Pentagon, YPG/SDG’nin Türkiye’nin PKK operasyonlarına yönelik açıklamalarına karşı sessiz kaldı

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby, ABD’nin desteklediği YPG/SDG‘nin Türkiye’nin terör örgütü PKK‘ya yönelik operasyonlarına karşı açıklama yapmasından kaygı duyup duymadığını ifade etmekten kaçındı.

Kirby, günlük basın toplantısında, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

AA muhabirinin, “Türkiye Kuzey Irak’ın dağlık bölgelerinde PKK’ya yönelik operasyon düzenliyor. Ancak Suriye‘deki SDG örgütü, Türkiye’nin operasyonlarına karşı kaygı ve kınama açıklamalarında bulunuyor. Amerikan halkının vergileri ile desteklenen bir grubun tanımlı bir terör örgütüne destek açıklamaları yapması bu kurumu hiç mi kaygılandırmıyor?” sorusuna, Kirby doğrudan yanıt vermekten kaçındı.

ABD’nin Irak ve Suriye’deki operasyonlarının sadece halen devam etmekte olan DEAŞ ile mücadeleye odaklı olduğunu ifade eden Kirby, “Uzun zamandır dediğimiz gibi DEAŞ’ı yenmenin ve DEAŞ ile mücadelenin en iyi sürdürülebilir yolu yerel güçlerle çalışmaktır. Bizim de ana odağımız bu.” demekle yetindi.

Muhabirin, “DEAŞ ile mücadele bu açıklamaları yapmayı meşrulaştırıyor mu?” sorusunu ise Kirby, “Burada münferit gruplara girmeyeceğim. Biz Suriye’de yerel Suriye Demokratik Güçleri ile çalışıyoruz ve bu değişmedi.” diyerek geçiştirmeye çalıştı.

ABD, 2015’ten itibaren terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG ile iş birliği yapmaya başlamıştı.

Türkiye’nin bu ilişkiye itirazı ve Washington’un da tavsiyesi üzerine terör örgütü YPG/PKK, adını “Suriye Demokratik Güçleri” (SDG) diye değiştirmişti.

ABD, 2015’ten bu yana SDG ismini kullanan YPG/PKK’ya binlerce tır silah ve ekipmanın yanı sıra örgütün saflarında çatışan militanlara da maaş veriyor.

Psikolog ve yazar Doğan Cüceloğlu hayatını kaybetti Psikolog ve yazar Doğan Cüceloğlu hayatını kaybetti

Psikolog ve yazar Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu, 83 yaşında İstanbul Beşiktaş‘ta yaşadığı evde ölü bulundu.

Alışveriş yapmak üzere dışarı çıkan Cüceloğlu’nun eşi, eve döndüğünde Doğan Cüceloğlu’nu hareketsiz halde buldu. Eşinin haber vermesi üzerine eve sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri Cüceloğlu’nun hayatını kaybettiğini belirledi. Bunun üzerine polis ve savcılık ekipleri evde incelemelerde bulundu.

Haberin duyulmasının ardından Beşiktaş Kaymakamı Önder Bakan ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat da eve gelerek olayla ilgili bilgi aldı.

Savcılık incelemesinin ardından Cüceloğlu’nun cenazesi Adli Tıp Kurumu Morguna kaldırıldı. Savcı ve adli tıp yetkilileri incelemelerinin ardından evden ayrıldı.

Cüceloğlu’nun kesin ölüm nedeni Adli Tıp incelemesinden sonra belli olacak.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Öz geçmişi

Psikolog ve yazar Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu, iletişim psikolojisi ve kişisel gelişim alanında yazdığı eserleri, çalışmaları ve verdiği seminerlerle hatırlanıyor.

Mersin’in Silifke ilçesinde 11 çocuklu bir ailenin son çocuğu olarak 1938’de dünyaya gelen Cüceloğlu, 10 yaşındayken annesini kaybetti.

Silifke’de ortaokulu tamamladıktan sonra subay olan ağabeylerinin yanında Ankara ve Kırklareli’nde eğitimine devam eden Cüceloğlu, Kırklareli Lisesinden mezun oldu.

Lise öğretmeni Cahit Okurer’in yönlendirmesiyle İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’ne kaydolan Cüceloğlu, mezun olduktan sonra ABD’de Illinois Üniversitesinde doktora yaptı.

Doktora yaparken yine doktora öğrencisi olan Kaliforniya’da doğmuş büyümüş Emily ile tanışan ve evlenen Cüceloğlu’nun 11 yıl süren evliliğinden Ayşen, Elif ve Timur adlarında 3 çocuğu oldu.

Kendi tabiriyle “Silifke’de büyürken çevresinde gördüğü evlilik, koca ve baba modelleriyle Kaliforniya’da büyümüş feminist bir Amerikalı kıza kocalık yapmaya çalışan” Cüceloğlu, çocuklarından ayrı yaşadığı 4 yılın ardından yaşadığı değişim sürecinde ilk kitabı “İnsan İnsana”yı kaleme aldı.

Hacettepe Üniversitesi iӀe Boğaziçi Üniversitesinde çalışan iletişim psikolojisi uzmanı, Fulbright bursuyla Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesinde ziyaretçi öğretim üyesi olarak bir sene görev aldı.

Prof. Dr. Cüceloğlu, 1980-1996 yılları arasında ABD’nin Fullerton şehrindeki California Eyalet Üniversitesinde görev yaptı.

Amerika’daki görevinden emekli olup ayrıldıktan sonra Türkiye’de kitap yazmaya devam eden usta yazar, konferanslar ve seminerler verdi, televizyon programlarına katıldı.

Yazdığı çok sayıda kitap bulunan Cüceloğlu, 1996’dan bu yana Türkiye’de öğrencilere, öğretmenlere, ebeveynlere ve iş adamlarına yönelik seminer, konferans ve atölye çalışmaları düzenledi.

Kitapları da çok sayıda baskısıyla okuyucuya ulaşan usta yazarın “gözyaşı ve kahkaha dolu hayat öyküsünü” anlattığı söyleşilerden Canan Dila tarafından hazırlanan “İnsanı Ararken” adlı çalışma da ilgi gördü.

Kişisel gelişim kitapları ve bilimsel makalelerinde Türk insanının düşünce, duygu ve davranışlarını inceleyen Doğan Cüceloğlu’nun kitapları şunlar:

“Var mısın?”, “Öğretmenim Bir Bakar Mısın?”, “Evlenmeden Önce”, “Geliştiren Anne-Baba”, “Derviş’in Aklı”, “Gerçek Özgürlük”, “İçimizdeki Çocuk”, “İletişim Donanımları”, “Başarıya Götüren Aile”, “Savaşçı”, “Mış Gibi Yetişkinler”, “Mış Gibi Yaşamlar”, “Korku Kültürü”, “Onlar Benim Kahramanım”, “Öğretmen Olmak, Bir Can’a Dokunmak”, “Bir Kadın Bir Ses”, “İçimizdeki Biz”, “İnsan Ve Davranışı”, “İnsan İnsana”, “İnsan İnsana sohbetler 1”

TBMM Başkanı Şentop’tan Doğan Cüceloğlu için başsağlığı mesajı

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, 83 yaşında İstanbul’da vefat eden psikolog ve yazar Doğan Cüceloğlu için taziye mesajı yayımladı.

Şentop, Twitter’daki mesajında, “Kitaplarından ve etkili konuşmalarından her zaman istifade ettiğimiz kıymetli hocamız Doğan Cüceloğlu vefat etti. Eserleriyle hepimiz için faydalı olmaya devam edecektir. Allah rahmet etsin.” ifadesine yer verdi.

Emine Erdoğan’dan başsağlığı mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 83 yaşında İstanbul’da vefat eden psikolog ve yazar Doğan Cüceloğlu için taziye mesajı yayımladı.

Emine Erdoğan, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, şu ifadelere yer verdi:

“Kıymetli bilim insanımız Doğan Cüceloğlu’nun vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. O, kendini insanlara adamış, bu kubbede hoş bir sada bırakmayı en güzeliyle ifa etmiş bir değerimizdir. Ardında bıraktığı sevgi ve irfan yolu, herkese ilham olmaya devam edecek. Onu her daim çok özleyeceğiz. Allah rahmet eylesin. Kıymetli ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay başsağlığı diledi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 83 yaşında İstanbul’da vefat eden psikolog ve yazar Doğan Cüceloğlu için taziye mesajı yayımladı.

Oktay, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Türkiye’de psikoloji alanının önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’nun vefatını üzüntüyle öğrendim. Kıymetli bilim insanımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.” ifadesine yer verdi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’un başsağlığı mesajı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 83 yaşında İstanbul’da vefat eden psikolog ve yazar Doğan Cüceloğlu için başsağlığı mesajı yayımladı.

Ersoy, Twitter’dan yayımladığı mesajında, “Ülkemizin kıymetli bilim insanlarından psikolog ve yazar Doğan Cüceloğlu’na Allah’tan rahmet diliyorum. Kederli ailesi ve tüm sevenlerinin başı sağ olsun.” ifadesini kullandı.

Kültür ve Turizm Bakanlığının sosyal medya hesaplarından Prof. Dr. Cüceloğlu’nun vefatı nedeniyle yapılan paylaşımda da “Bilimsel makaleleri, kitapları ve verdiği eşsiz seminerlerle Türk halkının gönlünde özel bir yer edinen değerli psikolog Doğan Cüceloğlu’nun vefatını derin bir üzüntüyle öğrendik. Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesi ve sevenlerine baş sağlığı diliyoruz.” ifadesine yer verildi.

Psikolog ve yazar Doğan Cüceloğlu için başsağlığı mesajları

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik 83 yaşında hayatını kaybeden psikolog ve yazar Doğan Cüceloğlu için sosyal medya hesaplarından başsağlığı mesajı yayımladı.

Sağlık Bakanı Koca, “Annen yok, kimsen yok.’ Ünlü psikoloğumuz Doğan Cüceloğlu annesinin ölümünü anlatırken bu cümleyi kullanırdı. Bugün, hayatına dokunduğu insanları üzecek bir haber aldık: Hocamız aramızdan ayrıldı. Kendisine Allah’tan rahmet, sevenlerine başsağlığı diliyorum.” ifadesini kullandı.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, “Canım abim, hocam, bana, öğretmenlerime ve yetiştirdiğin binlerce öğrenciye desteğinle ışık oldun. Mütevazılığınla, yaşam sevincinle, eserlerinle bize büyük miras bıraktın ama ben seni çok özleyeceğim. Türkiye’nin başı sağ olsun.” sözleriyle üzüntüsünü dile getirdi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, “Maarif, iletişim ve psikoloji alanlarının duayeni Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’nun ani ölümü hepimizi derinden sarstı. Merhum hocamıza Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “Güzel insan, değerli hoca, velut düşünür ve yazar Doğan Cüceloğlu Hakk’ın rahmetine kavuştu. Ölümünü, ruhunun gözyaşlarıyla anlattığı annesinin yanına gitti. Mekanı cennet olsun.” mesajını paylaştı.AK Parti Sözcüsü Çelik ise “Gerçek insan olma yolunun yolcusu ve dervişi gibi yaşadı Doğan Cüceloğlu. İnsan olma yolculuğunda hep iyiliğe çağırdığına şahidiz. Allah rahmet eylesin.” ifadesini kullandı.

