Bakan Özer: Vaka nedeniyle kapatılan okul bulunmuyor

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, NTV canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Yüz yüze eğitimin başlamasının ardından 2 hafta geçtiği belirtilerek değerlendirmenin sorulması üzerine Özer, uyum eğitimin 1 Eylül’de tüm kademelerde ise normal eğitimin 6 Eylül’de başladığını hatırlattı.

Süreci tamamen Sağlık Bakanlığı ile koordine ettiklerini vurgulayan Özer, tüm okullarda gerekli tüm tedbirleri aldıklarını söyledi.

Gerekli tüm rehberlerin de hazırlanarak, 81 il valiliğine gönderildiğini bildiren Özer, şöyle devam etti:

“Biz, tüm okullarımızın ihtiyaçlarını yıl sonuna karşıladık. Aynı zamanda okullarımızın temizlik ve hijyenle ilgili ihtiyaç duyduğu tüm ödenekleri, sadece eylül ayı için değil 2021 yılı sonuna kadar ihtiyaç duydukları tüm ödenekleri gönderdik. Bununla da yetinmedik. Okullarımızda 71 bin kadrolu temizlik personeli var. İlave olarak Çalışma Bakanlığımızın Toplum Yararına Çalışma Programı kapsamında 50 bin temizlik personeli aldık. Bununla da yetinmedik okullarımızda Elektronik Takip Sistemini kurduk. Bu ilk defa yapılan bir şeydir. Biliyorsunuz daha önce il bazlı, ilçe bazlı kararlar alınırken, artık okul bazlı kararlar alıyoruz. Dolayısıyla her bir okuldaki aşı olma durumu, PCR yaptırması gereken kişiler, bir vaka veya yakın temas nedeniyle yüz yüze eğitime ara veren sınıflar gibi tüm detaylı bilgilerin olduğu ve anlık olarak Sağlık Bakanlığından bilgi alabilen bir sistem var. Bu sistemi tüm okullarımızın kullanımına açtık. Şu bizim sistemimizde 57 bin 108’i devlet olmak üzere 71 bin 320 okulumuz var. 850 bin derslikte ders yapıyoruz. 850 bin sınıfın tamamındaki bilgiyi oradan takip edebiliyoruz.”

Sağlık Bakanlığının belirlediği çerçeve içinde soruların cevaplandığı bir çağrı merkezi kurduklarını aktaran Özer, ayrıca bilim insanlarından oluşan bir Danışma Kurulu oluşturduklarını söyledi. Kurulun bugün ilk toplantısını gerçekleştirdiğini bildiren Özer, “Onlar da bize okullardaki süreçlerin daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesiyle ilgili, ayrıntılı eğitim sistemiyle ilgili önerilerimizi tartıştığımız, farklı yaklaşımların geliştirildiği bir danışma kurulu. Sağlık Bilim Kurulunun alternatifi değildir. Bu kurulda bizim olgunlaştırdığımız tüm kararları veya alternatifleri tartışıyoruz, Sağlık Bakanlığına iletiyoruz, nihai kararları Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu veriyor.” diye konuştu.

“Kapatılan okul bulunmuyor”

Bakan Özer, bir soru üzerine 71 bin 320 okuldan hiç birinin vaka nedeniyle kapatılmadığını ancak kapatılan sınıflar bulunduğunu söyledi.

“Sınıf bazlı” ve “vaka bazlı” sürecin yönetildiğini aktaran Özer, “Eğer bir sınıfta okul öncesi hariç, herhangi bir sınıfta öğretmen ve öğrenciden kaynaklanan 2 pozitif vaka varsa sınıfta 14 gün eğitime ara veriyoruz ama kendi başlarına bırakmıyoruz. Aynı zamanda dijital platformların üzerinden dersleri canlı yapmaya devam ediyorlar.” bilgisini verdi.

Sınıfların karantinaya alındı diye kapanmadığını tekrarlayan Bakan Özer, 14 gün sonra öğrenci ve öğretmenlerin tekrar sınıflarına, yüz yüze eğitime geri döndüklerini bildirdi.

Bakan Özer, şunları kaydetti:

“Aynı zamanda Sağlık Bakanlığımızın her gün açıkladığı vaka sayılarını bizler de takip ediyoruz. Eğer trend artıyorsa bu artış mutlaka bizim sınıflarımıza da yansıyor. Çünkü okullar izole ortamlar değil, sadece ders ortamlarında izole ama bu çocuklarımız 18 milyon öğrencimiz, 1,8 milyon öğretmenimiz var, 100 binin üzerinde idari personelimiz var, sadece servislerde çalışan 150 bin. 20 milyonluk bir kitle. Eğitim, öğretimden sonra bu kitle okul dışına taşınıyor. Kapatılan sınıf sayısı gayet doğal, çünkü toplumdaki vaka sayısı artıyor. Okullar yeterli önlemi almadığı için vaka artışı, kapatılan sınıf sayısının arttığı varsayımının dayandığı hiçbir bilimsel veri yok.”

Öğretmenlerin aşı durumu

Bakan Özer, öğretmenlerin aşı oranlarına ilişkin soruyu da yanıtladı.

Öğretmenlerin aşı oranının her geçen gün arttığına dikkati çeken Özer, şöyle konuştu:

“Sadece öğretmenlerimizde değil, diğer çalışanlarımızda da artıyor. Aşı gönüllülük esasına dayalı yapılıyor. Sadece biz ilave olarak aşı olmamışsa haftada iki kere çalışanlarımızdan PCR yaptırmasını zorunlu kıldık ve süreçte gayet başarılı bir şekilde gidiyor. 6 Ağustos’ta benim göreve başladığım tarihte, 1 doz aşı olmuş öğretmen oranı yüzde 73’tü. Geldiğimiz 17 Eylül tarihi itibariyle 1 doz aşı olan öğretmen oranı yüzde 92. Türkiye ortalaması ise yüzde 83. Burada da 8 puanlık Türkiye ortalamasının üstünde bir seyir söz konusu. Diğer taraftan 2 doz aşı olmuş öğretmen sayımız 6 Ağustos’ta yüzde 59’du. 17 Eylül tarihi itibariyle bu da yüzde 80’e varmış durumda. Fark 20 puan. Öğretmelerimize buradan teşekkür ediyorum.”

