Türkiye’nin koronavirüsle mücadelesinde son 24 saatte yaşananlar

Sağlık Bakanlığının “covid19asi.saglik.gov.tr” adresinde yer alan anlık verilere göre, 23 Temmuz saat 23.00 itibarıyla, uygulanan birinci doz aşı sayısı 39 milyon 291 bin 878, ikinci doz aşı sayısı 22 milyon 152 bin 717 oldu. Üçüncü dozla birlikte yapılan toplam aşı miktarı 65 milyon 174 bin 925’e yükseldi.

İstanbul’da 12 milyon 14 bin 718, Ankara’da 5 milyon 275 bin 499, İzmir’de ise 4 milyon 398 bin 2 doz aşı yapıldı.

Sağlık Bakanlığınca Günlük Koronavirüs Tablosu, “covid19.saglik.gov.tr” adresinden paylaşıldı.

Buna göre, Türkiye’de son 24 saatte 219 bin 528 Kovid-19 testi yapıldı, 11 bin 94 kişinin testi pozitif çıktı, 60 kişi hayatını kaybetti. İyileşenlerin sayısı ise 5 bin 215 oldu.

18 yaş üstü nüfusta birinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 63,26, ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 35,54 olarak kayıtlara geçti.

“Aşınızı olun”

Sosyal medya hesabından günlük tabloyu paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Yarın bugünden daha iyi olsun istiyorsanız tedbirlere uyun. Aşınızı olun. Verilen emekler, milletçe hepimizin emeğidir.” ifadelerini kullandı.

Salgınla mücadele kapsamında uygulanan aşı kampanyasında 65 milyon dozun geçildiğini belirten Koca, “Aşısını yaptıranlar arasında yerimizi alalım.” çağrısında bulundu.

Hindistan’daki sel ve heyelanlarda ölenlerin sayısı 100’e yükseldi

Yerel yetkililer, daha önce 47 olarak açıklanan ölü sayısının Maharaştra eyaletindeki heyelanlar nedeniyle 100’e yükseldiğini ve 30 kişinin kayıp olduğunu duyurdu.

Hindistan Başbakanı Narendre Modi, yaptığı açıklamada, can kayıplarından dolayı üzüntüsünü dile getirerek Maharaştra eyaletindeki durumun yakından takip edildiğini ve mağdurlara yardım yapıldığını belirtti.

Maharaştra ve diğer eyaletlerinde şiddetli muson yağmurları nedeniyle toprak kaymaları yaşanırken binlerce insanın mahsur kaldığı ifade ediliyor.

Hindistan Donanması, Maharaştra eyaletindeki mağdurları tahliye etmek için kurtarma ekiplerinin seferber edildiğini bildirdi.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin ibadete açılmasının üzerinden bir yıl geçti

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra ilk cuma namazını kıldığı “fethin sembolü” Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin yeniden ibadete açılmasının üzerinden bir yıl geçti.

Geçen yıl 24 Temmuz’da kılınan cuma namazıyla yeniden ibadete açılan camide Müslümanlar sabah namazını eda etti.

Farklı ülkelerden Müslümanların akınına uğrayan camiye namaz vaktinden önce gelenler, Kur’an-ı Kerim okuyarak ve dua ederek vakit geçirdi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın kıldırdığı namaz öncesi cemaat, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele tedbirlerine uygun saf tuttu.

Erbaş, namaz sonrası cemaate hitabında, “Çocuk sesleriyle Ayasofya’da namaz kılmamız çok güzel oluyor. İyi oluyor. Her vakit çocuk sesleri olsun inşallah. Komşularınıza söyleyin, anlatın. Camilerimiz cemaatsiz, gençsiz, çocuksuz kalmasın.”dedi.

Almanya’dan memleketi Konya’ya giderken Ayasofya’ya namaz kılmak için uğrayan Mehmet Eken, şunları kaydetti:

“Özellikle burayı ziyaret için eşimle geldim. Nasip oldu bizlere de. Bir yıl önce açıldı, uzun zamandır beklediğimiz bir şeydi. Ali Erbaş Hocamızın da sabah namazını kıldırması ayrı bir mutluluk oldu. Allah inşallah şuurlu cemaatin sayısını artırsın. Bu, bizim ve İslam alemi için ayrı bir mutluluk. Bazı yabancıların konuşmalarına kulak misafiri olduk. ‘Recep Tayyip Erdoğan’ın açtırdığı Ayasofya’dan arıyorum.’ diyorlardı. Bunlar Cumhurbaşkanımızın reklamı değil, İslam alemine verilen bir mesajdır.”

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde sabah namazını kılan Yusuf Vatandaş da “Camide yıl dönümü dolayısıyla sabah namazını kıldık. Allah bizlere bugünleri gösterdi. Açanlardan Allah razı olsun. Tüm ümmetin de geçmiş Kurban Bayramı mübarek olsun.” diye konuştu.