İstanbul’da eğitime bir gün ara verildi

İstanbul Valisi Ali Yerlikayakar yağışı nedeniyle bütün eğitim kurumlarında yüz yüze eğitime 17 Şubat Çarşamba günü bir gün süreyle ara verildiğini, kamu kurumlarında çalışan engelli, hamile ve kronik hastalığı olan personelin de izinli sayılacağını bildirdi.

İstanbul Valisi Yerlikaya, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:

“Sevgili İstanbullular, devam eden kar yağışı nedeniyle bütün eğitim kurumlarımızda yüz yüze eğitime 17 Şubat Çarşamba günü bir gün süreyle ara verilmiştir. Kamu kurumlarında engelli, hamile ve kronik hastalığı olan personel izinli sayılacaktır.”

Valilikten yapılan açıklamada ise Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan son verilere göre bugün İstanbul’da hava durumunun çok bulutlu, aralıklı kar yağışlı, yerel olarak kuvvetli kar sağanakları şeklinde etkili olmasının beklendiği belirtildi.

Yarın hava durumunun parçalı ve çok bulutlu, Avrupa yakasında öğle, Anadolu yakasında yerel olmak üzere öğle saatlerine kadar kuvvetli, akşam saatlerine kadar ise aralıklı kar yağışlı geçmesinin beklendiği aktarıldı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Kıymetli İstanbulluların ve öğrencilerimizin olumsuz hava koşulları sebebiyle mağduriyet yaşamaması için Valiliğimizce, resmi-özel tüm okullar, halk eğitim merkezleri, olgunlaşma enstitüleri, özel öğretim kursları, motorlu taşıt sürücü kursları, muhtelif kurslar, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, resmî okullardaki destekleme ve yetiştirme kursları ile özel okullardaki takviye kursları da dahil olmak üzere; bütün eğitim kurumlarında ‘yüz yüze eğitim’ faaliyetlerine 18.02.2021 Perşembe gününe kadar ara verilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan malul ve engelliler ile hamile personelimiz de ayrıca bir talimat veya talebe gerek kalmaksızın, belirlenen tatil süresince idari izinli sayılacaklardır. “

Açıklamada ayrıca kar yağışı sebebiyle meydana gelecek buzlanma ve don olayı ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olması istendi.

Bakan Akar: Pençe Kartal-2 operasyonları artan bir şiddet ve tempoda aralıksız devam ediyor

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, TBMM Genel Kurulunda Irak’ın kuzeyindeki Gara bölgesinde icra edilen Pençe Kartal-2 Harekatı hakkında bilgi verdi

Akar, Milli Savunma Bakanlığının, tüm birlik ve unsurlarıyla başta FETÖ, PKK/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütleri olmak üzere, her türlü tehdit ve tehlikeye karşı, asil milletin sevgisi, güveni ve duasından aldığı ilhamla “ölürsem şehit, kalırsam gazi” anlayışı içerisinde azim ve kararlılıkla mücadeleyi sürdürdüğünü belirtti.

Irak’ın kuzeyinde, varlığını sürdürmeye çalışan PKK’ya karşı mücadelenin, operasyonların artan bir şiddet ve tempoda aralıksız devam ettiğini ve edeceğini vurgulayan Akar, “Şunu özellikle belirtmek isterim ki Irak’ın toprak bütünlüğüne saygılıyız. Irak’ın, siyasi birlik içinde istikrar ve refaha kavuşması da en samimi arzumuzdur. Bu çerçevede; yıllardır ülkemizin enerjisini tüketen terörü bitirmekte, 83 milyon vatandaşımızı, asil milletimizi terör belasından kurtarmakta kararlıyız.” diye konuştu.

Irak kuzeyinde; terör örgütünün, sınır ötesindeki tahkimli mevzilerini ve barınma alanlarını imha etmek, hudut emniyetini ileriden sağlamak ve azami teröristi etkisiz hale getirmek maksadıyla operasyonlar yapıldığını dile getiren Akar, Mayıs 2019’da Irak’ın kuzeyinde başlatılan Pençe-Kaplan serisi operasyonlar ile harekatların planlandığı şekilde sürdüğünü söyledi.

Akar, “Bu operasyonlar sonucunda belirli bölgeler, istikametler ve yerler teröristlerden büyük ölçüde temizlendi, temizlenmekte ve böylece teröristlerin hareket kabiliyetleri kısıtlanmış bulunmaktadır. Böylece hareket serbestisi kısıtlanan örgütün, Gara’da toplanmaya başladığı istihbar edilmiştir.” bilgisini verdi.

Hududa mücavir olan Sinat-Haftanin, Metina, Zap, Avaşin-Basyan ve Hakurk’taki teröristlerle mücadelenin uzun zamandır yoğun şekilde devam ettiğini ve buradaki teröristlerin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini belirten Hulusi Akar, “Ancak bulunduğu konum ve arazi itibarıyla, sıradağlardan dolayı, buraya kadar ulaşmanın zorluğundan dolayı çeşitli şekillerde Gara’da harekat, operasyon bugüne kadar icra edilmemiştir. Bu nedenle bu bölgede bulunan teröristlerin büyük bölümünün bir şekilde sözde PKK’nın sözde güvenli bölge olarak Gara’yı seçtiği ve oraya odaklandığı, sözde okul, eğitim merkezi ve toplantı alanı olarak bu bölgeyi kullanmaya başladığı da yine bize gelen bilgiler arasında bulunmaktadır.” dedi.

“Nitelik olarak diğer operasyonlardan son derece farklı”

Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugüne kadar girilmeyen bu bölgede teröristler, ‘her an gelebilirler’ diye korksalar da kendilerini nispeten rahat ve emniyette hissetmekteydiler. Bu bölgeyi zaten takip ediyorduk. Son beş ayda özellikle bu bölgeye yoğunlaştık. Bu operasyon kara desteği olmadan 35 kilometre derinlikte icra edilmiştir ve harekatın kritik ve önemli olması bundan kaynaklanmaktadır. Herhangi bir şekilde karadan irtibat ve destek olmadan yapılan harekat olması sebebiyle, nicelikten çok nitelik olarak diğer operasyonlardan son derece farklıdır.

Operasyon için gerekli gizlilik önlemleri içinde geniş bir hazırlık süreci yaşanmış, bu çerçevede; operasyon yapılacak arazi ile ilgili ayrıntılı harita çalışması yapılmıştır. Kuvvet ihtiyaçları belirlenmiş, hedeflere yönelik ayrıntılı çalışmalar icra edilmiştir. Dost ve müttefiklerimizle koordine edilerek yapılan harekat öncesinde; hedefler özenle seçilmiş, harekatın planlanması ve icrasında sivil halkın can ve mal güvenliği ile çevrenin korunmasına azami dikkat ve hassasiyet gösterilmiştir. “

Akar, harekat öncesi kara ve hava kuvvetleri, kara havacılık unsurları ile özel kuvvetler arasında ayrıntılı planlamaların yapıldığını ve koordinasyonların gerçekleştirildiğini belirtti.

Bu çalışmalar sonucu, 10 Şubat saat 02.55’te uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa hakları doğrultusunda; hava kuvvetlerine ait uçaklar ile İHA/SİHA’ların desteğinde bölgeye harekatın başladığını anımsatan Akar, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Harekat alanımızın çapı 75 kilometreye 25 kilometre olacak bir dikdörtgen şeklinde söylenebilir. Planlanan 50’den fazla hedeften 48’i vurulmuştur. Diğer hedefler güvenlik nedeniyle, hem kendi unsurlarımız hem çevre nedeniyle iptal edilmiştir. Hedeflerin vurulmasını müteakip 05.45’te hava hücum harekatıyla; helikopterler ile özel kuvvet unsurları hedef bölgelerine indirilmeye başlanmış ve böylece bölgeye giriş ve çıkışı önlemek, uygun arazi kesimlerini kontrol altına almak için gerekli uygulama gerçekleştirilmiştir. İlk temasta 2 şehit ve bir yaralımız oldu. Daha sonra yaralanan bu kahraman yüzbaşımız şehit oldu. Harekatın tamamında 3 şehit ve 3 yaralımız mevcut olup; yaralılarımız hastanede tedavi altındadır ve hayati tehlikeleri bulunmamaktadır. Yaralılarımızdan biri de taburcu olmuştur.”

“İlerleme çok zor oldu”

Akar, birçok mağaranın bulunduğu bölgede ateş gelen mağaraya yoğunlaşıldığını ve mağara girişlerinin demir kapılarla tahkim edildiğinin görüldüğünü aktardı.

Mağara girişinin fotoğrafını gösteren Akar, “Arazinin niteliğini görmek bakımından bu fotoğraf önemli. (Mağara girişi) Buraya herhangi bir şekilde hava unsurlarıyla ne uçaklarla ne SİHA’larla etki etmek mümkün değil. Buraya mutlaka kara operasyonu yapmak mecburiyetimiz var. Diğer bir deyişle, bazı tezviratlara cevap vermek bakımından, buraya herhangi bir şekilde hava kuvvetlerimizin bombasının ulaşması mümkün değil, geometrik yapısı itibarıyla.” dedi

Gerekli keşif ve araştırmayı müteakip mağaranın diğer iki kapısının da bulunduğunu anlatan Akar, şunları kaydetti:

“Güvenlik tedbirleri alınarak kapılar tahrip edilmeye çalışıldı. Bu esnada içeriden ateş ediliyor; el bombası atılıyordu, bunlara özel kuvvetler unsurlarımız gerekli karşılığı veriyorlardı. Ayrıca bölgede el bombası ve hafif silahlara karşı mağara girişinde sadece ve sadece göz yaşartıcı gazlar kullanılmıştır. Bunun dışında herhangi bir silah mühimmat kullanılması asla söz konusu değildir.

Bu uygulamalar sırasında; teröristlere teslim olmaları yönünde sürekli çağrıda bulunuldu. Yaptıkları şeyin yanlış olduğu, herhangi bir şekilde kurtulma imkanlarının olmadığı, dolayısıyla teslim olmaları gerektiği hususu tekrar tekrar hatırlatıldı. Daha sonra mağara içerisinde ilerleme sırasında çok dar geçitlerin ve ilave demir parmaklıkların olduğu görüldü. Bunlar başlangıçta bilinmediği için bunlarla karşılaşıldı. Dolayısıyla ilerleme çok zor oldu. Uzun süren bu çalışmalar sonunda akşam saatlerine doğru, birinci terörist Şervan Korkmaz kod adlı Osman Acer ‘ateş etmeyin, teslim olmak istiyorum’ diye dışarı çıktı ve teslim alındı.

Teslim alınan birinci terörist tarafından, içeride 7 terörist ve alıkonulan 12’si Türk vatandaşı, 1’i yabancı 13 kişinin olduğu; alıkonulan 13 kişinin sözde mağara sorumlusu kod adı Sorej olan terörist tarafından hava hücum harekatının başlangıcında; başlarına birer kurşun sıkılarak şehit edildiği ifade edildi.”