“PCR testleri sonucunda pozitif belirlenen öğretmen var mı?” sorusu üzerine Özer, “Var. Aslında bu alınan önlemin ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Hiçbir semptom göstermemiş, aşı olmamış ama PCR yaptırdığı zaman pozitif olan vakalar ortaya çıktı. Eğer PCR yaptırmamış olsaydık o öğretmenlerimiz okula gidecekti. Biz, kurallara uyduğumuz zaman en steril, en güvenli ortam olan okullarımız yüz yüze açık kalmasıyla ilgili avantajlı duruma geçmiş olacağız. Bizim vaka bazlı, sınıf bazlı yaklaşımımız, dönemin sonuna kadar, inşallah sonraki dönemde okulların yüz yüze açık kalmasıyla ilgili ciddi bir avantaj sağlayacak.” dedi.

Salgın nedeniyle kaç okulda ikili eğitime geçildiğine yönelik bir soru üzerine ise Bakan Özer, 850 bin okul içerisinde kalabalık olan sınıflar bulunduğunu aktarırken, bunun en önemli nedeninin ise okul yapımı için arsa bulunamayan yerler olduğunu söyledi.

Bu ve deprem güçlendirmesi nedeniyle ikili eğitimin bazı yerlerde sürdüğünü belirten Özer, ancak bu durumun yaygın olmadığını ve lokalde bazı yerlerde yapıldığını söyledi. Özer, “Tüm Türkiye’de 200’e yakın okul sadece bu tedbirden dolayı ikili eğitime geçti, bu yaygın bir durum değil.” diye konuştu.

“Sağlık Bakanlığına bir öneri götürdük”

Hafta sonu eğitimleriyle ilgili haberlere de değinen Özer, hafta sonu eğitim yapmayla ilgili sistematik bir yaklaşımları olmadığını, sorun bazlı, okullar özelinde çözümler üretmeye çalıştıklarını ifade etti.

Bakan Özer, bir sınıfta iki vaka olması durumunda o sınıfta yüz yüze eğitime 14 gün ara verdiklerini ve o öğrencilerin dijital platformlar üzerinden evlerinde eğitime devam ettiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Sağlık Bakanlığına bir öneri götürdük. Sınıftaki diğer öğrenciler, yakın temaslı kaydediliyor ama hiçbir semptom göstermiyor. Eğer bir hafta sonrasında öğrencinin velisi PCR yaptırmasına izin verirse ve PCR sonucu negatif çıkarsa bir hafta sonra sınıfa geri dönsün. Eğer velisi PCR yaptırmasına izin vermezse 14 gün karantina sürecini tamamlayalım. Sağlık Bakanımız da pozitif yaklaştı, bunun uygulanabilir bir şey olabileceğine. Önümüzdeki hafta Bilim Kurulunda da değerlendirecekler. Böyle bir şey olduğu zaman ara verilen sınıfların tekrar yüz yüze eğitime dönmesi aralığı daralacak, dolayısıyla çok daha sürdürülebilir bir yaklaşım ortaya konulmuş olunacak.”

Okullarda PCR taraması

Okullarda rastgele PCR taramasına ilişkin detaylarve bunun eğitim yılı boyunca devam edecek rutin bir uygulama olup olmayacağı konusunda Özer, bunun Sağlık Bakanlığının örneklemler üzerinde okullardaki durumu kontrol edebilmek için Milli Eğitim Bakanlığı ile yürüteceği bir yaklaşım olduğunu söyledi.

Bunun okullardaki sağlık önlemleriyle ilgili toplumu rahatlatacağını belirten Özer, şöyle devam etti:

“Velisinin rızası olmayan hiçbir öğrenciye PCR testi uygulanmayacak birinci nokta o. İkinci nokta, Sağlık Bakanımızla görüştük, çocuklarımızdan burundan PCR alınmayacak, tükürük üzerinden PCR testi yapılacak. Dolayısıyla çok daha kolay, uygulanabilir bir PCR yaklaşımı olacak. Bu bizim elimizi güçlendirecek. Çünkü rutin önlemin dışında arada farklı zamanlarda herhangi tespit edemediğimiz bir vaka varsa, tedbir alarak o sınıflarımızda yüz yüze eğitime ara vererek 14 günlük veya Sağlık Bakanlığı kabul ederse bir hafta sonra eğitim sistemine döndürmeyle ilgili ilave bir kontrol mekanizması getirecek.”

Burada ağırlık verecekleri yerlerin okullardan ziyade pansiyonlar olduğunu belirten Özer, pansiyonlar için rastgele değil belli periyotlarda ve velilerin rızası dahilinde PCR yapacaklarını, böylece süreci daha kontrollü yönetebilme imkanına kavuşacaklarını ifade etti.

İl milli eğitim müdürlüklerinin yetkileri

İl milli eğitim müdürlüklerine tanınan yetkilerin artıp artmayacağına sorusunu da yanıtlayan Özer, kalabalıklaşan sınıflarla ilgili il milli eğitim müdürlüklerinin valiliklerle koordineli bir şekilde yerelde karar alabileceğini, ancak bunun sonsuz bir yetki olmadığını söyledi.

Özer, il ve ilçe bazında karar alınması gerektiğinde ise Milli Eğitim Bakanlığının bu sürece dahil olacağını ve Bilim Kurulu ile karar alacağını belirterek, “Dolayısıyla şu anda il milli eğitim müdürlerimiz, kalabalık olduğu varsayılan okullarda ikili eğitime geçme, ders saat süresini kısaltma, haftalık yüz yüze eğitim gün sayısını azaltmada tam yetkilidir.” dedi.

Yüz yüze eğitim sürecinin daha sağlıklı ilerlemesinin sadece Bakanlığın görevi olmadığını vurgulayan Özer, bu sürece tüm velilerin aktif şekilde katılması gerektiğini ifade etti. Özer, virüsün sadece okullarda değil insanların bir araya geldiği her ortamda yayıldığını belirterek, velilerden çocukların eğitim hakkının devamlılığı için Sağlık Bakanlığının koyduğu kurallara riayet etmelerini istedi.