İtalya Yüksek Sağlık Enstitüsü: Pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi İtalya’da da vakalar artıyor

İtalya Sağlık Bakanlığının verilerine göre, ülkede son 24 saatte yapılan 237 bin 635 testte 5 bin 143 kişiye Kovid-19 tanısı konuldu. Böylece üst üste ikinci günde günlük vaka sayısı 5 binin üstünde kaydedildi.

Salgının başladığı şubat 2020’den bu yana vaka sayısı 4 milyon 307 bin 535’e ulaştı.

Ülkede aktif Kovid-19 hasta sayısı 58 bin 752’ye çıktı.

İtalya’da son 24 saatte virüsten hayatını kaybedenlerin sayısı ise 17 artarak 127 bin 937’ye yükseldi.

İyileşenlerin sayısı da 1239 artışla 4 milyon 120 bin 846’ya ulaştı.

Kovid-19’a karşı yaygın aşılama kampanyasının 27 Aralık 2020’de başladığı ülkede bugün itibarıyla 64 milyon 122 bin 110 doz aşı uygulandı. Tüm aşıları tamamlananların sayısı 29 milyon 198 bin 814 oldu. Ülkede tüm aşıları tamamlananların 12 yaş üstü nüfusa oranı yüzde 54,06 oldu.

Salgına dair haftalık rapor açıklandı

İtalya Yüksek Sağlık Enstitüsü (ISS), salgının gidişatına dair haftalık raporunu açıkladı.

ISS Başkanı Prof. Silvio Brusaferro, raporu açıklarken, ülke genelinde virüs bulaşma katsayısındaki (Rt endeksi) yükselişe dikkati çekerek, “Rt’nin 1,55 civarında bir değerde olduğu tahmin ediliyor. Ortalama enfeksiyon yaşının 25’e, yoğun bakıma alınma yaşının ise 55’e düşmekte olduğu görülüyor.” dedi.

Brusaferro, ülkede hemen hemen tüm bölgelerde virüsün özellikle Delta varyantı yayılımının arttığını söyledi.

Silvio Brusaferro, “Pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi İtalya’da da vakalar artıyor. Avrupa haritasına baktığınızda birçok ülkenin yeşil renkten, sarı ve yoğun kırmızıya döndüğünü görüyorsunuz. Bu hafta içinde İtalya’da da bazı bölgelerin, Danimarka’nın, Fransa’nın büyük kısmının sarı renge döndüğünü görüyoruz. Ayrıca İrlanda kırmızı, İberya yarımadası kırmızı, Yunanistan sarı ama Girit adası kırmızı.” diye konuştu.

Brusaferro, yeni vakaların özellikle genç nüfusta; 10-19 ile 20-29 yaş gruplarında görüldüğünü söyledi.

Türkiye’den Maraş açılımına ilişkin BM ve çeşitli ülkelerin açıklamalarına tepki

Dışişleri Bakanlığı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından 20 Temmuz’da açıklanan, Maraş açılımının ikinci aşaması hakkında BM Güvenlik Konseyi tarafından yapılan Başkanlık Açıklaması ile çeşitli ülkelerin yaptıkları açıklamalara, “Ada’daki gerçeklerle bağdaşmayan ve asılsız iddialara dayanan açıklamaları tümüyle reddediyor ve bunlara ilişkin KKTC’nin verdiği cevapları tamamıyla paylaşıyoruz.” ifadesiyle tepki gösterdi.

Dışişleri, KKTC hükümetinin Maraş açılımının ikinci aşamasına yönelik kararı hakkında yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, KKTC Cumhurbaşkanı Tatar tarafından 20 Temmuz’da açıklanan, Maraş açılımının ikinci aşaması hakkında BM Güvenlik Konseyi tarafından yapılan Başkanlık Açıklaması ile çeşitli ülkelerin yaptıklarına açıklamalara ilişkin, “Ada’daki gerçeklerle bağdaşmayan ve asılsız iddialara dayanan açıklamaları tümüyle reddediyor ve bunlara ilişkin KKTC’nin verdiği cevapları tamamıyla paylaşıyoruz.” ifadesine yer verildi.

“Bu açıklamalar Maraş’ın KKTC toprağı olmadığı, KKTC’nin Maraş’taki mülklere el koyacağı ve buraya mülkiyet hakları hilafına yerleşimciler getireceği gibi mesnetsiz iddialara ve Rum-Yunan kara propagandasına dayanmaktadır.” ifadesi kullanılan açıklamada, Maraş’ın KKTC toprağı olup, KKTC makamlarının iyi niyetli yaklaşımı çerçevesinde zamanında yerleşime açılmadığı, askeri bölge olarak ilan edildiği hatırlatıldı.

Açıklamada, KKTC hükümetinin, geçtiğimiz ekim ayında 47 yıldır kapalı tutulan ve artık çevresel tehlikeler de yaratmaya başlayan Maraş’ın iki ana caddesini ve plajını halka açtığı, son olarak da Maraş’ın yüzde 3,5’una tekabül eden pilot bölgenin askeri bölge statüsünü kaldırdığına işaret edildi.