Mağaraya operasyon düzenleyen özel kuvvet personelinin anonslarına ilaveten, teslim olan birinci teröristin, “Bana iyi davranıyorlar, korkmayın, gelin teslim olun” çağrılarına rağmen diğer teröristlerden teslim olanın bulunmadığını dile getiren Akar, ertesi gün sabah saatlerinde de ikinci bir teröristin, mağaradan çıkıp kaçmaya çalışırken askerler tarafından yakalandığını ifade etti.

Akar, Merkaz kod adlı ikinci terörist Doğan Geçgel’in ifadesinde, alıkonulan 13 kişinin Sorej kod adlı terörist tarafından başlarından vurularak şehit edildiğini tekraren ve teyiden söylediğinin bilgisini paylaştı.

Milli Savunma Bakanı Akar, operasyon sırasında yakalanan teröristlerin ifadesinde, sözde Gara sorumlusu Cuma Biliki’nin yaptığı bir toplantıda, Erbil ziyaretleri sonrasında Derik, Sincar veya Gara’da bir operasyon yapılacağını beklediklerini söylediğinin ifade edildiğini aktardı.

YPG/PKK arasında bir farkın olmadığını gösteren bir örneğe daha yer veren Akar, şunları kaydetti:

“Sözde mağara sorumlusu Sorej kod adlı terörist, YPG/PKK ilişkisini göstermek bakımından çok hayati öneme haiz olduğunu değerlendiriyoruz. En somut ispatıdır. Anılan terörist, turuncu listedeki 1986’lı, Şırnak Beytüşşebap doğumlu Kamuran Ataman’dır. Bu kişi 2017’den önce Beytüşşebap bölgesinde birçok katliama katıldı ve buradan bir şekilde kaçtı, Kamışlı, Derik bölgesinde 2017-2018 yıllarında sözde cephe sorumlusu olarak görev yaptı. Daha sonra bir şekilde yaralanma ya da hastalanma sonucunda Derik’teki hastanede tedavi gördü, bu tedaviyi müteakip de Gara bölgesine gönderildi ve 2019 yılı sonbaharında sözde cezaevi sorumlusu olarak görevlendirildi. Dolayısıyla YPG ve PKK arasında ilişki olmadığını söyleyen, içeride ve dışarıda bazı kişiler var. Bu ve buna benzer örnekler var, bu en son örnek. Bunun mutlaka görülmesi lazım. Dolayısıyla her yerde söylediğimiz gibi YPG’nin PKK’dan farkı yok. YPG, PKK’nın Suriye kolu diyebiliriz.”

Özel kuvvet personeli tarafından iki teröriste mağaraya yönelik olarak “teslim olun” çağrıları yaptırıldığını ancak çıkan kimsenin olmadığını, içeriden ateşle cevap verildiğini belirten Akar, “Bunun üzerine içeri girmeye karar verildi. Operasyon başlatıldı. İçerisi tamamen karanlıktı. Fenerle de kısmi bir aydınlatma yapmak mümkündü, güvenlik sebebiyle operasyon dikkatli ve yavaş sürdürüldü. Mağara içerisindeki teröristler tarafından yapılan ateşe karşılık verilerek ilerlendi. Bir müddet sonra karşıdan gelen ateşler kesildi.” dedi.

Akar, operasyon bölgesinin görsellerini de milletvekilleri ve kamuoyuyla paylaşarak, operasyon yapılan mağaranın detaylarını anlattı.

Mağara operasyonlarının zorluğuna dikkati çeken Akar, bu zor şartlarda Mehmetçiğin kendisine verilen görevi başardığını belirtti.

Akar, dikkatli bir şekilde, olabildiğince güvenli bir şekilde, teslim almak esasına dayalı bir şekilde operasyonda ilerlemenin gerçekleştirildiğini, nihayetinde de 13 vatandaşın şehit edildiği bölüme girildiğini, daha sonra vatandaşların naaşlarının yerde görüldüğünü, gerekli güvenlik tedbirleri alınarak şehitlerin naaşlarının mağaradan dışarı tahliye edildiğini söyledi.

Akar, “Operasyon, kahraman personelimiz tarafından, güvenlik kuvvetlerimiz tarafından oldukça zor şartlarda ve her ülkenin yapamayacağı bir şekilde gerçekleştirilmiş oldu.” diye konuştu.

Adli tıp işlemleri için Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüşerek nasıl bir hareket tarzı uygulanacağının da koordine edildiğin dile getiren Akar, bunun sonucunda en yakın yer olarak Şırnak’ın belirlendiğini söyledi. Şırnak’taki adli tıp imkan ve kabiliyetinin sınırlı olması nedeniyle bilahare Bakanlar Soylu ve Gül ile görüşerek 13 şehidin Malatya Adli Tıp’a teslim edildiğini kaydetti.

Şehitlerin naaşları emniyetli bir şekilde yurtiçine nakledildikten sonra, güvenlik güçlerince karadan ve havadan gerekli emniyet tedbirlerini alarak operasyona iştirak eden unsurların kademeli ve emniyetli bir şekilde yurt içine dönmeye başladıklarını ifade eden Akar, “Ancak şu anda dahi, döndükten sonra dahi oradaki operasyonlarımız devam etti. 14 Şubat günü bölgedeki unsurlarımız tarafından, paramotor ile kaçmaya çalışan 3 terörist tespit edildi ve etkisiz hale getirildi. Daha sonra bölgenin keşfi, incelemesinin devam ettiği cihetiyle tespit edilen üç hedef de yine hava kuvvetlerimiz tarafından vuruldu. Bu manada bizim oradaki gözetleme, istihbarat faaliyetlerimiz devam ediyor. Orada herhangi bir şekilde ortaya çıkan bir durum olursa onlara karşı da gerekli faaliyetleri yapmaya hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum.” şeklinde konuştu.

Operasyon sonucunda elde edilen bir istihbarat notunu da paylaşan Akar, “Operasyon sonucunda teröristlerin hem psikolojik hem maddi bakımdan çok ciddi zayiata uğradıkları kesin. Bunun sonunda, sözde karargahları tarafından teröristlere yönelik yayınlanan talimatlarda özellikle önümüzdeki 15 gün süreyle hiçbir teröristin 3-4 kişiden aşağı olmayacağı, çünkü firarlar başladı, bu firarları önlemek için 3-4 kişiden aşağı olmayacağı, bir diğer tedbirin de telefon, internet, tablet gibi aygıtların kullanılmayacağı, televizyon, haber seyredilmeyeceği de orada teröristlere tebliğ etmiş bulunuyorlar.” ifadesine yer verdi.

“PKK dün olduğu kadar bundan sonra da kendini artık burada rahat hissedemeyecek”

Harekat boyunca 4’ü sözde üst düzey yönetici olmak üzere 51 teröristin ölü, 2 teröristin ise sağ olarak ele geçirildiğini bildiren Akar, istihbarat kaynakları tarafından, etkisiz hale getirilen terörist sayısının çok daha fazla olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldığını, bu hususun önümüzdeki günlerde açıklığa kavuşmasının beklendiğini kaydetti.

Akar, harekata ilişkin şunları kaydetti:

“Bu harekatla, bölgeye yerleşen, yeniden yapılanmaya çalışan ve bir şekilde hudutlarımıza, güvenlik güçlerimize ve halkımıza saldırı hazırlığında bulunan tüm unsurlar da büyük ölçüde temizlenmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, terör örgütü PKK’nın kendisini çok emniyette hissettiği Gara’da, 75 kilometreye 25 kilometrelik bir alanda, PKK’ya ağır zayiat verdirmiştir. Terör örgütü dün olduğu kadar bundan sonra da kendini artık burada rahat hissedemeyecektir. Asil milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri ülkemizin ve milletimizin güvenliği için terörle mücadeleye, en son terörist etkisiz de hale getirilinceye kadar azim ve kararlılıkla devam edecektir. Hiçbir şehidimizin bugüne kadar kanı yerde bırakılmadı, bundan sonra da bırakılmayacaktır. Harekat sırasında hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır, yaralı personelimiz için de acil şifalar diliyorum.

Sonuç olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri, asil milletimizin sevgisi, güveni ve desteği ile Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Suriye’de, Irak’ın kuzeyinde, Libya’da, Doğu Akdeniz’de, Karabağ’da ve daha birçok coğrafyada bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamak, dost ve kardeşlerimizin de hakkını, hukukunu korumak için büyük bir fedakarlık ve kahramanlıkla mücadelesini sürdürmektedir.”

İçişleri Bakanı Soylu: Kimlerin bu ailelerimizi nasıl istismar etmeye çalıştıklarını söyleyeceğim

İçişleri Bakanı Süleyman SoyluGara‘da PKK tarafından şehit edilen Türk vatandaşlarının aileleriyle yaptıkları görüşmelere ilişkin “Biz, bu ailelere sadece bir vatandaş muamelesi yapmadık, Allah şahittir, evlat olduk. Her üç ayda bir görüştük ama kimlerin nasıl görüştüğünü, bu ailelerimizi nasıl istismar etmeye çalıştıklarını, nasıl PKK’ya yönelik yeni bir alan açmak için çaba sarf ettiklerini söyleyeceğim.” dedi.

Soylu, TBMM Genel Kurulunda, Irak’ın Kuzeyi Gara bölgesinde icra edilen Pençe Kartal-2 Harekatı hakkında bilgi verdi.

Bugünün hüzünlü bir gün, yas günü olduğunu dile getiren Soylu, milletin, ülkenin ve şehit ailelerinin acısını paylaşmanın, bulundukları görevden daha ziyade bir evlat, bir insanlık ve aile vazifesi olduğunu ifade etti.

Gara’da şehit olanların aileleriyle kaçırıldıkları günden itibaren 5-6 yıldır tek bir aile olduklarını, dertleriyle dertlendiklerini belirten Soylu, şehitlere Allah’tan rahmet diledi, bu operasyonda şehit olan kahramanların yakınlarına başsağlığı, yaralananlara ise geçmiş olsun dileklerini iletti.

Soylu, dün bir şehit cenazesine katıldığını belirterek, “Ünzile teyzeyi dün tanımadım. İçişleri Bakanlığımın ilk gününden itibaren evladı nasılsa biz öyleyiz. Dün, Balıkesir’de evladını toprağa veren Sülbiye anneyi dün tanımadım. Eskişehir’deki Ayşe Güler ablamızı dün tanımadım. Gardırop siyasetçisi değiliz biz, gönlümüzle üzerimize düşen meselenin nasıl yapılabileceğini bilerek, bu meseleleri milletimize layık bir şekilde gerçekleştirebilmek için, bize verilen sorumluluğu bu dünyada da öte dünyada da yerine getirebilmek için çaba sarf eden arkadaşlarınızız.” diye konuştu.

Ünzile teyzenin, kendisine bir cümle söylediğini aktaran Soylu, “İlkin anlamadım, bir daha eğildim, evladıyla ilgili, acısıyla yüreğiyle ilgili bir şey söylemedi. Üç defa ‘Dik durun, dik durun, dik durun.’ dedi.” ifadelerini kullandı.