Milli Eğitim Şurası

Ankara’da 1-3 Aralık’ta toplanacak 20. Milli Eğitim Şurası’nın gündeminde neler olacağına ilişkin soru üzerine Özer, şuranın ana temasının “eğitimde fırsat eşitliği” olduğunu söyledi.

Özer, bu temanın üç alt başlığı olacağını ve bunların Bakanlık olarak, en fazla üzerinde duracakları konular olduğunu belirterek, konu başlıklarını “Eğitimde Fırsat Eşitliği İçin Temel Eğitim”, “Mesleki Eğitim”, “Öğretmenlerin Mesleki Gelişimi” olarak açıkladı.

Bakanlık olarak temel eğitim, özellikle dezavantajlı bölgelerde eğitime erişimle ilgili önemli paketleri gelecek günlerde kamuoyu ile paylaşacaklarını belirten Özer, “Mesleki eğitimde zaten ciddi bir ivme yakaladı, onunla ilgili farklı düzenlemeler de yapacağız. Öğretmen zaten en kritik noktamız. Biz, öğretmenlerimizi bu süreç içerisinde sürekli destekleyeceğiz.” dedi.

Türkiye’de 26 bin 161 kişinin Kovid-19 testi pozitif çıktı, 221 kişi hayatını kaybetti

Sağlık Bakanlığınca Günlük Koronavirüs Tablosu, “covid19.saglik.gov.tr” adresinden paylaşıldı.

Buna göre, 335 bin 244 Kovid-19 testi yapıldı, 26 bin 161 kişinin testi pozitif çıktı, 221 kişi yaşamını yitirdi, iyileşenlerin sayısı ise 24 bin 23 oldu.

18 yaş üstü nüfusta birinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 84,74, ikinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 67,51 olarak kayıtlara geçti.

Türkiye’de bugüne kadar yapılan aşı sayısı toplamda 104 milyon 894 bin 94’e yükseldi. Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında son 24 saatte toplam 300 bin 878 doz aşı uygulandı.

En az bir doz aşı uygulananların oranı en yüksek 10 il Muğla, Yalova, Kilis, Tekirdağ, Amasya, Aydın, Antalya, Edirne, Çanakkale ve Eskişehir oldu.

En az bir doz aşı yapılanların oranının en düşük olduğu iller ise Gümüşhane, Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Mardin, Bingöl, Siirt, Muş, Bayburt ve Elazığ olarak sıralandı.

Sosyal medya hesabından günlük tabloyu ve bir haftalık vaka sayılarını paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Vaka sayıları bir gün öncesiyle değil, ortalama bir hafta öncesiyle kıyaslanmalıdır. Son bir hafta bizi uyarıyor. Kurallara uyup, aşımızı olalım.” ifadesini kullandı.

https://platform.twitter.com/embed/Tweet.html?creatorScreenName=https%3A%2F%2Ftwitter.com%2Fanadoluajansi&dnt=false&embedId=twitter-widget-0&features=eyJ0ZndfZXhwZXJpbWVudHNfY29va2llX2V4cGlyYXRpb24iOnsiYnVja2V0IjoxMjA5NjAwLCJ2ZXJzaW9uIjpudWxsfSwidGZ3X2hvcml6b25fdHdlZXRfZW1iZWRfOTU1NSI6eyJidWNrZXQiOiJodGUiLCJ2ZXJzaW9uIjpudWxsfSwidGZ3X3NwYWNlX2NhcmQiOnsiYnVja2V0Ijoib2ZmIiwidmVyc2lvbiI6bnVsbH19&frame=false&hideCard=false&hideThread=false&id=1439265590636650503&lang=en&origin=https%3A%2F%2Fwww.aa.com.tr%2Ftr%2Fgundem%2Fturkiyede-26-bin-161-kisinin-kovid-19-testi-pozitif-cikti-221-kisi-hayatini-kaybetti%2F2368403&sessionId=f0043ba32ce70581da9433a1e074ff0329e0662d&siteScreenName=https%3A%2F%2Ftwitter.com%2Fanadoluajansi&theme=light&widgetsVersion=1890d59c%3A1627936082797&width=550px

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye dünya ihracatında yüzde 1 pay seviyesine ulaşarak kritik eşiği yakaladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin dünya ihracatında yüzde 1 pay seviyesine ulaşarak kritik eşiği yakaladığını belirterek, “Küresel İnovasyon Endeksi’nde sürekli yukarı çıkması bu başarının tesadüf değil, samimi ve yoğun bir gayretin eseri olduğunu açıkça gösteriyor.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 28. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmaya, bu ödülleri kazanan sektör birincilerini ve en yüksek ihracat yapan firmalar ile temsilcilerini tebrik ederek başladı.https://www.youtube.com/embed/7_38xnVUyfI
“Yol, mücadele, dava ve kader arkadaşlarım olarak gördüğüm ihracatçılarımızın daima yanında oldum, olmayı sürdüreceğim.” diyen Erdoğan, bu kader arkadaşlığının en somut örneğini tüm dünyayı kasıp kavuran salgın döneminde hep birlikte yaşadıklarını aktardı.

Erdoğan, ihracatçıların bu sıkıntılı dönemde nasıl alın teri döktüklerinin, her türlü riski alarak ülkeden ülkeye nasıl koşturduklarının, ortaya koydukları gayretin yakın şahidi olduğunu dile getirerek, “Kendisi de ticaretten gelen birisi olarak bu işlerin öyle oturduğu yerden ahkam kesmekle gerçekleşmeyeceğini, azim, gayret, kabiliyet, özveri, kararlılık gerektirdiğini çok iyi biliyorum. Biraz sonra bir çırpıda ifade edeceğimiz rakamların her kuruşunun, her sentinin nasıl kazanıldığının, bunun için hangi mücadelelerin verildiğinin, hangi emeklerin sarf edildiğinin takdirini ancak bunun derdiyle dertlenen yapabilir.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hep birlikte ülkenin ekonomisinin güçlenmesiyle diğer alanlarda hangi imkanlarla hangi hareket alanlarına kavuştuğunun gayet iyi farkında olduklarına işaret ederek, şunları kaydetti:

“Bunun için de yaptığınız işi sadece para kazanmak olarak görmüyorum. Günümüzde artık ticaret sadece mal alıp, satmaktan ibaret bir hadise olmanın ötesinde misyonlara sahiptir. İhracatçılarımız gittikleri ülkelerde ticaretimizle beraber kültürel ve sosyal ilişkilerimizin de en önemli temsilcileridir. Sizler bu ülkenin ihracatçı sıfatı taşıyan uç beylerisiniz, elçilerisiniz, yeri geldiğinde serdengeçtilerisiniz. Rabb’im hepinizden razı olsun.

