türlü dikkat ve hassasiyeti ilk günden itibaren gösterdik, göstermeye devam ediyoruz. Bu konuda sivil asker sağlık personeli ile sıralı komutanlarımızın rolü büyük olmuştur.” diye konuştu. 

“Bizim görevimiz, vazifemiz belli” 

Asil milletin sevgisi, güveni ve duasının Türk Silahlı Kuvvetleri için önemli bir ilham kaynağı olduğunu dile getiren Akar, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türk Silahlı Kuvvetleri asil milletimizin emrinde, onların rahatı, huzuru, birliği ve bütünlüğü için anayasa çerçevesinde, aklın ve bilimin ışığında, yasalar ve Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda yapılması gereken ne varsa ölürsem şehit kalırsam gazi anlayışı içinde bugüne kadar yaptı, bundan sonra da yapmaya devam edecek. Bu ordu milletinin emrinde, görevinin başındadır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Hepimiz bunun için çalışıyoruz, bunun dışında herhangi bir duruş, hareket, bakış açısı olamaz, kabul edilemez. Bizim görevimiz, vazifemiz belli. Hukuk var, şeffaflık var, vazifemiz var. Bu üçgen içinde bize düşen neyse yaptık, yapmaya devam edeceğiz.”