Soylu, dün gece 12 aileyi aradıklarını belirterek, şehitlerden Müslüm Altıntaş’ın babası Şevket Altıntaş’ın cümlesine işaret ederek, “Söylediği cümle, belki de hayatım boyunca benim peşimden gelecek cümledir, ‘Başımız sağ olsun.’ demeye gerek kalmadan, ‘Gam yok, keder yok Bakan Bey.’ dedi. Sözümün tamamını kesti. Birçok şehit cenazesine katılıyorum ama bu kadar uzun ve yorucu bir süreçten sonra ailelerin bu metaneti ve ortaya koydukları bu sabır, bu milletin ruhunun kendilerinin tamamen vücudunda bezenmiş hali, bize dün akşam bir ders daha verdi.” değerlendirmelerinde bulundu.

“Bu çocuklar, ailesinin, eşinin yanından, çocuğunun yanından kaçırıldılar”

Bakan Soylu, şehit edilen Türk vatandaşlarına ilişkin, “Bu çocuklarımızın hiçbirisi pikniğe giderken, terörle mücadele içerisindeyken bir operasyondayken de kaçırılmadı. Açık bir şekilde söylemek istiyorum, bu olayın duyulduğu ilk andan itibaren, Avrupa ve Amerika, FETÖ’nün PKK inşasıyla gerçekleşen sosyal medya, diğer birtakım cereyanlar içerisinden söylenenler, elbette ki bir amaca matuf bir şekilde söylenmektedirler. Hem acımız var hem bıçağı içimize sokup biraz daha kanırtmak için söylemektedirler. Bu çocuklar, ailesinin, eşinin yanından, çocuğunun yanından kaçırıldılar.” diye konuştu.

Soylu, Malatya’ya annesi ve babasına, kendisine hazırlanan baklavayı yemek için giderken, kimisinin ise ana babasına bayram ziyaretinden dönerken, 2016 yılında en son kaçırılanların ise Açıköğretim sınavına giderken yoldan PKK terör örgütü tarafından kaçırıldığını anlattı.

Bu olaya ilişkin süreci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere 4,5-5 yıldır yaşadıklarını dile getiren Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz, bu ailelere sadece bir vatandaş muamelesi yapmadık, Allah şahittir, evlat olduk. Her üç ayda bir görüştük ama kimlerin nasıl görüştüğünü, bu ailelerimizi nasıl istismar etmeye çalıştıklarını, nasıl PKK’ya yönelik yeni bir alan açmak için çaba sarf ettiklerini söyleyeceğim. Hepimizin derdi, sadece benim derdim değil. Bu Meclis’teki herkesin, milletimizin derdi. Derdimiz ne bizim Gara’da? Niçin Avaşin-Basyan, niçin Hakurk, niçin Sinat-Haftanin? Niçin buralara giriyoruz? 2019 yılında terör örgütünün yaptığı tacizlerin yüzde 70’i o bölgelerden bize geldi. Allah razı olsun Türk Silahlı Kuvvetleri’mizden. Minnettarız, ölümü korkutarak o bölgelere gitti. Biz de içeride terörle mücadele ediyoruz. Niçin acaba ‘300’ün altına indirdik terörist sayısını diye, Türkiye’den artık 53 kişi katıldı, daha fazla kişi katılmıyor, anneler babalar artık evlatları artık dağa gitmiyor, okula gidiyor, öğreniyor.’ diye niye böbürleniyoruz, niye hoşumuza gidiyor, niye bu mücadelenin yakasını bir türlü bırakmıyoruz? Sebebi o. Sinat-Haftanin’de varsan, Avaşin-Basyan’da varsan, Gara’da varsan…”

Gara’nın kara harekatının çok zor yapılabileceğine işaret eden Soylu, “Gerçi bir milletvekili çok yakın bir zamanda gitti, oralarda boy gösterdi. Onu da biliyoruz. Nasıl boy gösterdiğini de biliyoruz. İsmini sorarsanız söyleriz.” dedi.

“Terör örgütünden merhamet, vicdan bekleyen vicdansızdır”

Bakan Soylu, operasyona ilişkin tezviratlara da değinerek, “Bu operasyonda, ilk tezvirat şu oldu, bu evlatlarımız ayın 10’unda şehit oldu. Ailelere telefon açtılar, Belçika numaralı bir telefondan dediler ki ‘Bombalıyorlar çıkın deyin ki Türk Silahlı Kuvvetleri burayı bombalamasın.’ Çocuklarımız şehadete kavuştuktan sonra, onları katlettikten sonra, aileleri nasıl 5 yıl istismar etmişlerse ölümlerinde de istismar etmeye çalıştılar. Bunlar bu Meclisin ve milletimizin bilmesi gereken genel gerçeklerdir.” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı bakan yardımcıları ve Emniyet Genel Müdürünün tek tek aileleri aradığını, ailelerin de kendilerini aradığını anlatan Soylu, “Biz ne böyle bir katli ne de başka bir şey biliyoruz. Burada şunu ifade etmem gerekir ki FETÖ ve PKK inşaası. Emre Uslu denilen müptezelden, FETÖ’nün bütün müptezellerine kadar, Türkiye’yi birbirine düşürmek için, PKK’nın Avrupa’da beslediği bütün müptezellere kadar, hainlere kadar, Allah’ınızı severseniz, terör örgütünden merhamet, vicdan bekleyen vicdansızdır, ahlak bekleyen ahmaktır. Terör örgütünden hukuk bekleyen ve ‘Acaba bir şey olur mu?’ diye ona yaslanan, hain oğlu haindir.” şeklinde konuştu.

Bakan Soylu, “Ailelerle hiç temas kurulmadı.” iddialarını anımsatarak, AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ailelerle görüştürdüğünü söyledi.

Ailelerin “İnsan Hakları Derneğinin Türkiye’ye getirebileceğini söylüyorlar ama sizin bir hukuki uygulama yapmanızdan çekiniyorlar.” dediğini aktaran Soylu, şunları kaydetti:

“Bana Sayın Cumhurbaşkanım bizatihi talimat verdi; ‘Getirsinler, sınırdan alalım, herhangi bir şey olmayacak.’ Bir daha… Bakan Yardımcım Mehmet Ersoy… ‘Hiç devlet irtibat kurmamış.’ Yalanın boyu kadar olur mu? Yazıklar olsun.

DHKP-C’li ve MLKP’li militanlar için Bakanlığımıza gelenlere söylüyorum; İnsan Hakları Derneği. Adalet Ağaoğlu, kurucusu olduğu dernekten ayrılırken ‘Bu derneği PKK’lılar ele geçirdi.’ dedi. Şimdi dikkat edin, bir PKK’nın yayınladığı bildiri, HDP MKYK’nin yayınladığı bildiri ve İHD’nin yayınladığı bildiri birbiriyle örtüşük bildiridir. Üçünün de amacı şudur; ‘Devlet de PKK da sorumludur.’ Biz terazinin aynı kefesiyiz öyle mi? Neyle? Terör örgütü ile beraber aynı kefesiyiz. Evlatlarımızı aldığınız, katlettiğiniz yetmedi, bir de bizi dünyaya, ülkemizdeki insanlara karşı, hele de aileleri istismar ederek, ailelere karşı sorumlu yapıyorsunuz. Tam 5 kere Bakan Yardımcım, sadece bir yılda görüştü. Tarihi, saati hepsi bizde var. Biz devletiz. Neyin, ne zaman görüşüldüğünü hepimiz biliyoruz. Aileleri Irak, Erbil’e götürdüler, elleri boş döndü. Neden? Çünkü terör örgütünün ilk katliamı mı? Hayır.”

Bakan Soylu, terör örgütü PKK’nın sivil katliamlarına ilişkin ilk kez bir rakam paylaşacağını belirterek, şöyle devam etti:

“1984’ten bugüne kadar terör örgütü 6 bin 21 sivil katliam gerçekleştirdi. O İnsan Hakları Derneği denilen canı çıkasıca dernek bir tanesi için bir laf söyledi mi? Onun peşine takılıyorsunuz. Orada, Diyarbakır Anneleri’nden, 7 tane bu ailelerden olanlar vardı. Şevket amca oradaydı, hepsi oradalardı. Bir tanesinin yanına gidip, sizin dertlerinizle dertlendiniz dendi mi? Devlet burada üstüne düşen her şeyi yerine getirmiştir. Bu konuda da her türlü muhataplığı da insani olarak ortaya koyabilecek hiçbir kapıyı kapatmamıştır. Naci Bostancı Başkanım şahit. Size gelmediler mi? Mehmet Uçum’a gelmediler mi? ‘Bu ailelerle görüşün.’ denmedi mi? Defalarca bunun için gerekli her türlü imkan ortaya konmuştur. Hatta Bakan Yardımcıma, ‘Eğer bir bombalama olmazsa teminatı biziz, siz merak etmeyin.’ dendi. Bunlar alınırken, bir bombalamayla karşı karşıya kalınır mı diye sorulduğunda, ‘Hayır.’ bunları getirin. Yeter ki her türlü teminatı biziz.”

HDP sıralarını işaret eden Soylu, “Daha yirmi gün önce bir bakanımızın masasındaydınız. Derdiniz neydi? En son görüşmelerinde söylediği cümleyi söyleyeceğim. Bunu bir dernekten söylüyorum ama herkes üzerine alsın. Dediler ki ‘İşte şu MLKP’li gözaltına alınmış.’ ‘Ya, onu bırakın, şu askerleri, polisleri getirin.’ dedik. İşi yumuşatmaya çalışıyoruz. Bitmedi daha. İşte Öznur Çalık’ın yüzü burada, bu çocuklar kaçırıldığı zaman siz Pervin Buldan’ı aradınız mı aramadınız mı? Pervin Buldan’a, ‘Bunlar gelsin, bunları getirelim.’ denildi. Dedi ki ‘Bakacağım, onlar mı kaçırmışlar.’ Cevaben döndü ve dedi ki Pervin Buldan, ‘Biraz misafir edecekler, sonra bırakacaklar.’ Bunların hepsi tarihi şahitliklerle geçerlidir.” diye konuştu.

Bunun üzerine AK Parti sıralarından “Yuh olsun.” sesleri yükseldi.

“Amerika şöyle demiş de Amerika böyle demiş”

Daha sonra konuşmasını sürdüren Soylu, terör örgütü PKK’nın katliamlarına değinerek, bu katliamların nasıl olduğunu herkesin bildiğini belirtti.

Terör örgütü PKK’nın hafızalardan silinmeyen sivil katliamlarına ilişkin fotoğrafları paylaşan Soylu, “1987, 16 şehit. 10 çocuk, 2 kadın. Bunlar acımayan, 10 çocuğa, İkiyaka köylerindeki katliamlara acımayan; benim polisime, askerime ve oradaki kahraman jandarmama, sivil vatandaşıma acır mı? Neyin muhasebesini, muhakemesini yapıyoruz? Amerika şöyle demiş de Amerika böyle demiş. Amerika ne derse desin umurumuzda bile değil. Biz, bu coğrafyada neyin yaşandığını, neyin ortaya konulduğunu ve ne acıların çekildiğini biliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Gara katliamına dikkati çeken Soylu, şöyle devam etti:

“Bu olay olduktan sonra tezviratların tamamını söyledim. Nereden telefonlarla arandığını, sonra elbette biraz önce Sayın Bakanımızın söylediği gibi evlatlarımız Türkiye’ye getirilecekti. Adalet Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız ve ben, ardından da Sayın Cumhurbaşkanımızla müşavere ederek Malatya’ya getirmeye karar verdik. Oradaki bu evlatlarımızın otopsisinin zaman açısından daha kolay olabileceğini düşünerek ama bu tezviratları, bu yalanların hepsini bildiğimiz için, bombalama yalanlarının her yerde ama her yerde Türkiye Cumhuriyeti’nin ve bu milletin bir daha haince yaftalanacağını düşündüğümüz için hemen inisiyatifi de alarak Sayın Valiye, Sayın Başsavcıya, Sayın İkinci Ordu Komutanına, Sayın Emniyet Müdürüne ve Sayın Jandarma Komutanına, ‘Beşiniz beraber olacaksınız. Meseleyi de şöyle yöneteceksiniz. Bütün evlatlarımızın fotoğrafları çekilecek.’ Sayın Cumhurbaşkanımıza bilgi arz ettim. Bakan yardımcılarıma talimat verdim. ‘Hemen döneceksiniz. Aileleri bu evlatlarımızın yanına getireceksiniz ve hepsi vücut bütünlüklerini görecek. Kimsenin kafasında herhangi bir istifham kalmayacak. Ardından hepsinin tutanakları tutulacak.'”