Ülkemizdeki 27 sektörü, 61 ihracatçı birliğini ve 95 bini aşkın ihracatçıyı çatısı altında toplayan Türkiye İhracatçılar Meclisinin amacı dış ticaret fazlası veren Türkiye hedefine ulaşmaktır. Türkiye İhracatçılar Meclisi bünyesinde somutlaşan ihracat başarımız ülkemiz ekonomisinin yükselen gücünün, artan itibarının, genişleyen etki alanının da sembolüdür. Nitekim sizlerin 5G diye ifade ettiği güçlü alt yapı, güçlü insan kaynağı, güçlü ihracat, güçlü ekonomi, güçlü Türkiye başlıkları bizim 2023 hedeflerimizin de özeti mahiyetindedir. Hatta biz biraz daha kısaltarak bu hedefleri ve daha fazlasını Büyük ve Güçlü Türkiye başlığı altında topluyoruz.”

“İhracattaki başarılarımız milli motivasyon kaynağımız haline geldi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İhracattaki başarılarımız artık milli motivasyon kaynağımız haline geldi. Ülkemizin küresel fırsatları değerlendirme, tehditlere meydan okuma, hedeflerine bağlılığı, özellikle bu konudaki en önemli göstergelerden biri de ihracatımızdır.” şeklinde konuştu.

Türkiye İhracatçılar Meclisinde temsil edilen iş dünyasının son 12 ayın 10’unu rekorlar kıran bir başarıyla kapatarak bu güvenin ne kadar isabetli olduğunu gösterdiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Artık Türkiye dünya ihracatında yüzde 1 pay seviyesine ulaşarak kritik eşiği yakaladı. Küresel İnovasyon Endeksi’nde sürekli yukarı çıkması bu başarının tesadüf değil, samimi ve yoğun bir gayretin eseri olduğunu açıkça gösteriyor. Gençlerimizin girişimciliğe yönelmelerinde dünyaya bu gözle bakarak vizyonlarını genişletmelerinde, donanımlarını güçlendirmelerinde, cesaretlerini artırmalarında ihracatçılarımızın büyük katkısı var. Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmak için sürekli yatırımı ve üretimi artırarak, teknoloji ve kaliteyi yükselterek, yelpazeyi genişleterek yoluna devam eden Türkiye’nin en önemli kozu ihracat gücüdür. İşte bunun için ihracatçı sayımızı önce 150 bine, ardından 300 bine yükseltmeyi hedefliyoruz. Ancak bu şekilde son 20 yılda aylık ortalama yaklaşık 3 milyar dolardan 20 milyar dolara çıkardığımız ihracatımızı ve ihracatçı sayımızı yeniden aynı oranlarda artırabiliriz. İhracatımız içindeki yüksek teknolojili ürünlerin payının, 1 milyar dolar ve üzeri ihracat yapan firma sayısının, firma başına düşen istihdam rakamının, her geçen yıl artması doğru yolda ilerlediğimizi gösteriyor.”

Erdoğan, geçen yıl ilk bin ihracatçı firma arasına 50 farklı ilden temsilcinin girmesinin artık ihracatın ülke geneline köklü ve kalıcı bir şekilde yayıldığının işareti olduğunu anlattı.

Bu tabloların şekillenmesinde ve bugünkü seviyeye ulaşmasında TİM’in büyük katkıları olduğunu vurgulayan Erdoğan, ülkenin kalkınması, milletin refahı için çalışan iş insanları ürettikçe, ihraç ettikçe, istihdam sağladıkça hep birlikte gelecekte çok daha güvenle bakabilecek bir yere doğru gidildiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Hiç kimsenin bu güzel muhabbet iklimini bozmasına, bu yükselişi durdurmasına, bizi hedeflerimizden uzaklaştırmasına izin vermedik, vermeyeceğiz. Bölgemizde yaşanan siyasi, ekonomik, sosyal krizleri, güvenlik sorunlarını sınırlarımızdan içeriye taşımaya çalışanlara müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırmamızı, 2053 ve 2071 vizyonlarını geleceğimizin pusulası haline dönüştürmemizi engellemek isteyenleri hep hüsrana uğrattık, uğratmayı sürdüreceğiz. Milletimizle ve iş dünyasıyla birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi muhafaza ettiğimiz sürece Allah’ın izniyle kimse bizi hedeflerimizi gerçekleştirmekten alıkoyamaz.”

“19 milyar dolarla bu ayın tüm zamanlardaki rekorunu elde ettik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl ihracatta salgın şartlarına rağmen çok iyi bir performans yakalandığını belirterek, şöyle konuştu:

“Hamdolsun bu yıl çok daha iyi bir seviyedeyiz. Aylık, 6 aylık ve 12 aylık bazda Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamlarına bu yıl ulaştık. Mesela 12 aylık ihracatımız ilk defa 200 milyar dolar eşiğini aşarak 17 Eylül itibarıyla 211 milyar dolarla rekor kırdı. Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 52’lik bir artışı ifade eden 19 milyar dolarla bu ayın tüm zamanlardaki rekorunu elde ettik. Eylül ayında da 20 milyar doları bulacağımızı ümit ediyoruz. Daha önemlisi ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 85 seviyesine çıkmış olmasıdır. Geçmişte yüzde 55’ler düzeyine kadar inen bu oranın geldiği seviye Türk ekonomisinin ve ihracatının ne kadar sağlıklı yol aldığının işaretidir.”

Erdoğan, ikinci çeyrekte yüzde 21,7 gibi rekor bir büyüme kaydeden Türkiye ekonomisinin bu başarısına mal ve hizmet ihracatının katkısının 10,8 puan olduğunu dile getirerek, net ihracatın büyümeye katkısının da 6,9 puan olarak gerçekleştiğini vurguladı.