KKTC makamlarınca Maraş açılımı kapsamında alınan tüm kararların mülkiyet haklarına saygı çerçevesinde olup, uluslararası hukukla tamamen uyum içinde olunduğu vurgulanan açıklamada, iddia edildiğinin aksine, BM Güvenlik Konseyi kararlarının ihlal edilmesinin söz konusu olmadığı gibi BM Güvenlik Konseyi kararlarının mülkiyet ve egemenlik haklarının üzerinde olmadığı vurgulandı.

Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği üzere, bu adımlarla Maraş’ta yeni mağduriyetlerin oluşmayacağı, herkesin yararına olacak şekilde, mevcut mağduriyetlerin giderileceği kaydedildi.

“Öte yandan, BM Güvenlik Konseyi maalesef Kıbrıs meselesinde de sahadaki gerçekleri görmemekte ısrar etmektedir.” ifadesi kullanılan açıklamada, on yıllarca süren çabaların, Türk tarafının tüm iyi niyetine rağmen, Kıbrıs Rum yönetiminin uzlaşmaz tutumu nedeniyle, iki kesimli, iki toplumlu federal çözüme ulaşılmasını sağlamadığı, taraflar arasında bu model üzerinde görüş birliği yokken, halen federal çözümde ısrar etmenin artık Konsey’in itibarına zarar verdiği belirtildi.

Açıklamada, Kıbrıs meselesinin adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulmasına yönelik yeni bir müzakerenin başlamasının, ancak Kıbrıs Türk halkının eşit egemenliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesiyle mümkün olduğu aktarıldı.

“Bu anlayışla, BM Güvenlik Konseyi’ni, Rum-Yunan ikilisinin yanıltıcı propagandasından kurtulmaya, ayrıca KKTC’nin, Maraş konusunda hukuka uygun olarak attığı adımlarını ve Cenevre’de sunduğu yapıcı ve gerçekçi önerisini desteklemeye davet ediyoruz.” çağrısı yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Kıbrıs Rum tarafını hukuka aykırı şekilde AB’ye alan, hatta bu kararın siyasi olduğunu da pişkince söyleyen AB’nin ve o dönemdeki hukuksuzluğa arka çıkan bazı Avrupa ülkelerinin şimdi hukuktan dem vurmasının hiçbir değeri yoktur. Bu güruhun bize hukuk dersi vermeye kalkması ise tam bir garabettir.

Bu güruhu ve uluslararası toplumu bir kez daha Ada’daki gerçeklerle yüzleşmeye, Kıbrıs Türk halkına yaptıkları haksızlıklara son vermeye, Kıbrıs Türk halkının iradesine ve 1960’ta kazandığı egemen eşitliğine ve eşit statüsüne saygı göstermeye çağırıyoruz.”

BM Güvenlik Konseyi’nden Kıbrıs’ta Maraş bölgesinin açılması kararına kınama

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Kıbrıs’ta kapalı Maraş bölgesinin bir kısmının açılacağının belirtilmesinin ardından “Türk ve Kıbrıslı Türk liderleri kınadığını” açıkladı.

BMGK’de “Kıbrıs’ta durum” konulu yapılan kısa toplantı sonrası yayımlanan başkanlık açıklamasında, “Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’ta Türk ve Kıbrıslı Türk liderlerin 20 Temmuz’da çitle çevrili Maraş bölgesinin bir bölümünün yeniden açılmasına ilişkin açıklamasını kınıyor.” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, BMGK’nin önceki kararlarına ve açıklamalarına aykırı olan bu tek taraflı eylemlerden derin üzüntü duyduğu belirtilerek, kararın bir an önce geri alınması ve bölgede gerginliği artıracak tek taraflı hareketlerden kaçınılması çağrısı yapıldı.

Söz konusu başkanlık açıklaması, önceki gün İngiltere tarafından hazırlanıp BMGK’ye sunulmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Temmuz’daki Kuzey Kıbrıs ziyaretinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte yaptığı açıklamada, “Kapalı Maraş” bölgesinin bir kısmının açılacağını duyurmuş, buna ek olarak Ada’da iki devletli çözüm önerisini bir kez daha tekrarlamıştı.

Erdoğan, şu ifadeleri kullanmıştı:

“Atılan adımlarla Maraş’ta yeni mağduriyetler oluşturulmayacak, bilakis mevcut mağduriyetler giderilecektir. Bizim kimsenin toprağında, hakkında, mülkünde gözümüz yoktur. Kimse de bizim ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hakkına el uzatamaz. Cumhurbaşkanı Sayın Tatar’ın bizlerle paylaştığı kararla Maraş’ta hayat yeniden başlayacaktır.

Mülkiyet haklarına riayet edilerek yürütülen bu çalışmalar ışığında artık Maraş’ta herkesin yararına olacak yeni bir dönemin kapıları açılacaktır. Açılımın öncelikle Kapalı Maraş’ın yüzde 3,5’ine tekabül eden pilot bölgede başlayacak olması Kıbrıs Türk makamlarının bu konuya ne kadar hassas yaklaştığını ortaya koyuyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Arhavi’de hasar tespit çalışmaları sürüyor, hak sahiplerine ödemeler en kısa zamanda yapılacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şiddetli yağış nedeniyle sel meydana gelen Artvin’in Arhavi ilçesinde, Yeni Cami’den vatandaşlara hitap etti.

Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti (KKTC) seyahatinde, Arhavi’de meydana gelen sel felaketini oradan takip ettiğini anımsatan Erdoğan, ilçenin felaket karşısında çok anlamlı bir feraset, anlamlı bir sabır gösterdiğini ve felaketin boyutunun çok ileri derecede olduğunu söyledi.https://www.youtube.com/embed/RlUKbdPB8Kk

Erdoğan, zarar tespit çalışmasının devam ettiğini belirterek, “Bu zarar tespitleriyle beraber, en kısa zamanda sizlere gerekli olan ödemeleri yapmak suretiyle inşallah bu zarar tespitinden sizleri kurtarmanın gayreti içerisinde olacağız.” diye konuştu.

Hükûmetin bu tür olaylar karşısında herhangi bir sıkıntısının olmadığına işaret eden Erdoğan, “Biz çok daha büyük felaketlerin altından kalktık. Çok daha büyük felaketleri biliyorsunuz, Elazığ’da ve Van’da buralarla mukayese edilemez. Bu tür felaketleri orada telafi ettik, çözdük, hallettik ve burayı haydi haydi hallederiz. Yeter ki cana gelmesin. Tabii 6 kardeşimiz rahmetli oldu, 2 tane şu anda aranmakta olan kardeşlerimiz var bunları da arama çalışmalarımız devam ediyor. Dua edin, dua edelim inşallah onları da bir an önce bulalım.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, Arhavi’nin duruşunu canıgönülden alkışladığını belirterek, “Az önce İçişleri Bakanım da onu söyledi ‘İlk andan itibaren.’ dedi ‘Arhavi hep böyle dimdik durdu, en ufak bir burada çılgınlık göstermediler.’ dediler ki ‘sabır’ ve siz sabrettiniz. Sizin sabrettiğiniz bu yerde idarecileriniz olarak bize düşen nedir, biz de bu sabreden vatandaşlarımıza karşı ne gerekiyorsa elimizden geleni yapacağız. Konut noktasında sıkıntı varsa ki burada ona benzer önümüze pek ciddi bir fatura çıkmadı. Daha çok nakdi, o da esnaflarımızın sıkıntısı var, esnaflarımızın bu sıkıntılarını inşallah bir an önce gidererek esnaflarımızın tabii ekmek kapısı ve ekmek teknesi. İnşallah onları da bir an önce gidereceğiz. İçişleri Bakanım, AFAD hep birlikte bunu takip ederek ödemeleri en kısa zamanda inşallah yaparak sizlere ulaştıracağız.” şeklinde konuştu.

“Bu tür felaketler karşısında biz pes etmeyiz”

Felaketin bir imtihan olduğuna dikkati çeken Erdoğan şunları söyledi:

“Sabretmek o da ayrı bir imtihandır, Arhavi bunu gösterdi. Şunu bilesiniz ki bu kardeşleriniz de bu tür felaketler karşısında biz pes etmeyiz. İmkanımız var, gücümüz var yani Türkiye eski Türkiye değil. Şu anda güçlü bir Türkiye var ve bu güçlü Türkiye inşallah esnafını darda ve yolda bırakmaz bunu böyle biliniz. Şu anda bakan arkadaşlarım yanımda, milletvekili arkadaşlarım yanımda, Valimiz ve Kaymakamımız, hepsi yanımda. Belediye başkanı hakeza hepsi yanımızda ve hep birlikte inşallah şöyle düze çıkana kadar bu işi halledeceğiz, bu işi bitireceğiz ve böylece de inşallah benim Arhavili kardeşlerim ‘Allah devletimizden razı olsun.’ diyene kadar.”

Erdoğan, vatandaşlara teşekkür ettikten sonra hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek, “Şu anda aranmakta olan kardeşlerimize de Allah’tan niyazımız odur ki bu iki kardeşimizi de bir an önce bulmak suretiyle en azından ailelerine onlarında huzura kavuştuklarını hep beraber görelim istiyorum.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Artvin’in Arhavi ilçesinde yürütülen çalışmaları helikopterle havadan inceledi ve Arhavi 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nu ziyaret etti.

Daha sonra selin en çok etkilediği Boğaziçi Mahallesi’ne giden Erdoğan, burada araçtan inerek vatandaşları selamladı, “geçmiş olsun” dileklerini iletti.

Arhavi Yeni Cami önünde bekleyen vatandaşlara hitap eden Erdoğan, daha sonra helikopterle ilçeden ayrıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Arhavi ziyaretine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun da eşlik etti.

Bakan Varank: Yılın ilk çeyreğinde yüzde 7 gibi büyüme oranı yakaladık

Gerede OSB’de Halavet Gıda Jelatin Fabrikasının açılış töreninde konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, son dönemde sanayiden tarıma hatta turizme kadar birçok sektörde açılışlar gerçekleştirdiklerini söyledi.