“O hınçla her şey yapılabilirdi”

Gara şehitlerinin, otopsi fotoğrafları ile otopsi raporlarını yanında getirdiğini dile getiren Soylu, “İçim kan ağlıyor ama bu fotoğraflara baktığımız zaman Allah şahittir, o Murat Karayılan’ı bin parçaya bölmezsek… Tekrar şeref sözü veriyorum.” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin, bugüne kadar hukukun, terörle mücadelenin namusunun dışında hiçbir adım atmadığını vurgulayan Soylu, şunları söyledi:

“Orada iki terörist yakalandı. O hınçla her şey yapılabilirdi değil mi? Hayır, alındı, götürüldü. İfadesi alındı, talimatların kimin tarafından verildiği en nihayetinde orada ortaya koyuldu. Şunu çok net şekilde söylemek istiyorum; elbette biz bu evlatlarımızın ülkemize, ailelerine canlı kavuşabilmesi konusunda kaçırıldıkları günlerden itibaren büyük bir heyecan ve beklenti içindeydik. Dün, aileleriyle nasıl konuşacağımızı, nasıl bir kelam edeceğimizi hepimiz kara kara düşündük. Bir ailenin bana söylediği gibi, Cenabı Allah, onları bizden daha çok sevdi ve aldı. Peygambere komşu etti. İnancımız da budur.”

Soylu, terörle mücadelenin, bugün başlamadığını belirterek, “Ama bilmenizi istiyorum, çok büyük bir süreçle inşallah en yakın zamanda bu, PKK’nın kökünü kazıyarak sona erdireceğiz.” dedi.

“İran ve Irak’ta 5 bin, Suriye’de 15 bin terörist var”

Türkiye’deki terörist sayısının 300’ün altına düştüğünü bildiren Soylu, şöyle konuştu:

“Ama İran ve Irak, 5 bin terörist var. Aynı meseleyi Suriye’ye yaptıkları için, 15-18 yaşındaki çocukları orada, ailelerinden kopararak, çalarak, tehdit ederek sözde askere aldıkları için ve çocukların eline boyu kadar silah tutuşturdukları için orada da 15 bin kişi var. İşimizin bitmediğini söylemek istiyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri dışarı taşarak, içeriyi muhafaza… İçerideki operasyonlarla içeriyi muhafaza ettiğimizi biliyoruz ama Allah şahittir, bu PKK/PYD terör örgütü, ailelerimize karşı zafer kazanamayacak. Ailelerimiz onları yenecek. Bu PKK/PYD terör örgütü şehitlerimize karşı zafer kazanamayacak ve şehitlerimiz onları yenecek. Bu PKK/PYD terör örgütü annelere karşı zafer kazanamayacak ve anneler onları yenecek.”

İçişleri Bakanı Soylu, bu sırada HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’yı kastederek, “Hiç gülmeyin hanımefendi. Biz gülmüyoruz. Bak, gülüyorsunuz.” dedi.

HDP Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki’nin, “Genel Başkanın gülüyor.” demesi üzerine Soylu, “Sizin, benim Genel Başkanımı ağzınıza alacak ağzınız yok.” karşılığını verdi.

İçişleri Bakanı Soylu, “6 bin 21 katliamı nasıl gerçekleştirdilerse, bu evlatlarımızı da o mağarada katlettiler. Elbette biz bunları getirip ailelerine teslim etmek isterdik ama bunu gerçekleştiremedik. Hüznümüz de yasımız da büyüktür.” dedi.

Meclis’ten isteği olduğunu ifade eden Soylu, “Bugün sabah gittik, Sayın Genel Başkanlara da durumu izah ettik ve anlattık. Bütün içtenliğimizle, bütün samimiyetimizle. Tarihin yanlış şekilde kaydedilmesinin engellenmesini temin etmek için. Burada TBMM’ye izahatta bulunuyoruz, meseleyi anlatmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Soylu, CHP Grubu’nu işaret ederek, “Ama şunu bize sorarlarsa haksızlık ederler, dönüp bu izahattan sonra ‘Trump’tan bunları isteseydiniz?’ diye sorarlarsa, Sayın Başkan (CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel) siz de oradaydınız. Ben de size şunu söylerim, siz yanınızdaki gruptan (HDP) bunları istemek için ne yaptınız da Sayın Cumhurbaşkanımıza; bu memleketin evladı olmayan Trump’tan bunu istiyorsunuz? Allah rızası için samimi olalım.” değerlendirmelerinde bulundu.

İçişleri Bakanı Soylu, Gara şehitlerine Allah’tan rahmet, ailelerine baş sağlığı dileyerek sözlerini tamamladı.

“Böyle bir günde polemik yapmak doğru değil”

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, böyle bir günde polemik yapmanın, sataşmanın doğru olmadığını belirterek, bunun, evlatlarını yıllarca canlı kavuşmayı bekleyip kaybeden şehit annelerini, şehitleri, herkesi inciteceğini söyledi.

Özel, bugün herkesin diline dikkat etmesi gerektiğini, Meclis kürsüsünün bir sorumluluğu bulunduğunu dile getirdi.

Usulüne uygun talep edilen randevuya, hızla cevap verildiğini vurgulayan Özel, Milli Savunma Bakanı Akar ve İçişleri Bakanı Soylu’nun misafir edildiğini, dinlendiğini, karşılıklı görüşmeler yapıldığını anımsattı.

Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, muhatabına soracağı soruları, muhatabının atadığı bakanlara sormamakla suçlanamayacağını belirtti.

Kılıçdaroğlu’na yapılan bilgilendirme ziyaretinin, Kılıçdaroğlu’nun haftalık grup toplantısına istikamet, çerçeve çizemeyeceğini vurgulayan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Oradaki bilgilendirmeden sonra sorulmuş soru da sorunun meşruiyetini ortadan kaldırmaz. Sayın Genel Başkan, sadece Trump’ı da sormamıştır. Sayın Genel Başkan, yerel seçim sürecinde destek istenenlerden, gerektiği noktada bu evlatların kurtarılması için inisiyatif almasının neden istenmediğini de sormuştur. Beş soru vardır, cevapları AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sormuştur, cevapları yarın beklemektedir. Sayın Süleyman Soylu’nun içeride sormadığı, kürsüden sormayı tercih ettiği soruya ilişkin elimde 20 sayfayı aşkın rapor vardır; CHP ne gayretler göstermiştir diye. Kendisine, Genel Başkan’ın, Erdoğan’a sorduğu 5 soruyla birlikte bu dosyayı da takdim edeceğim. Ondan sonra belki bir düzeltme ihtiyacı duyar.”

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin de AK Parti olarak “Genel başkanların söylediği şeylere genel başkanlar cevap versin.” şeklinde bir kararları olduğunu anlatarak, “Bu ilkeyi siz yıktınız, özellikle grup başkanvekilleri olarak.” dedi.

Özel’in gün içinde soruları sorabileceğini belirten Zengin, bunların birer soru olmadığını, soru olabilmesi için gerçek bir merakın ürünü olması gerektiğini söyledi.İçişleri Bakanı Soylu ve Milli Savunma Bakanı Akar’ın ziyaretlerine işaret eden Zengin, “Çok detaylı konuşulduğu kanaatindeyim. Bu konuşmaların da özel olmasının bir anlamı var. Burada konuşulanlarla orada konuşulanlar arasında fark olduğuna eminim. Bunu da gayet iyi biliyorsunuz. O yüzden soruları sorarsınız, gerçek soruysa, cevapları gün içerisinde de devamında da vereceğiz.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Dünya Dili Türkçe’ adıyla bir seferberlik ilan ediyoruz

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde “Bizim Yunus” Yılı Açılış Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatanı önce dil sonra ordu bekler, bunun için Türkçe’mize çok sıkı sahip çıkmalıyız.” dedi.

Erdoğan, “Üzülerek ifade etmek isterim ki dilimizde çoraklaşma sürecini yaşıyoruz. Yabancı dile verilen önem maalesef Türkçe’mizi gölgede bırakıyor.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kültür emperyalizmine karşı kuracağımız en güçlü savunma hattı öncelikle dilimizi korumaktır.” diye konuştu.

Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

“Dilimizi kısırlaştıran, nesiller arasındaki iletişimi yok eden, Türkçe’den ziyade nevzuhur bir kuş dilini andıran bu çürümeye ‘dur demek’ mecburiyetindeyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yunus Emre’nin 700’üncü vefat yılına istinaden ‘Dünya Dili Türkçe’ adıyla bir seferberlik ilan ediyoruz.” dedi.

Erdoğan, “Dilimiz güç kaybettiği sürece, siyasi sınırlarımızın da ortak kültür ve medeniyetimizin de haritalarda yalnızca bir çizgiden ibaret kalmasına mani olamayız.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Dünya Dili Türkçe Seferberliği kapsamında 224 etkinliğin, 2021 içerisinde 18 ayrı bakanlık, kurum, STK marifetiyle hayata geçirileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Askerimizin karşısında duramayan terör örgütü alçaklıkta sınır tanımıyor

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yenişehir Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen, partisinin Rize 7. Olağan İl Kongresi’ne katıldı, buradan Aksaray-Eskişehir-Konya 7. Olağan il kongrelerine de canlı bağlandı.

Kongrelere katılan partilileri saygı ve sevgiyle selamlayan, mübarek Recep aylarını tebrik eden Erdoğan, bugüne kadar teşkilatta görev alanlara şükranlarını sundu.

Ülkenin son 40 yılına damgasını vuran terör meselesiyle geçmişten bugüne gelen ve geleceğe de uzanan bir perspektifle hasbihal etmek istediğini ifade eden Erdoğan, “Irak’ın kuzeyindeki terör yuvalarını dağıtmak için başlattığımız Pençe-Kartal 2 Harekatı’nda şehit olan 3 asker ile teröristler tarafından alçakça katledilen, şehit edilen 13 kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bu kardeşlerimizin bir kısmı 5 yıl, bir kısmı 6 yıl bu teröristlerin ellerinde esirdi. O günden bugüne kardeşlerimizi nasıl bu teröristlerin elinden kurtaracağız hep bunun hesabını yaptık, çok uğraştık.” ifadelerini kullandı.https://www.youtube.com/embed/pIsHd6sokj4

“Mecliste de gündeme getirecekler”

Artık operasyonlar yapmak suretiyle esirleri kurtarmak istediklerini anlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

Erdoğan, “Gerek Savunma Bakanım, gerek Genelkurmay Başkanım, gerek milli istihbarat, gerek polis, hep birlikte yapılan çalışmalar neticesinde adım atıldı. İlk etapta bütün inlerine gireceğiz, mağaralara gireceğiz demiştik ya, 42 terörist bu esnada gebertildi.” dedi.