Bu oranın son 23 yıldır açıklanan büyüme rakamlarına, en yüksek ihracat katkısı olarak kayıtlara geçtiğini vurgulayan Erdoğan, dünyada Türkiye’nin ihracattaki bu yükselişiyle karşılaştırılacak pek az örnek olduğunu kaydetti.

İhracatçıların yazdığı bu başarı hikayesini daha da ileri taşıdıklarını dile getiren Erdoğan, yakın coğrafyalarda yoğunlaşan ihracat ağını çok daha uzak coğrafyalara doğru genişlettiklerini söyledi.

“İhracatımızı 81,5 milyar dolara çıkarmak için hazırladığımız eylem planını açıklıyoruz”

Erdoğan, bugüne kadar ihracatın üçte ikisini menzili 2 bin kilometre olan ülkeler oluşturduğunu belirterek, “Artık 8 bin kilometre menzili hedef olan uzak ülkeler stratejisini hayata geçiriyoruz. Amacımız uzak coğrafyalardaki ülkelerin ithalatlarında ülkemizin payını 4 kat artırmaktır. Bu doğrultuda 84,5 trilyon dolar büyüklüğüyle dünya ekonomisinin yüzde 64’ünü oluşturan 17 ülkeye ihracatımızı 81,5 milyar dolara çıkarmak için hazırladığımız eylem planını önümüzdeki günlerde açıklıyoruz.” ifadelerini kullandı.

İhracatçılarla yeni kıtalara ve yeni fırsatlara doğru ilerleyecek bir döneme girildiğini anlatan Erdoğan, yeni fırsatlar ve yeni atılımların beraberinde yeni ihtiyaçları da getirdiğini belirtti.

Erdoğan, hedeflere ulaşabilmek için bu yeni ihtiyaçları karşılayacak yeni imkanlar geliştirilmesi gerektiğini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün burada artan ihracatımızın hızına uygun finansmanı sağlayacak yeni bir mekanizma kurmakta olduğumuzun müjdesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Kuracağımız İhracatı Geliştirme Fonu ile ihracatçılarımıza sağladığımız diğer desteklere ilave olarak sadece sizlerin erişimine açık bir finansman kaynağı oluşturuyoruz. Türkiye İhracatçılar Meclisi ve ihracatçı birliklerimizin katkılarıyla oluşacak bu fon sayesinde ihracatçılarımızın finansmana erişiminde teminat sorunu ortadan kalkacaktır. İhracatı Geliştirme Fonu’nun şimdiden ülkemize ve sizlere hayırlı olmasını diliyorum. Ayrıca EximBank’ı, sermayesini de arttırarak yeniden yapılandırıyor daha işlevsel, daha güçlü hale getiriyoruz. Böylece nitelikli insan kaynağını arttırmak, rekabetçi ve verimli teknolojik bir altyapı oluşturmak suretiyle ihracatçılarımızın teknik bilgi birikiminin güçlenmesini sağlayacağız. Bu şekilde başlayacak dönüşüm, ihracatçılarımızın hizmet standartlarını ve iş yapma deneyimlerini olumlu yönde geliştirirken, bürokrasiyi azaltacak ve kaynakların verimli kullanımını temin edecektir.”

“Fuar merkezini en kısa sürede ülkeye kazandıracağız”

Bugün paylaşacağı bir başka müjdenin de İstanbul’u, ülkenin kapasitesine uygun bir fuar merkezine kavuşturmak için atacakları adım olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yönetiminde ihracatçıların tek çatı kuruluşu Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin de yer alacağı bu fuar merkezini en kısa sürede ülkeye kazandıracaklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asya, Avrupa ve Afrika’nın buluşma noktası İstanbul’u fuar merkezi haline getirerek, küresel ticaretin kalbi konumuna çıkarmanın kendileri için bir kararlılık olduğunu belirtti.

Türkiye’nin yaklaşık iki asrı bulan demokrasi ve kalkınma arayışlarında tarihinin en zirve noktasında bulunduğunu ifade eden Erdoğan, Sanayi Devrimi’ni kaçıran, bilgi ve teknoloji devriminde yeteri kadar hızlı davranamayan bir ülke olarak küresel, siyasi ve ekonomik sistemin yeniden yapılanma sancılarını yaşadığı şu dönemi en iyi şekilde değerlendireceklerini vurguladı.

Geçen 19 yılda kurdukları güçlü demokrasi ve kalkınma altyapısı sayesinde, büyük ve güçlü Türkiye hedefi doğrultusunda kararlı adımlarla ilerleyebildiklerini belirten Erdoğan, “İstikrar ve güven iklimini, vesayetin oyunlarına, terör örgütlerinin saldırılarına, darbe girişimlerine, nice iç ve dış tuzağa rağmen koruyarak bugünlere geldik.” dedi.

“Salı günü Amerika’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda da ifade edeceğim gibi önümüzdeki dönemde yeni küresel sistemde hak ettiğimiz yeri almak için üzerimize ne düşüyorsa yapmakta kararlıyız.” diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, bize bu konuda ihtiyacımız olan yönetim kapasitesini sağlamıştır. İş dünyamızın da küresel ekonominin yeni taleplerine ve yönelimlerine hızla cevap verebilecek kabiliyete sahip olduğuna ben yürekten inanıyorum. İhracatçılarımız bu yeni dönemin de evvelallah lokomotifleri olacaktır. Türkiye’yi nasıl 2023 hedeflerine beraberce ulaştıracaksak, 2053 ve 2071 vizyonlarının da ana taşıyıcılarından birinin sizler olacağından hiç şüphe duymuyorum.”

Erdoğan, İhracatın Şampiyonları Ödülü’ne layık görülen firmaları ve iş insanlarını tebrik ederek, bundan sonraki süreçte de başarılarının devamını diledi.

Notlar

Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ve davetliler katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, ressam İsmail Acar tarafından resmedilen tabloyla “Türkiye’nin ilk bin ihracatçısı” kitabı Gülle tarafından takdim edildi.