Varank, her gittikleri şehirde coşkuyla karşılaştıklarını dile getirerek, “Bu teveccühe layık olabilmek için ülkemizin kalkınma ve refahı yolunda memleketin her bir metrekaresini arşınlıyoruz. Sanayicimizle omuz omuza gecemizi gündüzümüze katarak çalışmaya devam ediyoruz. Bolu’nun neresine bakarsanız bakın bizim hizmetlerimizi görebilirsiniz. Patates deposu yapılmak istenen Bolu Tüneli tek başına adeta bir hizmet öyküsü olarak aslında saatlerce anlatmaya değer.” diye konuştu.

Halavet Gıda’nın vizyoner bakış açısıyla tasarlayıp hayata geçirdiği, gıda jelatini üretim kapasitesi bakımından Avrupa’nın en büyük fabrikasının resmi açılışını gerçekleştirdiklerini belirten Varank, “Türkiye’deki ilk kolajen üretimi 2012’de Halavet Gıda tarafından yapılmıştı. Sığır jelatini ve kolajen üretimiyle ithalat ve ihracat oranlarını ters düz eden firmamız, inşallah bu yeni tesisiyle Türkiye’nin dünya ihracatından çok daha fazla pay almasını da sağlamış olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Varank, 2020’de elde ettiği 56 milyon dolarlık cironun yüzde 60’ını ihraç eden firmanın Tuzla’daki fabrikasının 60 ülkeye ihracat yaptığını, 25 milyon dolar yatırımla kurulan bu fabrikanın da firmanın gücüne, Türkiye’nin ekonomisine güç katacağını anlattı.

İlaç, gıda, sağlık ve kozmetik sektörlerine yönelik üretim yapacak fabrikanın, başlangıç olarak 80 kişiye istihdam sağlayacak yıllık 7 bin ton yenilebilir jelatin üretim kapasitesiyle start verdiğini belirten Varank, 2022’de de yıllık 5 bin ton kapasiteli yeni kolajen hatlarını devreye sokacağını, hedefin üretimin yüzde 90’ının ihraç edilmesi olduğunu kaydetti.

Varank, fabrikayla 2021 cirosunun 80 milyon doların üzerine, toplam istihdamının da 180’nin üzerine çıkmasını beklediklerine işaret ederek şunları söyledi:

“Böyle başarılı firmalarımızı, Bakanlık olarak hiçbir zaman yalnız bırakmıyoruz. Halavet Gıda’nın Tuzla’daki fabrikası için olduğu gibi bu fabrikamıza yönelik de yatırım teşvik belgesini daha önce düzenledik. Türkiye’nin gündemini yatırım, istihdam, üretim ve ihracatta tutmakta hükümet olarak kararlıyız. İşte bunun en güzel örneklerinden birinin de açılışını gerçekleştiriyoruz. Peki yeterli mi? Bence değil. Yaptığı Ar-Ge çalışmalarıyla jelatin serüvenine başlayan Halavet Gıda’ya bakanlığımız desteğiyle bir de Ar-Ge merkezinin yakışacağına inanıyorum. İcra Kurulu Başkanı Yusuf Bey’e çağrımı yapmış olayım.”

Varank, Halavet Gıda’nın, Tuzla’daki fabrikasında başta TSE olmak üzere birçok uluslararası kuruluştan helal sertifikasyon belgesine sahip olduğunu belirterek, “Açılışını yaptığımız bu tesis de üretim süreçlerinin tamamlanıp incelenebilir arşiv kaydının oluşmasıyla inşallah helal sertifikasını almış olacak.” dedi.

“Dünyadaki olumsuz iklime rağmen 2020’yi pozitif büyümeyle kapatmayı başardık”

Bakan Varank, 2008 krizi, bölgesel çatışmalar, küresel ısınma ve salgın nedeniyle dünya ticaretinin büyük sınamalardan geçtiğine dikkati çekerek, “Biz ülkemiz adına umutluyuz. İşte aşılama sayılarını görüyorsunuz. Ülkemiz aşılama oranında en önde gelen ülkelerden biri. Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğindeki başarılı yönetimimiz sayesinde turizm noktasında ülkeler bir bir kapılarını açmaya başladı. Dünyadaki olumsuz iklime rağmen 2020’yi pozitif büyümeyle kapatmayı başardık. 2021’in ilk çeyreğinde yüzde 7 gibi ciddi bir büyüme oranını yakaladık. OECD’nin yayımladığı son raporlarda da ekonomimiz, en güçlü toparlanmayı gösterecek ekonomilerden biri olarak öngörülüyor.” dedi.

Varank, dün açıklanan üretimin ve büyümenin öncü göstergesi İSO Satın Alma Yöneticileri Endeksi’nin haziranda 2 puan artarak tekrar eşik değerin üzerinde 51,3 oranına yükseldiğini söyledi.

Tüm bu neticelerin oturarak değil, çalışarak elde edildiğini vurgulayan Varank, göreve geldikleri günden beri politikalarını “Sanayicimizin, girişimcimizin nasıl daha fazla yanında olabiliriz, bu ülkenin katma değerli üretimini nasıl yükseltiriz” derdiyle şekillendirmeye gayret ettiklerini dile getirdi.