Meclis’te, Gara’da 13 Türk’ün şehit edilmesi konusunu gündeme getireceklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti: 

 “Gerek İçişleri Bakanım gerek Savunma Bakanım, bunun bütün detaylarını Mecliste de gündeme getirecekler. Bu sabah Grup Başkanımız Naci Bey ile bunu da konuştuk. Bunun da adımını atacağız. Çünkü bunların parlamentodaki temsilcilerinde yalan bol. Bunlar, dünyadaki koldaşlarına, yandaşlarına, paydaşlarına, nasıl yalanlar söylüyorlar herhalde takdir edersiniz. Onlara fırsat vermeden, işin gerçeği nedir bunları anlatacağız. Bunları arkadaşlarımız anlatacaklar. İşin içinde olan bizzat Savunma Bakanım, Genelkurmay Başkanım, İçişleri Bakanım anlatacaklar ki hakikat ortaya çıksın.”

https://platform.twitter.com/embed/Tweet.html?creatorScreenName=https%3A%2F%2Ftwitter.com%2Fanadoluajansi&dnt=false&embedId=twitter-widget-0&frame=false&hideCard=false&hideThread=false&id=1361327153506254859&lang=en&origin=https%3A%2F%2Fwww.aa.com.tr%2Ftr%2Fturkiye%2Fcumhurbaskani-erdogan-askerimizin-karsisinda-duramayan-teror-orgutu-alcaklikta-sinir-tanimiyor%2F2145313&siteScreenName=https%3A%2F%2Ftwitter.com%2Fanadoluajansi&theme=light&widgetsVersion=889aa01%3A1612811843556&width=550px

“Tabii Batı bundan anlar mı? İsterse anlasın, isterse anlamasın.” diyen Erdoğan, şunlar kaydetti:

“İşte Amerika’nın yaptığı bir açıklama var, evlere şenlik. Hani siz teröristlerin yanında durmuyordunuz, hani siz PKK’nın, YPG’nin, PYD’nin yanında değildiniz. Bal gibi de yanındasınız ve arkasındasınız. Maalesef, bunu başından itibaren hep gördük. Kuzey Irak’a, binlerce tır tank getirdiler, binlerce tır mühimmat getirdiler ve bunları teröristlere teslim ettiler. Bu teröristlerle bizim güvenlik güçlerimiz de orada savaştılar. Şimdi artık yağma yok. Eğer biz sizinle NATO’da berabersek, eğer biz sizinle dünyada, NATO’da bu birlikteliğimizi sürdüreceksek bize samimi davranacaksınız. Teröristlerin yanında yer almayacaksınız. Eğer yer alacaksanız bizim yanımızda yer alacaksınız. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin dünyanın en zorlu coğrafyalarından birinde gerçekleştirdiği bu operasyonda hamdolsun şehitlerimizin kanı yerde bırakılmamış, 51’i ölü, 53 terörist etkisiz hale getirilmiştir.”

“Türk ordusunun önünde durabilecek ne bir terör örgütü ne de piyon güç vardır”

Erdoğan, “Ordumuzun zaman ve mekan sınırı tanımaksızın, ülkemizin ihtiyaç duyduğu, milletimizin bekası için gereken her harekatı kendi imkanlarıyla yürütebilecek seviyeye ulaşmasıyla Allah’a hamdolsun gurur duyuyoruz. Her geçen yıl daha da gelişen kabiliyetleri, donanımı, teknolojisi ve insan gücüyle Türk ordusunun önünde durabilecek ne bir terör örgütü ne de piyon güç vardır.” diye konuştu.

Son harekatta bu gerçeği bir kez daha gördüklerini belirten Erdoğan, “Ancak askerimizin karşısında duramayan terör örgütü maalesef alçaklıkta sınır tanımıyor. Bunlar, biliyorsunuz Üstad’ın lafıyla, alçak değil, bunlar çukur, çukur. Çünkü alçaklık irtifadır, onun için bunlara yakışanı tam oturtmamız lazım.” ifadesini kullandı.

Bölücü örgüt PKK’nın yıllar önce kaçırdığı vatandaşların bir kısmının 5 yıl önce, bir kısmının 6 yıl önce kaçırıldığını, aralarında polis, asker ve öğretmen bulunduğunu anlatan Erdoğan, bölücü terör örgütü PKK’nın buradan kaçış ve çıkış olmadığını anlayınca yıllar önce kaçırdığı masum insanları alçakça şehit ettiğine değinerek, yapılan tetkiklerin ardından cenazelerin Malatya’ya gelen aileler tarafından bizzat görüldüğünü ifade etti.

Erdoğan, “Bu masumların kanı Irak’ta veya Suriye’de hangi isimle faaliyet gösteriyor olursa olsun terör örgütüne sahip çıkan, destek veren, sempati sergileyen herkesin eline bulaşmıştır. Bu sözüm, kendi ülkelerinde elinde çakı olan herhangi birisini bile potansiyel terör tehdidi olarak görenleredir.” dedi.

“Her türlü silah var ama çakı yok”

“Diyor ya parlamentonda uzantıları, ‘ellerinde çakı bile yok'” ifadesini kullanan Erdoğan, şunları söyledi:

“Vicdansızlara bak ya, çakı yokmuş ellerinde. Bomba var, her türlü silah var ama çakı yok. Bu sözüm medya ve sosyal medya dahil her platformda teröre sempati besleyen hatta bunun imasını dahi yapanlara karşı en sert tedbirleri uygulamaktan kaçınmayanlaradır. Bay Kemal bunları iyi öğren, iyi öğren. Böyle sıradan değil, kimin nerede, ne yaptığını biz gayet iyi biliyoruz. Ama sen de bunları öğreneceksin. İstesen de istemesen de öğreneceksin. Bu sözüm yanına aldığın paydaşlarınla, ortaklarınla Ankara’dan İstanbul’a yürümeye benzemez. Bu gerçekleri iyi öğreneceksin, kimlerle beraber olduğunu iyi öğreneceksin ve bunun da bedelini bu millet size ödetecek. Bu sözüm toplumun huzurunu, ülke güvenliğini, milli çıkarlarını tehdit eden herkese ve her kesime dünyayı dar edenleredir. Bu sözüm demokrasi, hak, özgürlük kılıfı altında ülkemizdeki terör örgütleriyle onların siyasi ve sivil görünümlü uzantılarına sınırsız destek verenleredir. Bu sözüm ülkemiz içinde terör örgütleriyle ve onların uzantılarıyla aralarına hiçbir mesafe koyamayanlaradır. Bu sözüm Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin kararlarını hiçe sayıp, terör örgütlerinin propaganda aygıtlarına dönüşen sosyal medya mecralarınadır. Evet, hepiniz bu 13 silahsız masum insanın alçakça infazından sorumlusunuz.”

Bunun terör örgütünün ilk katliamı olmadığını vurgulayan Erdoğan, bölücü terör örgütünün 1984 yılından bugüne kadar 30 bin sivil insanı aynı şekilde katlettiğini söyledi.

“Sayın Biden, lütfen sen de bunları iyi tanı”

Erdoğan, bunların içinde henüz gün ışığı görmemiş anne karnındaki çocuktan kundaktaki bebeğe, kadından yaşlıya, işçiden öğretmene, çobandan imama, sağlıkçıdan esnafa her kesimden insanın bulunduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyaya diyoruz ki; gelin bu alçakların gerçek yüzünü iyi tanıyın. Sayın Biden, lütfen sen de bunları iyi tanı, iyi tanı ama bunları tanırken FETÖ’yü unutma, onu da iyi tanı. Bunlar 1987’de Mardin Pınarcık’ta 16’sı çocuk, parlamentodaki uzantılar var ya orada zaman zaman böyle değişik değişik tonda açıklamalar yapıyorlar, 6’sı kadın 30 kişiyi, Siirt Eruh’ta 25 sivili gözlerini kırpmadan katledenlerdir. Bunlar 1990’da Şırnak Güçlükonak’ta 12’si çocuk 27 sivili, 1991’de Mardin Midyat’ta 19 sivili, 1992’de Bitlis Tatvan’da 13 sivili, 1992’de yine Bitlis’te 19 sivili alçakça öldürenlerdir. Bunlar 1993 yılında Siirt’te bir okul bahçesinde, elinize, dilinize dursun, 13’ü çocuk 22 kişiyi, Bitlis’te 33 silahsız askeri, Erzincan Başbağlar’da 33 sivili, Van Bahçesaray’da 14’ü çocuk 24 sivili kurşuna dizenlerdir. Bunlar 1994’te Mardin Savur’da 11’i çocuk 21 sivili, 1995’te Diyarbakır Kulp’ta 20 sivili katledenlerdir.”

Bunların daha önce de İstanbul’da Mısır Çarşısı ve Beşiktaş saldırılarından Ankara’da Anafartalar Çarşısı ve Güven Park bombalamalarına kadar her yerde ayrım gözetmeksizin tüm sivilleri hedef aldığına dikkati çeken Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bunlar 6-8 Ekim 2014 olaylarında 37 vatandaşımızı hunharca katledenlerdir. Bunlar Diyarbakır’ın Tanışık Mahallesi’nde bir kamyon dolusu bombayı patlatıp aynı köyden 16 vatandaşımızı feci şekilde öldürenlerdir. Bunlar Trabzon’da Eren Bülbül’ün, Diyarbakır’da Yasin Börü’nün, Batman Kozluk’ta öğretmen Aybüke Yalçın’ın, Pülümür’de öğretmen Necmettin Yılmaz’ın katilleridir. Bunlar, Diyarbakır Yenişehir’de üniversiteye hazırlanmak için dershaneye giden 6 evladımızın ki bir tanesinin annesi de milletvekilimiz Oya Hanımdır, Batman’da otomobilleriyle gezen 4 kız evladımızın hayallerini çalanlardır. Bunlar İstanbul Bağcılar’da Serap Eser kızımızı evine gitmek için bindiği otobüste canlı canlı yakanlardır. Bunlar bölgeye hizmet götürmek için yürütülen çalışmaları engellemek amacıyla her fırsatta şantiye basıp işçi öldüren, iş makinesi yakan alçaklardır. Bu örgütün sivil katliamlarını eğer kitaplaştıracak olursak Batılıların o anlı şanlı ansiklopedilerinin hacimlerini geride bırakır. Katledilen insanların hayatlarını roman konusu yapsak, Batılıların edebiyat birikimiyle filme aktarsak sinema sektörünün toplam üretimiyle yarışacak bir arşiv ortaya çıkar.”