Türkiye’nin 2020 yılında en çok ihracat yapan firmalarına ödülleri de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verildi. Ödül alan firma temsilcileri Erdoğan ve bakanlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

Ampute Futbol Milli Takımı, Avrupa Şampiyonası’nda finalde

Polonya’nın Krakow kentinde düzenlenen Avrupa Ampute Futbol Şampiyonası‘nda milli takım, yarı finalde Rusya’yla karşılaştı.

Rusya, maçın 14. dakikasında Igor Gamaonov’un attığı golle 1-0 öne geçti. Kemal Güleş’le 21. dakikada maça dengeyi getiren milliler, Rahmi Özcan’ın 24. dakikadaki golüyle 2-1 üstünlük kurdu. Rusya 25+2’de Dmitrii Udalov’la bir gol daha buldu ve ilk yarı 2-2 berabere bitti.

İkinci yarıya hızlı başlayan ay-yıldızlı ekip, 32. dakikada Rahmi Özcan’ın frikik golüyle 3-2 öne geçti. Rusya’da 42. dakikada Valerii Sadavskii’nin kendi kalesine attığı golle Türkiye farkı 2’ye çıkardı: 4-2.

Maçın 50+4. dakikasında Kemal Güleş’le bir gol daha bulan Türkiye, 5-2’lik galibiyetle finale adını yazdırdı.

Son şampiyon Türkiye, finalde yarın ev sahibi Polonya’yı 2-1 yenen İspanya’yla karşılaşacak.

Kovid-19’un Delta varyantı hamilelerde ölüm riskini artırıyor

Ankara Şehir Hastanesi Kadın Doğum Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Özlem Moraloğlu Tekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 mutasyonlarının vaka sayılarında artışı beraberinde getirdiğini, bunun hamilelere de yansıdığını söyledi.

Delta varyantıyla birlikte özellikle son 3 ay içerisinde hastane ve yoğun bakıma yatışlarda artış görüldüğüne işaret eden Tekin, Kovid-19’un geçen seneye göre gebelerde bu yıl daha ağır bir tablo çizdiğini, ölüm riskinde 4-5 kat artış yaşandığını belirtti.

Ankara Şehir Hastanesi’nde salgının ilk günlerinden itibaren hamile Kovid-19 vakalarının tedavisinin de gerçekleştirildiğini belirten Tekin, “Hastanemizde geçen yılla kıyasladığımızda bir yıldaki gebe ölüm sayısına bu sene Delta varyantı nedeniyle neredeyse bir ayda ulaşıldı. Kovid-19 gebelerde gerçekten ağır seyrediyor.” diye konuştu.

Aşılanmanın bu nedenle büyük önem taşıdığını vurgulayan Tekin, “mRNA ve inaktif Kovid-19 aşıları, kesinlikle canlı aşılar değil. Bebekte doğumdan sonra bir yan etki oluşturmuyor, aksine antikor oluşmasını sağlıyor. Lütfen gebelerimiz aşıya makul baksınlar, kendilerini korusunlar. Evdeki yaşlılarını ve çocuklarını da düşünerek gebelik süreci ve emzirme döneminde mutlaka aşılansınlar.” çağrısında bulundu.

Obezitesi, tansiyonu olan hamilelerde tablo çok daha ağır

Prof. Dr. Tekin, yoğun bakımdaki hamilelerin durumuna ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Salgının ilk dönemlerinde yoğun bakıma giden gebelerimizin servise dönüşleri daha fazlaydı. Ne yazık ki son üç ayda yoğun bakıma yolladığımız gebelerden durumu düzelip servise aldığımız gebe sayısı daha az olmaya başladı. Bunda Delta varyantının gebelikte ağır seyretmesi, pek çok gebelik komplikasyonunu artırması etkili. Özellikle obezitesi, tansiyonu, kalp, şeker hastalığı olan gebelerimizde tablonun çok daha ağır bir seyir izlediğini görüyoruz.”

Aşılama sürecinin başında hastanedeki hamile Kovid-19 hastalarıyla yapılan çalışmada aşı olmak isteyenlerin oranının yüzde 35’lerde çıktığını, bunun en büyük nedenleri arasında “Bebeğimde yan etki olur mu?” endişesi ile aşılarla ilgili yanlış bilgilerden kaynaklı düşüncelerin bulunduğunu anlatan Tekin, hamilelerde Kovid-19 aşılarının güvenli olduğuna ilişkin binlerce kişiyle yapılan uluslararası çalışmalara dikkati çekti.

Tekin, aşı yaptıran hamilelerde yoğun bakıma yatışların daha az ve hastalığın daha hafif seyrettiğine işaret ederek Kovid-19 aşılarının hamileliğin her döneminde güvenle kullanılabileceğine ilişkin verilerin ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezince yayımlandığını dile getirdi.

“Şu anda Kovid-19 servisimizde yatan gebelerin hiçbiri aşılı değil”

Kadın Doğum Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tekin, “Aşıyı gebelikte de kesinlikle öneriyoruz. Şu anda Kovid-19 servisimizde 25 gebemiz yatıyor ve ne yazık ki hiçbiri aşılı değil.” ifadesini kullandı.

Hamile Kovid-19 vakalarında en sık görülen komplikasyonlara ilişkin bilgi veren Tekin şunları kaydetti:

“Özellikle gebelik esnasında en sık gördüğümüz komplikasyonlar, erken doğum. Bebeğin durumunun bozulmasına bağlı olarak mecbur kalıp sezaryene alıyoruz. Düşük ve komorbidite (ek hastalık) riski artıyor. Özellikle yoğun bakıma gidişte 4-5 kat artış görüyoruz. Gebelerimiz solunum sıkıntısını daha fazla yaşıyor, akciğer problemlerinin daha fazla olduğunu gözlemliyoruz. 100 bin gebe verisiyle yeni yayımlanan bir çalışmaya göre, hamilelerde Kovid-19 sebebiyle ölüm riski 22 kat fazla.”

“Bugüne kadar 2 bin 500 Kovid-19 gebe takip ettik”

Prof. Dr. Tekin, anne karnındaki bebeğe Kovid-19 bulaşma ihtimali bulunmadığının altını çizerek doğumdan sonraki bulaşı ihtimaline karşı da doğumhanede özel önlemler alındığını dile getirdi.