Varank, milli teknoloji hamlesi vizyonu ışığında ve “Onbirinci Kalkınma Planı” hedefleri doğrultusunda 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisini hazırladıklarını belirterek, “Bilhassa orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin üretimini, Türkiye’nin orta gelir tuzağından çıkması noktasında bir anahtar olarak görüyoruz. Bu bağlamda gıda, kozmetik, ilaç, boya ve sağlık sektörlerinde pazar payı giderek artan jelatinin yerli üretimi, ülkemizde önemli bir boşluğu dolduruyor.” diye konuştu.

Bu alanda, 2027’ye kadar ciddi bir talep artışı beklendiğine, jelatin kullanımında dünya genelinde yaklaşık 7 milyar dolarlık bir talep oluşmasının ileriki dönemde öngörüldüğüne işaret eden Varank, “Bu sektördeki lider firmalar genel olarak Avrupa’da. Ancak bu firmaların üretim süreçlerinde maalesef domuz mamulleri ve derisi kullanılıyor. Bu noktada helal sertifikasıyla sığır derisinden üretim yapan Halavet Gıda gibi firmalar büyük bir avantaja sahip. Özellikle Müslüman ülkelere yapılan ihracatta Türk Standartları Enstitümüz tarafından verilen helal sertifikalı sığır atıklarını kullanmamız bizi öne geçirecek. Diğer bir avantajımız da Avrupa’nın bu alanda en büyük tüketicilerden biri olması. Pazar hemen yanı başımızda, stratejik konumumuz sayesinde bu alanda da Avrupa’ya satış yapma anlamında önemli bir üstünlük yakalayabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

Varank, Türkiye’nin jelatin ihracatının 2015-2019 yıllarında yaklaşık 205 bin ton olarak gerçekleştiğini, burada ümit verici olanın da bu 5 yıllık süreçte ihracatın kademeli olarak artması olduğunu ancak fotoğrafın geneline bakıldığında bu rakamların hala yeterli olmadığını gördüklerini kaydetti.

Geçen yılın rakamlarına göre dünyada 2 milyar dolarlık jelatin ihracatı yapıldığını ve Türkiye’nin 46 milyon dolarla bu ihracattan yalnızca yüzde 2,3 pay alabildiğini belirten Varank, şöyle konuştu:

“Şüphesiz yeni yatırımlarla ve daha fazla katma değer oluşturarak bu miktarı daha da yukarılara çekmeye çalışacağız. Bunun için kamu, üniversite, özel sektör ve diğer tüm paydaşlarımızla birlikte çalışıyoruz. Hem jelatin üretimine hem de bir bütün olarak gıda sektörüne kapsamlı teşvikler veriyoruz. Jelatin üretimini orta-yüksek teknolojili yatırımlar kapsamına aldık, 4. bölge desteklerimizden faydalandırıyoruz. TÜBİTAK aracılığıyla yenilebilir jelatin ve protein üretimi başta olmak üzere gıda sektöründe 100 projeye şimdiye kadar 55 milyon lira kaynak aktardık. TÜBİTAK MAM Gıda Enstitüsünde, katma değerli üretim ve teknoloji transferi konularında Ar-Ge projeleri yürütüyoruz. İnşallah kamu, üniversite ve özel sektör arasında yaşanan bu güç birliğiyle büyük ve güçlü Türkiye hedefimize emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz.”

“Teknolojik dönüşüm sürecinde yetişmiş insan kaynağı en önemli husus”

Varank, her alanda olduğu gibi gıda sektöründe de katma değerli yerli üretimle Türkiye’yi yüksek gelirli ülkeler grubuna sokmakta kararlı olduklarını bildirdi.

Teknolojik dönüşüm sürecinde yetişmiş insanın kaynağının en önemli husus olduğuna dikkati çeken Varank, şunları kaydetti:

“Bu manada bizim gençlerimizin de potansiyeli çok yüksek. Fırsat verildiğinde, yol gösterildiğinde inanılmaz işlere imza atabiliyorlar. Daha dün ülkemizin yeni bir ‘unicorn’u biz onlara ‘Turcorn’ diyoruz, yani milyar dolar değerlemenin üstüne çıkan bir oyun şirketimiz ilan edildi. Bunlar gençlerimizin başarısı. Bu manada insana yatırım yapmayı çok önemsiyoruz. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu bilim ve teknoloji yıldızlarını özel olarak yetiştirmek istiyoruz. Bu manada bu geçlerimizi yetiştirebileceğimiz TÜBİTAK Fen Lisesini eğitim sistemimize katmanın da mutluluğunu yaşıyoruz. Burada bilgi ve teknoloji üretimiyle ülkemizin gelişmesine katkı sağlayacak, analitik düşünen, toplum ve çevre bilinci gelişmiş geleceğin lider insanlarını yetiştirmeyi hedefliyoruz. LGS’de yüzde 1’lik dilime giren öğrencilerimiz, TÜBİTAK Fen Lisesinin giriş sınavı başvurularını 2-4 Temmuz tarihlerinde e-Okul Yönetim Bilgi Sistemi üzerinden yapabilirler. Geleceğin bilim insanları arasında yer almak isteyen tüm geçlerimizi ve ailelerini, TÜBİTAK Fen Lisesine başvuru yapmaya davet ediyorum. İnşallah orada yetiştireceğimiz bilim insanlarımız ileride en güçlü Nobel adaylarımız olacak, ben buna yürekten inanıyorum.”