Karşılarında, “Bir insanın ölümü trajedidir, bir milyon insanın ölümü ise istatistiktir” diyen bir zihniyetin bulunduğunun farkında olduklarını söyleyen Erdoğan, “Refahını ve güvenliğini sömürü, kan, gözyaşı üzerine kurmuş bir dünyaya kendi hassasiyetlerimizi kabul ettirmenin güçlüğü bizi yolumuzdan alıkoymadı, elhamdülillah, ben şu kapalı spor salonuna bakıyorum ve alıkoymayacak.” değerlendirmesinde bulundu.

“2023’te bir başka seçim yaşayacağız”

Salondaki partililere,”Tıklım tıklım bu kapalı spor salonunu dolduran hemşehrilerimden bir şey istiyorum.” diye seslenen Erdoğan, “2023’te bir başka seçim yaşayacağız Rize’de. Sadece Rize’de değil Türkiye’nin neresinde hemşehrilerimiz varsa hepsini inşallah ayağa kaldıracağız, hepsine bulundukları yerde daha çok çalışmalarını, daha çok gayret göstermelerini isteyeceğiz ve her yerden bir başka heyecan doğuracağız.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, salondaki vatandaşların “Dik dur eğilme, bu millet seninle” sloganlarına, “Hiç endişeniz olmasın, evelallah biz dimdik ayaktayız. Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz.” karşılığını verdi.

Her fırsatta ve her zeminde terör gerçeğini anlatmayı ve herkesi izana davet etmeyi sürdüreceklerini belirten Erdoğan, “Verdiğimiz şehitlerin bizi kutlu mücadelemizden vazgeçireceği sanılmasın. Ne demiş şair, ‘Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor / Bir hilal uğruna Ya Rab ne güneşler batıyor.’ Bir diğerinde de ‘Vurulup ömrünün ilkbaharında kanından çiçekler açar yanında / Cümle şehitlerin omuzlarında bir sabah gelecek kardan aydınlık.” diye konuştu.

Erdoğan, salondakilerin “Şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganlarına karşılık, “Gençler, Rabb’imiz ne buyuruyor? ‘Allah yolunda öldürülenlere, ölüler demeyiniz. Onlar diridirler, ancak siz bilemezsiniz.’ İşte mesele bu. Şimdi onlar Allah yolunda öldürüldüler, şehit oldular. Biz şimdi kendimize bakalım kendimize, biz ne olacağız? Şehitlerimiz bizim geleceğimizi aydınlatan kılavuzlarımızdır, onlar bizim kılavuzumuz, onlar bizim gururumuz, onlar bizim şerefimiz ve biz de onların izinden iz süreceğiz. Bir kez daha cümle şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.” ifadelerini kullandı.

“780 bin kilometrekarelik vatan topraklarında ayrım yok”

“Geçmişte teröre ve terör örgütüne sempati ile bakmalarını, ülkemizin kalkınmada ve demokraside geri kalmışlığından kaynaklanan sıkıntılara bağlayanlar var.” diyen Erdoğan, “Bugünkü Türkiye artık, kalkınma altyapısı ve demokratik standartları itibarıyla bize bu ithamı yönelten ülkelerin dahi ilerisine geçti. Yaşanan her küresel ve bölgesel kriz, köklü çınarlarla kağıttan kaplanlar arasındaki farkı bir kez daha göstermektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Geçen 18 yılda yapılan yatırımlar sayesinde Türkiye’nin en batısında hangi imkanlar varsa en doğusunda da aynı imkanlar olduğunun altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bugün İstanbul’da ne varsa Erzurum’da, Van’da da onu görürsünüz. Bu nedir? 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarında ayrım yok. 18 yıl önce nasıl bir Rize vardı, bugün nasıl bir Rize var, soruyorum size. Şimdi diyorum ki 2023’te inşallah Rize’nin yerel mimarisi ile şöyle tüm konutlarımızı yenilesek ne güzel olur değil mi? Şimdi buradan bir müjde daha verelim. Rize-Artvin Havalimanı Aralık 2021’de, Ulaştırma Bakanım diyor ki Rize Artvin Havalimanı’nı bitiriyoruz. Havalimanımız bittiği zaman buradan havalimanı kaç dakika? 15-20 dakika. Aynı şekilde Artvin. Şimdi oranın da inşallah gözetleme kulesi aynen merkezdeki gibi bir çay bardağı olacak. Terminal binası da gerçekten muhteşem.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 81 vilayetinin hepsinde de tüm vatandaşların eğitimden sağlığa, adaletten güvenliğe, ulaşımdan enerjiye, spordan sosyal desteklere kadar her konuda belli standardın üzerinde hizmet aldığını ifade etti.

Aynı şekilde geçmişte tüm kesimlerden vatandaşların hayatını olumsuz yönde etkileyen ve zulüm derecesine varan yasakların, baskıların ve sınırlamaların da ortadan kalktığını vurgulayan Erdoğan, “Darbelerin, vesayetin, siyasi ve sosyal krizin Türkiye’sinden, milli irade eliyle yönetim sistemini değiştiren, yeni sivil anayasasını konuşup tartışabilen bir Türkiye’ye geldik.” dedi.

“Samimiyetle uzattığımız el her defasında terör örgütü tarafından hunharca ısırıldı”

Erdoğan, terör meselesini suhuletle son erdirecek her adımın atıldığını belirtti.

“Samimiyetle uzattığımız el her defasında terör örgütü tarafından hunharca ısırıldı.” ifadesini kullanan Erdoğan, milletin kimin nerede durduğunu gördüğü için bu süreçte hep yanlarında olduğunu ve destek verdiğini söyledi.

Milletin gösterdiği istikamette büyük ve güçlü Türkiye inşası için daha çok çalışarak yola devam ettiklerini belirten Erdoğan, “Ne bölge insanıyla ne Türkiye ile ne de evrensel insani ve ahlaki değerlerle uzaktan, yakından ilgisi kalmadığı kesinleşen terör örgütünün başını tamamen ezmek boynumuzun borcu haline gelmiştir.” diye konuştu.

“Yeni stratejiler geliştiriyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Parasını veren herkesin tepe tepe kullandığı bir kiralık katiller sürüsüne dönüşen bu terör örgütünün son mensubunu da etkisiz hale getirene kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. İnşallah o günler yakındır, terör örgütü PKK’yı sınırlarımız içinde bitme noktasına getirdik. Irak sınırımız boyunca teröristleri kıskaca alıyoruz. Suriye sınırımız boyunca kurulmaya çalışılan terör koridorunu paramparça, darmadağın ettik. Teröristler için ne Kandil ne Sincar ne de Suriye’de bulundukları hiçbir yer artık güvenli değildir, o dağlara kar yağdı. Mehmet’imiz elbisesiyle, silahıyla ve kadınıyla erkeğiyle tamamen o kar kıyafetiyle o dağlarda, hesap soruyor. Bir gece ansızın, her yerde teröristlerin tepesine binebilecek güce, imkana ve kararlılığa sahibiz. Teröristler, güvendikleri dağlara birer birer kar yağdığını bilmelidir. Türkiye hem bölge devletleriyle hem bölgede etkinlik gösteren güçlerle giderek derinleşen ve genişleyen anlayış birlikleri geliştiriyor. Yakında terör örgütünün tutunacak hiçbir dalı kalamayacak. Irak’taki bölgesel ve merkezi yönetimle terör örgütünü tamamen bitirme noktasında mutabıkız. Suriye’deki Arap, Kürt, Türkmen ve Türk kardeşlerimizin terör örgütünün boyunduruğundan kurtaracak yeni stratejiler geliştiriyoruz.”

“Geç kalmadan kendinizi bu kirli yapıdan kurtarın”

Terör örgütü PKK’nın içindeki kandırılmış gençlere seslenen Erdoğan, “Terör örgütü PKK’nın içindeki kandırılmış tüm gençlere sesleniyorum, gelin bu kiralık katiller ordusundan bir an önce kurtulun. Anneleriniz, babalarınız, kardeşleriniz sizleri Diyarbakır’daki o çadırda bekliyor, gelin. Türkiye Cumhuriyeti devleti samimi pişmanlık göstererek kendisine gelen her vatandaşına şefkatle muamele etmektedir. Sizden önce gelenlere sorarsanız bu gerçeği öğreneceksiniz. Unutmayın vakit daralıyor, geç kalmadan kendinizi bu kirli yapıdan kurtarın.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, dünya kamuoyuna da şöyle seslendi:

“Gara’da yaşanan bu katliamdan sonra artık hiçbir ülke, kuruluş, yapı ve kişi, Türkiye’nin Irak ve Suriye harekatlarını sorgulayamaz, eleştiremez, karşı duruş sergileyemez. Çünkü bu katliamı yapanlar güçlerini ve cesaretlerini bu güne kadar kör bir Türkiye düşmanlığı ile terör örgütüne destek verenlerden almaktadır. Bölücü terör örgütü sınırlarımız dibinde masum insanlarımızı katlederek canımızı yakarken binlerce kilometre öteden burayla ilgili kesilen ahkamların artık nezdimizde karşılığı kalmamıştır. Bundan sonra herkesin önünde iki yol var; ya Türkiye ile birlikte hareket edip teröre karşı amasız, fakatsız, lakinsiz tavır alacaklar ya da bu eli kanlı terör örgütünün her cinayetinin ortağı olarak önce vicdanlarda ardından uluslararası platformlarda hesap verecekler.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin son 18 yılda elde ettiği kazanımlara göz dikenlerin amacı, gücünü birliğimizden ve beraberliğimizden alan siyasi ve ekonomik hedeflerimizi gerçekleştirmemizin önünü kesmektir. Bunun için sadece son 7-8 yılda sayısız tuzak kurdular, sayısız senaryo geliştirdiler, sayısız oyun oynadılar. Hamdolsun bunların hepsini de milletimizle birlikte boşa çıkarmayı başardık. Şimdi önümüzde 2023 hedeflerimiz var. Pek çok kritik hususta 2023’ü bir milat haline getirmiş durumdayız. Amacımız ülkemizi bu tarihe, yeni ve sivil bir Anayasa’ya kavuşmuş olarak ulaştırmaktır. Hem kazanımlarımızın korunması hem hedeflerimize yürümeye devam etmemiz bakımından 2023 seçimleri tarihi bir öneme sahiptir. Bunun için sizlerden önümüzdeki 2,5 yıllık dönemi çok iyi değerlendirmenizi istiyorum. Biz gücünü Allah’ın yardımından ve milletimizin desteğinden alan bir hareketiz. Milletimizle gönül bağımızı ne kadar güçlendirirsek ülke olarak da geleceğimize o kadar güvenle bakabileceğimiz bir döneme gireceğiz.”

Gara şehidinin annesiyle görüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Aksaray, Eskişehir ve Konya il kongrelerine de canlı bağlantıyla katıldı.

İl başkanları, kadın kolları ve gençlik kolları başkanlarını tanıtan Erdoğan, Eskişehir bağlantısı esnasında Irak’ın kuzeyindeki Gara bölgesinde 2016’da PKK tarafından kaçırılan ve Gara’da şehit edilen 13 kişiden biri olan Uzman Çavuş Mevlüt Kahveci’nin annesi Ayşe Güler ile telefonla görüştü.

Anne Güler’in, “Oğlumun kanı yerde kalmasın” demesi üzerine, Erdoğan, “Onların kanı yerde kalmıyor ve kalmayacak. Aynı kararlılıkla devam ediyoruz ve devam da edeceğiz. Onların kanının damlası bizim namusumuzdur, her şeyimizdir. Rabb’im sabrınızı arttırsın.” dedi.