Son yapılan çalışmalarda sezaryen doğumlarda bebeğe Kovid-19 bulaşının normal doğuma göre daha fazla olduğunun tespit edildiğini aktaran Tekin, “Biz de bu anlamda normal doğuma ağırlık vermeye çalışıyoruz. Bugüne kadar 2 bin 500 Kovid-19 gebe takip ettik, 800 civarında doğum yapıldı. Bu kişilerin yaklaşık yüzde 40-yüzde 50’sini normal doğumla sonuçlandırmaya çalıştık.” şeklinde konuştu.

Tekin, hamilelerin aşılanmanın yanı sıra kalabalık ortamlardan uzak durmasının, maske, mesafe ve hijyen tedbirlerine uymasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

 Van’dan gelen anne: “Bilseydim 10 kere aşı olurdum”

Hastanede hamile Kovid-19 vakaları için ayrılan “Kovid-19 gebe servisinde” tedavi gören 29 yaşındaki Fatma Aybar, hastaneye Van’ın Başkale ilçesinden sevkle geldiğini, 32 haftalık hamile olduğunu anlattı.

Bebeğinin cinsiyetinin kız olduğunu dile getiren Aybar, “Üç çocuğum var. Aşımı olmamıştım. Gebelere aşı yapıldığını bilmiyordum, bilseydim bir değil 10 defa bile olurdum. Ne kendimi ne de bebeğimi zor duruma düşürmeyi asla istemezdim.” dedi.

Bir haftadan fazladır Kovid-19 tedavisi gördüğünü ve kendisine çok iyi bakıldığını vurgulayan Aybar, “Kovid-19 bende ciddi nefes darlığıyla başladı. Sesim değişti, öksürük başladı. Vücut ve baş ağrılarım, ateşim oldu. Çok şükür son testim negatif çıktı, atlattım.” diyerek “Annelere mutlaka aşı olmalarını tavsiye ediyorum. Benim gibi bebeklerini de kendilerini de zor duruma düşürmesinler.” çağrısında bulundu.

Şu an Van’da olan evlatlarına özlemini anlatırken gözyaşlarını tutamayan Aybar, “Çocuklarımla çok kısa süre konuşabiliyorum. Mesafe var, ağlıyorlar, kıyamıyorum, doyamıyorum onlara. Çok özledim.” diye konuştu.

İngiltere, Türkiye’yi seyahat sonrası zorunlu otel karantinası gerektiren kırmızı listeden çıkardı

İngiltere Ulaştırma Bakanlığı, Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında oluşturduğu seyahat listesinde güncelleme yaptı.

Güncellemede, Türkiye, Pakistan, Maldivler, Mısır, Sri Lanka, Umman, Bangladeş ve Kenya’nın yer aldığı 8 ülke, İngiltere’ye gelecek İngiliz vatandaşları ve İngiltere’de oturum iznine sahip kişilere otelde zorunlu karantinanın uygulandığı kırmızı listeden çıkarıldı.

Tek bir “kırmızı liste” olacak

4 Ekim’den itibaren kırmızı, sarı ve yeşil ülkelerin yer aldığı mevcut trafik ışığı sistemi kaldırılacak ve yalnızca tek bir “kırmızı liste” yer alacak.

Ayrıca, kırmızı listede olmayan ülkelerden gelen tam aşılı yolcular, PCR testleri yerine daha ucuz olan yanal akış testleri yaptırabilecek.

Ulaştırma Bakanı Grant Shapps, yaptığı açıklamada, 4 Ekim’den itibaren uluslararası seyahatler için yeni ve basitleştirilmiş bir sistem sunacaklarını belirterek mevcut yaklaşımı tek bir “kırmızı liste” ile değiştirdiklerini belirtti.

Kırmızı listede yer alan ülkelerden gelenlerin, bedelini kendileri ödeyerek 10 gün havalimanı yakınlarındaki otellerde kalmaları gerekiyor.

Seyahat listesinde 5 Ağustos’ta yapılan güncellemeye göre, daha önce 1750 sterlin ödenen zorunlu otel karantinası ücretleri ise 12 Ağustos itibarıyla 2 bin 285 sterline çıkarılmıştı.

Afganistan’daki BM misyonu UNAMA’nın görev süresi 6 ay uzatıldı

Taliban’ın Afganistan’da kontrolü ele geçirmesinin ardından ülkedeki BM misyonunun geleceği sorgulanırken, BM Güvenlik Konseyi, UNAMA’nın görev süresi 6 ay daha uzattı.

Kararda, özellikle kadınların da eşit bir şekilde temsil edileceği kapsayıcı ve temsili bir hükümet kurulmasına vurgu yapan BM Güvenlik Konseyi, kadın, kız çocukları ve azınlıkların haklarına saygı duyulması çağrısı yaptı.

Tüm taraflara güvenli ve engelsiz insani erişim çağrısı yapılan kararda, Afgan topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik terör saldırısı düzenleme, terör eylemleri planlama, terörü finanse etme, teröristleri barındırma ve eğitmek için kullanılmaması gerektiği belirtildi.

BM Güvenlik Konseyi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’ten ise 31 Ocak 2022’ye kadar son siyasi, güvenlik ve sosyal gelişmeler doğrultusunda UNAMA için stratejik ve operasyonel tavsiyeler içeren bir rapor sunmasını istedi.

UNAMA, Afganistan’da 2002 yılından beri görev yapıyor.

2021-YKS Ek Yerleştirme Kılavuzu yayımlandı

Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün,  sosyal medya hesabındaki paylaşımında, tercihlerin 20-23 Eylül’de kurumun internet sitesi ve ÖSYM AİS mobil uygulamasından yapılabileceğini belirtti.

ÖSYM’nin internet sitesinde yer alan bilgilendirmede ise adayların, 2021-YKS Ek Yerleştirme tercihlerini T.C. kimlik numaraları ve şifreleriyle bireysel olarak yapacağı hatırlatıldı.

Tercih işlemlerinin 20 Eylül saat 10.00’da başlayacağı ve 23 Eylül saat 23.59’da sona ereceği kaydedilen bilgilendirmede, adayların kılavuzu dikkatle incelemeleri, tercihlerini kılavuz bilgileri doğrultusunda yapmaları tavsiyesinde bulunuldu.