Varank, son 19 yıldır her alanda sanayicinin, üreticinin, emekçinin yanında yer aldıklarını, Türkiye’nin dört bir yanında çarklar dönsün, istihdam oluşsun diye büyük gayret içinde olduklarını vurguladı.

Gerede’de önemli bir sanayi birikimi olduğuna işaret eden Varank, “Gerede Organize Sanayi Bölgesi’nin 2003’te altyapısı, 2016’da da eksik kalan imalatları Bakanlığımız desteğiyle tamamlandı. Proje için bugüne kadar yaklaşık 27 milyon liralık kredi kullandık. Bu bölgede yer alan 38 sanayi parselinin tamamı sanayicilerimize tahsis edilmiş durumda. Üretime geçen 20 parselde 1000 kişilik istihdam sağlandı, diğer parsellerde de inşaatlar devam ediyor. Gerede Deri OSB’nin Arıtma Tesisinin ihalesini geçtiğimiz yıl gerçekleştirmiştik, şu anda yapımı sürüyor. Gerede bu manada önemli bir potansiyele sahip. Burada savunma sanayimizin önemli firmalarından biri ASSA’nın da önemli bir yatırımı olacak. Rahmetli Erbakan hocamızın açtığı GERKONSAN’ı inşallah tekrar sanayimize kazandıracağız. Orada da yatırım çalışmaları devam ediyor. Projeye ait depolama tesisi yapım işi de bu yıl içinde tamamlanacak. Gerede bizden ne talep ettiyse yerine getirdik, bundan sonra da Gerede’nin yanında olmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Programa, Bolu Valisi Ahmet Ümit, AK Parti Bolu milletvekilleri Arzu Aydın, Fehmi Küpçü, AK Parti Trabzon Milletvekili Muhammet Balta, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, Kazakistan’ın Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekuly, Halavet Gıda İcra Kurulu Başkanı Yusuf Aydemir, Gerede Belediye Başkanı Mustafa Allar, AK Parti Bolu İl Başkanı Suat Güner ve diğer ilgililer katıldı.

Konuşmaların ardından fabrikayı gezen Varank, daha sonra kentten ayrıldı.​​​​​​​

İşçi, memur ve emeklinin gözü enflasyon oranında

Milyonlarca kişiyi ilgilendiren haziran ayı enflasyon verisi, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 5 Temmuz’da açıklanacak. Böylece yılın ilk 6 ayına ait enflasyon oranı da belirlenecek.

İşçi, memur ve emeklileri yakından ilgilendiren ocak-haziran dönemi enflasyon rakamı, milyonlarca kişinin gelirini doğrudan ve dolaylı etkileyecek.

Beş aylık enflasyon yüzde 6,39

Enflasyon oranının doğrudan etkileyeceği kesimlerin başında işçi, memur ve emekliler gelecek.

Kamu Görevlileri Hakem Kurulu, 5. Dönem Toplu Sözleşmesi’nde 3 milyon 200 bin memur ile 2 milyona yakın memur emeklisi için 2021 yılında 3+3 zam kararı vermişti.

Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) mayısta bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 6,39 arttığı dikkate alındığında, memur maaşlarına enflasyon farkı gündeme gelecek. Bu hesaplama, aynı sözleşme kapsamındaki memur emeklileri için de geçerli olacak.

Yaklaşık 8,5 milyon işçi emeklisi ve hak sahibinin aylıkları da bu yılın ilk 6 aylık enflasyon rakamıyla belirlenecek. İşçi emeklilerinin aylıkları, 6 aylık enflasyon oranında zamlanacak.

Diğer yandan, söz konusu döneme ait enflasyon verisi, kamudaki 700 binden fazla işçinin ücretlerine 2021-2022 yıllarında yapılacak zammın belirleneceği Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü’nde de dikkate alınacak.

Pazarlık görüşmelerinde, taban ücret, skala farklılıklarının yanında 6 aylık enflasyon rakamı da kritik madde olacak.

Sağlık Bakanlığından aşılamada önemli rol üstlenen aile hekimlerine teşvik

Aile hekimlikleri, Türkiye’de bir yılı aşkın süredir devam eden Kovid-19 salgınıyla mücadelede hem koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinin yürütülmesi hem de Kovid hastaları ile temaslıların izlenmesinde önemli görev üstlendi.

Son dönemdeki yoğun aşılama programıyla salgının bitirilmesi için en büyük adım atılırken, aile sağlığı merkezleri, aşının en etkin uygulayıcıları arasında yer aldı.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Sağlık Bakanlığı, salgın şartlarına rağmen bütün çocukluk çağı aşılarının eksiksiz tamamlanmasını sağlayan, aynı zamanda Kovid-19 aşı programının uygulanmasına önemli katkılarda bulunan aile hekimliği birimlerini teşvik etmek için harekete geçti.