Erdoğan telefon görüşmesinin ardından şehit Kahveci’nin uzman çavuş olarak görev yaptığı sırada 5 yıl önce terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını hatırlatarak, “Bu süre içinde esir olarak bu alçakların elinde kaldı. Operasyonda netice alamadık, o da şehitler zincirine ilave oldu.” ifadesini kullandı.

Notlar

Rize 7. Olağan İl Kongresi’ne Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Hayati Yazıcı, Fatma Betül Sayan Kaya, Çiğdem Karaaslan, Erkan Kandemir, Mahir Ünal ve Nurettin Canikli ile eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman da katıldı.

AK Parti’li Zengin: (Pençe Kartal-2 Harekatı) Milli Savunma Bakanı ve İçişleri Bakanı Genel Kurul’da konuşma yapacak

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’dan gelen talebi, Meclis Başkanlığı’nın gündeme aldığını söyledi.

Zengin, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, vefat eden eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile beraber çalıştıklarını anlatarak, “İstanbul’a çok büyük hizmetler etmiş bir belediye başkanımızdı. Bir İstanbul beyefendisiydi. Kendisini rahmetle yad ediyorum. Ailesine, yakınlarına, sevenlerine başsağlığı diliyorum.” diye konuştu.

Pazar günü herkesin ocağına bir ateşin düştüğünü kaydeden Zengin, Türkiye’de her evde herkesin ağladığını, herkesin yüreğinin yandığını söyledi.

Gara’da terör örgütü PKK tarafından 13 vatandaşın infaz edilerek şehit edildiğini anlatan Zengin, “Onların şehadeti Türkiye’de ve dünyada bambaşka bir etkiye sebep olacağı kanaatindeyim. Bu olay tahammül edilebilir bir şey değil. Artık kimin nerede durduğunu net olarak ifade etmesi lazım. Kelimeleri çevirmeye eğip bükmeye gerek olmadığını düşünüyorum. İnsanlar karar vermeli. Partiler karar vermeli. Ülkeler karar vermeli. Nerede duruyorlar?” ifadelerini kullandı.

“Şarta bağlı bir kınamanın hiçbir faydası olmayacak”

ABD’nin yaşanan olaya ilişkin açıklamasına işaret eden Zengin, “Evet olayı kabul ediyor, ‘elim bir olaydır’ diye ifade ediyor. Fakat devamında öylesine bir izahat var ki, bu izahata baktığınız zaman ‘eğer PKK tarafından gerçekleştirildiği doğrulanırsa’. Yani bunu teyide, doğrulanmaya muhtaç ayrıca bir hadise olarak değerlendiriyor. Oraya bir şerh düşüyor.” dedi.

ABD’de pek çok farklı isim ve siyasetçinin 11 Eylül ile alakalı farklı tezleri olduğunu hatırlatan Zengin, bu tezlerin hiçbirisine Türkiye’nin itibar etmediğine dikkati çekti.

Olay gerçekleştiği, infazların ortaya çıktığı andan itibaren İçişleri Bakanlığı, Silahlı Kuvvetler ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Meclisi bilgilendirdiğini açıklayan Zengin, “Buradan sonra şarta bağlı bir izahın, şarta bağlı bir kınamanın hiçbir faydası olmayacağını düşünüyoruz.” diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Zengin, “Bugüne kadar başta ABD olmak üzere özellikle Avrupa’da teröre lojistik manada destek verenler, onları masumlaştıranlar, onların eylemcilerini yanlarına alarak açıklama yapanlar, hatta daha öteye götürerek insan hakları ihlaliyle bunları yan yana getirenler, bu konuda vicdanlarında bir sızı hissetmeli ve kendilerinin bu konuda bir sorumluluğu olduğunu kabul etmeliler.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bu tavırlarıyla toplumu bölmeye çalışıyorlar”

Bu kadar sarih bir katliam karşısında HDP’nin açıklamalarına dikkati çeken Zengin, “HDP’nin bu tarz olaylarda belli yüzleri var, hemen ortaya çıkıyorlar. Ben onlara provokatör milletvekili diyeceğim. Bu kritik hadiseler karşısında bu tavırlarıyla toplumu bölmeye çalışıyorlar, toplumu terörize ediyorlar.” diye konuştu.

HDP’li milletvekillerince atılan tweetler ve verilen desteklere ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma başlattığını dile getiren Zengin, bu konunun takipçisi olacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu sabah AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı’yı arayarak, bu konunun Türkiye için önemine dikkat çektiğini ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Genel Kurul’da yarın bilgi vermelerini tavsiye ettiğini anlatan Zengin, “Meclis Başkanlığımız, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’dan gelen talebi gündeme aldı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yarın bu konuya dair TBMM Genel Kurulu’nda gündem dışı konuşma yaparak bilgi verecek.” ifadelerini kullandı.

Yarın Genel Kurul’da bu mevzuyu enine boyuna değerlendireceklerini belirten Zengin, “Benim çağrım; herkesin nerede durduğunu artık netleştirmesi lazım. Bu konuya dair açıklamalarda, eğerli, şarta bağlı, bir tavırla, teröre mesafe koymadan veya koyarmışçasına yaparak artık Türkiye daha fazla devam edemez. Yarın Meclis Genel Kurulu’nda yapacağımız görüşmelerden sonra siyasi partilerin her birinin, hiç itirazsız, amasız, bu konuda nerede durduğunu kamuoyuna çok net bir şekilde ifade etmesi gerekiyor. Özellikle HDP’nin bu konudaki tavrı fevkalade önemli. Kaldı ki; HDP ile beraber iş birliği içinde olan siyasi partilerin sanki HDP’yi incitmemek adına kullandıkları üslupta da bir sorun olduğunu görmek lazım.” yorumunu yaptı.

Zengin, muhalefetin, bu kadar vahim bir hadiseye mesafeli bir anlatım içinde yaklaşmalarının Türkiye siyaseti açısından dramatik olduğunu ifade etti.

“Yarının Türkiye’de bir dönüm noktası olmasını ümit ediyorum”

Daha evvel de rehine olarak alınanların olduğunu ancak görüşmeler neticesinde özgürlüklerine kavuştuklarını hatırlatan Zengin, “Burada baktığınız zaman bizim de parti olarak ailelerle görüşmelerimiz oldu. Terör örgütünün elinden onları almak konusunda bugüne kadar çok büyük gayretler oldu. Fakat burada tavır enteresan. Bu yapılan infazla alakalı dahi bu ülkenin askerine, hükümetine suç yüklemeye çalışan tavır, hepimizi düşündürmeli ve herkesin vicdanını kanatmalı.” ifadelerini kullandı.

PKK terör örgütünün en büyük zararı vatandaşlara verdiğini vurgulayan Zengin, “Ben bu manada yarının Türkiye’de bir dönüm noktası olmasını ümit ediyorum. Hatta tüm siyasi partiler bir araya gelerek, bu konuya dair ortak bir metin de yayınlayabiliriz Genel Kurul’da. Ama yeter ki siyasi partiler, nerede, nasıl duracaklarına, amasız, şartsız, karar versinler.” çağrısında bulundu.

Terör örgütü PKK’nın yurt içi yapılanmasına yönelik operasyon: 718 gözaltı

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, terör örgütü PKK/KCK’nın yurt içi faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik Emniyet Genel Müdürlüğü ile Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanlıklarınca 40 ilde operasyon düzenlendi.

Aralarında HDP il ve ilçe başkanlarının da olduğu 718 kişinin gözaltına alındığı operasyonlarda, şüphelilerin ev ve iş yerlerinde çok sayıda silah ve örgütsel doküman ile dijital malzeme ele geçirildi.

Gözaltı işlemleri sürüyor.

HDP il ve ilçe yöneticileri

Operasyon kapsamında HDP’nin Aydın İl Başkanlığında görev yapmış/halen görevde bulunan 4, Söke ve Didim ilçe başkanlıklarından 1’er, Batman il ve merkez ilçe başkanlıklarından 3, Bitlis/Mutki İlçe Başkanlığı ile Bitlis/Güroymak Belediyesinden 1’er, Elazığ/Karakoçan İlçe Başkanlığı, Gaziantep İl Başkanlığı ile DBP Gaziantep İl Başkanlığından 1’er, Kars İl Başkanlığından 2, Kars’ın Digor ilçesi Dağpınar Belediyesinden 1 kişi ,Siirt Belediyesinin eski meclis üyelerinin de yer aldığı 4, Siirt/Kurtalan İlçe Başkanlığından 1 kişi gözaltına alındı. 

Eski HDP Aydın milletvekili adayı A.D’nin de gözaltına alınanlar arasında olduğu bildirildi.

Gözaltına alınanlardan 3 kişinin serbest bırakıldığı, 2’sinin ise adli kontrol şartıyla salıverildiği öğrenildi.

Aydın ve Batman HDP il binalarında çok sayıda örgütsel doküman ele geçirildi

İçişleri Bakanlığınca terör örgütü PKK’ya yönelik 40 ilde düzenlenen operasyon kapsamında Aydın ve Batman HDP il binalarında yapılan aramalarda, çok sayıda örgütsel doküman, terör örgütü mensuplarının afişleri ile eli kanlı terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın fotoğrafları ele geçirildi.

Alınan bilgiye göre, terör örgütü PKK’ya yönelik 40 ilde düzenlenen operasyonun ayrıntıları netleşti.

Bu kapsamda, PKK/KCK terör örgütünün kadın yapılanması olan TJA (özgür kadın hareketi) içerisinde faaliyet yürüten şahıslarla irtibatlı oldukları gerekçesiyle HDP Aydın il binasında arama yapıldı. Aramada, çok sayıda örgütsel doküman, örgüt propagandası yapılması için hazırlanan afişler ile PKK’lı teröristlere ait fotoğraflar bulundu.

Batman HDP il ve merkez ilçe binalarında da çok sayıda örgütsel doküman, örgüt propagandası yapılması için hazırlanan afişler, terör örgütü mensuplarının afiş ve fotoğrafları ile eli kanlı terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın fotoğrafları ele geçirildi.

Dışişleri Bakanlığı: ABD Büyükelçisi çağırılarak ‘en kuvvetli şekilde’ tepkimiz dile getirildi

Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin PKK katliamına ilişkin açıklamasına yönelik tepkinin “en kuvvetli şekilde” dile getirildiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “ABD Büyükelçisi David Satterfield bugün bakanlığımıza çağrılarak ABD açıklamasına ilişkin tepkimiz en kuvvetli şekilde dile getirilmiştir.” ifadesi kullanıldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Irak’ın Gara bölgesinde terör örgütü PKK tarafından şehit edilen 13 Türk vatandaşı için başsağlığı dilediği mesajında, “ABD, Türk vatandaşlarının Irak’ın Kürdistan Bölgesi’nde öldürülmesinden üzüntü duyuyor. NATO müttefikimiz Türkiye’nin yanındayız ve son çatışmada hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyoruz. Türk vatandaşlarının terör örgütü PKK’nın elinde öldüğü haberleri doğruysa, bu eylemi en güçlü şekilde kınıyoruz.” ifadelerine yer vermişti.