Bilgilendirmede, “Ek yerleştirme işlemleri, 2021-Yükseköğretim Kurumları Sınavı Kılavuzu, 2021-YKS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu ile 2021-YKS Yükseköğretim Programlarına Ek Yerleştirme Kılavuzu‘nda belirtilen kurallar doğrultusunda yapılacaktır.” ifadelerine yer verildi.

BDDK 50 bin liranın üzerindeki tüketici kredilerinde vadeyi 24 aya indirdi

BDDK’nın resmi internet sitesinde yayımlanan karara göre, Kurul dünkü toplantısında “Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelik”, “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik”, “Kredi Yönetmeliği” ve “Finansal Kurumlar Yönetmeliği” uyarınca tüketici kredilerinde vade sınırını inceledi.

Alınan kararlar kapsamında, tüketici kredilerine ilişkin genel vade sınırı kredi tutarı 50 bin liranın üzerinde olan krediler için 36 aydan 24 aya indirildi.

Karar tarihinden önce kullandırılan bu kapsamdaki kredilerin ise borç bakiyeleri 50 bin liranın üzerinde olsa dahi, borçlu tarafından talep edilmesi durumunda en fazla 36 ay ile sınırlı olmak üzere yeniden yapılandırılabilmesi kararlaştırıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Akkuyu Nükleer Santrali 1. ünitesi 2023’ün Mayıs ayında tamamlanacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış töreninde, Mersinli vatandaşlarla bir araya gelmekten büyük mutluluk duyduğunu vurgulayarak, bugünkü törende son dönemde şehre kazandırılan eser ve hizmetlerin toplu açılışını gerçekleştireceklerini ifade etti.

Yatırım bedeli 3 milyar 260 milyon lirayı bulan bu eserler arasında eğitimden sağlığa, ulaşımdan sanayiye ve turizme kadar her alanda tesisin bulunduğunu aktaran Erdoğan, eğitim alanında aralarında Toroslar Cahit Zarifoğlu Anadolu Lisesi’nin de yer aldığı çeşitli yatırımların bugün resmen hizmete açılacağını belirtti.https://www.youtube.com/embed/FDO74DoSZ8Q

Erdoğan, sağlıkta Anamur Devlet Hastanesinin, ulaşımda bölünmüş yol ve kavşaklarıyla Mersin Gözne Yolu’nun açılışını yapacaklarını, Mezitli Hükümet Konağı, Erdemli Adalet Sarayı, Emniyet Müdürlüğü, Çevik Kuvvet ve Özel Harekat hizmet binaları gibi kamu yatırımlarının da bugün resmen hizmete alınacağını söyledi.

Mersin’in önemli turizm alanlarından Cennet-Cehennem Ören Yeri ve Meryem Ana Kilisesi restorasyonunun tamamlandığını, buraların yanı sıra BN Termal Otelin ve Emir Sultan Camisi’nin resmi açılışlarını da bugün yaptıklarını belirterek, “Özel sektörümüzün Mersin’de 1,2 milyar liralık yatırımla hayata geçirdiği 19 ayrı projenin açılışını da buradan gerçekleştiriyoruz. Tarsus Organize Sanayi Bölgemizin 3. kısmı ile modern fabrika ve yenilik merkezimizi de bugün resmen hizmete veriyoruz.” bilgisini paylaştı.

Erdoğan, tüm bu eser ve hizmetlerin hayırlı olması temennisinde bulunarak, yatırımların Mersin’e kazandırılmasında emeği geçen herkesi tebrik etti.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplu açılış törenine gelmeden önce Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin inşaatında incelemelerde bulunduğunu anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mühendislerimizin ve işçilerimizin gayretleriyle santral inşaatının hızla yükseldiğine şahit oldum. 10 bini Türk, 3 bini Rus olmak üzere t13 bin mühendisin çalıştığı böyle bir eserin inşallah 1. ünitesi 2023’ün mayısında bitecek. Kendi alanında en son ve en güvenli teknolojiyle inşa edilen Türkiye’nin ilk nükleer santralinin bu ünitesini inşallah 2023 mayısına yetiştireceğiz.

Bu projeyi 2023 hedeflerimizin önemli sembollerinden biri olarak görüyoruz. Dünyada 32 ülkede 443 nükleer santral halen faaliyette, 19 ülkede 51 nükleer santral inşa safhasında iken Türkiye’yi bu imkandan mahrum bırakmak isteyenlerin derdi başkadır. Akkuyu’daki tesis, üreteceği elektrikle kalkınmamıza, karbon emisyonunda sağlayacağı azaltımla çevremize, teknolojisiyle bu alandaki atılımlarımıza çok önemli katkılar sağlayacaktır. İklim değişikliği tartışmalarının giderek arttığı bir dönemde, bizim gibi ülkeler için halen en önemli enerji kaynağı alternatifi nükleer santrallerdir.”

“Amacımız ülkemizi en kısa sürede 2’nci, 3’üncü nükleer santrallerine kavuşturacak adımları da atmaktır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amacımız ülkemizi en kısa sürede 2’inci, 3’üncü nükleer santrallerine kavuşturacak adımları da atmaktır.” ifadesini kullandı.

Akkuyu Nükleer Güç Santralinde 4 ünite yapılacağını aktaran Erdoğan, “Mersin, bu önemli yatırıma ev sahipliği yaparak büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasında da en önde olduğunu ispatlamıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, Akkuyu’daki bu stratejik yatırımın ülkeye kazandırılması ve inşasında emeği geçenleri tebrik ederek, şunları kaydetti:

“Mersin Limanı ve Serbest Bölgesi, ülkemizin en önemli dış ticaret merkezlerinden biridir. Bu yılın ilk 7 ayında Mersin’den yapılan ihracat 2,2 milyar doları geçerken yine bu bölgeden yapılan ithalat da 2 milyar doları bulmuştur. Serbest bölgede faaliyet gösteren firmalarımız, 10 bin kişilik istihdamları ve ocak-ağustos döneminde 2,2 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmi ile ekonomimize çok ciddi katkı sağlıyorlar.”

Erdoğan, Mersin’deki bu güzel tablonun gelişerek sürmesi için her türlü desteği sağladıklarını vurguladı.