Aile hekimliği birimlerinde kayıtlı aşısız birey kalmamasını hedefleyen Bakanlık, Aşı Programı Teşviki kapsamında aile hekimlerine yapılacak ek ödemeleri karara bağladı.

Bu çerçevede 1 Temmuz’dan itibaren aşılamadaki başarıları dikkate alınarak aile hekimlerine 3 bin, aile sağlığı elemanlarına ise 1500 liraya kadar aylık ek ödeme verilecek.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, MİT tırlarının durdurulması davasında 18 sanığa verilen hapis cezalarını onadı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarınca Adana ve Hatay’da MİT’e ait tırların durdurulmasına ilişkin davada aralarında eski Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık ile eski Adana Jandarma Bölge Komutanı tuğgeneral Hamza Celepoğlu’nun da bulunduğu 18 sanığa “silahlı terör örgütüne üye olma”, “devletin gizli kalması gereken belgelerini temin etme” ve “devletin gizli kalması gereken belgelerini açıklama” suçlarından verilen hapis cezalarını onadı.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesinde görülen ve 28 Haziran 2019’da karara bağlanan MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin 54 sanıklı davanın temyiz incelemesi tamamlandı.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 18 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararları ile 24 sanık hakkındaki beraat kararlarının onanmasına karar verdi. Kurul, 3 sanık hakkındaki hükme bozma kararı verirken, 9 sanık yönünden ise dosyayı ayırdı.

Kurul ayrıca, tüm sanıklar hakkında “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme” suçundan verilen beraat kararlarına ilişkin ise temyiz taleplerinin reddine hükmetti.

Buna göre, Kurul, eski Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık’a “devletin gizli kalması gereken belgelerini temin etme” suçundan 5 yıl, bu belgeleri açıklama suçundan 7 yıl, FETÖ üyeliğinden 10 yıl 6 ay olmak üzere verilen 22 yıl 6 ay hapis cezasını onadı.

Eski Adana Jandarma Bölge Komutanı tuğgeneral Hamza Celepoğlu’na “devletin gizli kalması gereken belgelerini temin etme” suçundan 4 yıl 2 ay, bu belgeleri açıklama suçundan 5 yıl 10 ay, FETÖ üyeliğinden ise 10 yıl olmak üzere verilen toplam 20 yıl hapis cezası da onandı.

Kurul, aynı suçlardan 18 yıl 9 ay hapis cezası verilen eski Adana Başsavcıvekili Ahmet Karaca, 26 yıl hapis cezası verilen eski özel yetkili Adana savcısı Aziz Takçı, 20 yıl 5 ay hapis cezası verilen eski Adana İl Jandarma Komutanı kurmay albay Özkan Çokay hakkındaki hükümlerin de onanmasına karar verdi.

Eski özel yetkili Adana savcısı Özcan Şişman’a “devletin gizli kalması gereken belgelerini temin etme” suçundan 5 yıl 3 ay ve FETÖ üyeliğinden 12 yıl olmak üzere verilen toplam 17 yıl 3 ay hapis ile dönemin Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcısı Yaşar Kavalcıoğlu’na “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etme” suçundan 4 yıl 6 ay ve FETÖ üyeliğinden ise 11 yıl 3 ay olmak üzere verilen toplam 15 yıl 9 ay hapis cezalarının da onanması kararlaştırıldı.

Yargıtay 16. Ceza Dairesince mahkumiyetlerine hükmedilen sanıklar Gökhan Bakışkan, Hakan Kaplan, Hüseyin Özmen, Önder Kır, Hakan Gencer, Orhan Şahin, Mehmet Fırat, Bekir Karataş, İbrahim Aslan, Gültekin Menge ve Yasin Yalçınkaya hakkındaki cezalar da onandı.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanıklar Halil İbrahim Köse, Mahmut Özcan ve Hayati Özcan hakkında verilen kararların ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyizi doğrultusunda bozulmasına hükmetti.

MİT’e ait tırları durdurmuşlardı

Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde Ocak 2014’te ve Adana’nın Ceyhan ilçesinde 19 Ocak 2014’te MİT’e ait araçların durdurularak, arama yapılması nedeniyle Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek ve açıklamak” suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında olaya karışanlar hakkında kamu davası açılmıştı.

İddianamede, MİT tırlarının durdurulmasının, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve devletini El Kaide’ye yardım ediyor görünümü ile Uluslararası Ceza Mahkemesine ve Lahey Adalet Divanına taşımayı amaçlayan bir casusluk faaliyetinin önemli bir aşaması olduğu belirtilmiş, bu “mizansen ve operasyonun” amacının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine casusluk faaliyeti olduğu ve devletin gizli sırlarının ortaya dökülmesinin amaçlandığı ifade edilmişti.

İddianamede, “İşlenen suç başlangıcından sonuna kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti, MİT ve Dışişleri aleyhine gerçekleştirilen, sonuçları itibarıyla Suriye devleti lehine sonuçlar doğuran bir casusluk faaliyetidir.” tespiti yapılmıştı.