‘Türk milleti kardeş Azerbaycan’ın haklı davasında alacağı her türlü karara sahip çıkacak’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantısı’nın ardından yayımlanan bildiride, milli birlik ve beraberlik ile bekayı tehdit eden PKK/KCK-PYD/YPG, DEAŞ ve FETÖ başta olmak üzere, tüm terör örgütlerine karşı yurt içinde ve yurt dışında başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında Kurul’a bilgi sunulduğu, Türkiye’de ve bölgede teröre karşı yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi.

Türkiye’nin, sınır ötesindeki terörist unsurlara karşı mücadelesini, uluslararası hukuktan ve ikili antlaşmalardan doğan hakları çerçevesinde sürdüreceğine ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğüne saygılı olduğuna işaret edilen bildiride, Türkiye’nin güvenliği konusunda gösterdiği hassasiyete saygı duyup destek vermek yerine, terör örgütlerinin veya meşruiyetini yitirmiş rejimlerin yanında yer alanların, bu davranışlarıyla kendi geleceklerini nasıl bir ipotek altına soktuklarını en kısa sürede anlamalarının ümit edildiği ifade edildi. 

Bildiride, Libya’da barış, istikrar ve huzurun tesisi yönünde gayret sarf eden meşru Libya hükümetine sağlanan desteğe mukabil bu ülkedeki kargaşadan istifade ederek darbecilerle birlikte mevzi kazanmayı hayal eden üçüncü tarafların akim kalmaya mahkum girişimlerinin de toplantıda ele alındığı, Türkiye’nin her türlü zorbalığa karşı Libya halkının yanında yer almayı sürdüreceği ve gerekli adımları atma hususunda tereddüt etmeyeceğinin bir kez daha teyit edildiği kaydedildi.

“Kardeş Azerbaycan’ın haklı davasında alacağı her türlü karara sahip çıkılacak”

Kıbrıs’taki Türk toplumunun mevcudiyeti ile haklarını görmezden gelen ülkelerin ve aktörlerin, Ada’da barış ve istikrar ortamına zarar verebilecek girişimlerine hiçbir suretle müsaade edilmeyeceğinin altı çizilen bildiride, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuktan kaynaklanan hak, alaka ve menfaatlerin korunması konusundaki kati kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Azerbaycan topraklarındaki gayrimeşru işgalini yıllardır sürdüren Ermenistan’ın barışı bozan ve uluslararası hukuku hiçe sayan saldırganlığı şiddetle kınandığı belirtildi.

Ermenistan’ın mütecaviz tutumunu sonlandırması ve işgal altında tuttuğu Azerbaycan topraklarını terk etmesi gerektiği, Türk milletinin, kardeş Azerbaycan’ın haklı davasında alacağı her türlü karara sahip çıkacağı kaydedildi.

Bildiride ayrıca, dünyadaki siyasi ve ekonomik güç düzeninin yeniden yapılanma sürecine girdiğinin altı çizilerek, bu çerçevede Türkiye’nin her alanda güçlü bir hazırlık yapmak için gereken mekanizmaları oluşturmasının önemi üzerinde durulduğu aktarıldı.

Sağlık Bakanı Koca: İyileşen hasta sayımız vaka sayısından 300 fazla

Türkiye’de son 24 saatte 902 kişiye Kovid-19 tanısı konuldu, 19 kişi hayatını kaybetti, toplam vaka sayısı 222 bin 402, can kaybı 5 bin 545 oldu. Son 24 saatte 1203 kişinin daha iyileşmesiyle Kovid-19 tedavisi tamamlananların sayısı 205 bin 214 oldu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Yakın günlerde ilk kez, iyileşen hasta sayımız vaka sayısından 300 fazla. Yeni vaka sayısı 44 gün sonra 900 sınırında. Pek çok kentimizde maske yaygınlaştı. Hayat, umut verici bir düzene giriyor. Vaka sayılarında ağırlığı olan illerden de özen bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Silahlı drone Songar’a ‘Yerli Malı Belgesi’

Türkiye’nin ilk milli silahlı drone sistemi Songar, yüzde 83,42’lik yerlilik oranıyla “Yerli Malı Belgesi” aldı.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, askeri kara araçları elektroniği, otonom mikro, mini ve orta sınıf insansız hava araçları (İHA), elektro-optik, sınır güvenliği, yapay zeka ve büyük veri alanlarında sistem, alt sistem, donanım ve yazılım geliştiren ASİSGUARD’ın, Türkiye’nin ilk silahlı milli drone sistemi olarak geliştirdiği Songar, yüksek teknoloji düzeyinde yüzde 83,42’lik yerli katkı oranıyla “Yerli Malı Belgesi” almayı başardı.

Otomatik makineli tüfekten sonra, bomba atar da entegre edilen, mesafe ve balistik ölçüm, nişangah, anons sistemi gibi yetenekleri geliştirilen Songar, Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçleri tarafından operasyonel olarak kullanılıyor.

“Yerliliği artırmayı ve yenilikçi ürünleri hedefliyoruz”

ASİSGUARD Genel Müdürü Ayhan Sunar, AA muhabirine, yeni yetenek ve donanım kazandırarak geliştirdikleri Songar’ın, Türkiye’nin savunma sanayisinde yerlilik ve millilik hedefine önemli bir katkı sunmasından büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Sunar, şu değerlendirmede bulundu:

“Ülkemizin, Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerimizin ihtiyaçlarını, milli teknolojiler ve yerli imkanlarla karşılamak ve savunma ihracatını artırmak üzere savunma sanayisi ekosistemini güçlendirmek yolunda koyduğu hedeflere, yüksek teknoloji ürünümüz Songar ile katkı sunmaktan gurur duyuyoruz. Milli teknoloji hamlesi kapsamında ASİSGUARD olarak teknoloji ve Ar-Ge yatırımlarımız devam ediyor. Hem mevcut sistemlerimizde yerlilik oranını artırmayı hem de yüksek mühendislik kapasitemizle yenilikçi ürünler geliştirmeyi hedefliyoruz.”

Önemli milli kabiliyet

Atış hassasiyetiyle asimetrik harbin önemli milli kabiliyetlerinden biri olarak envantere giren Songar Silahlı Drone Sistemi, hedef bölgenin tespiti, tehdidi etkisiz hale getirme, operasyon sonrası hasar tespiti ve gerçek zamanlı görüntü aktarımı gibi birçok kritik görevi icra edebiliyor.

Tekli veya çoklu drone sistemiyle eş zamanlı görev yapabilen, otomatik makineli tüfek ve bomba atar da entegre edilen Songar, ASİSGUARD tarafından özgün olarak tasarlanan “Elektronik Nişangah ve Balistik Hesap Modülü” ile geliştirilmeye devam ediliyor.

Songar’a ayrıca olası tehditlerin uyarılmasına yönelik anons sistemi eklenmesi de hedefleniyor. Songar, ABD, İsrail, Çin, İngiltere gibi ülkelerden pek çok yabancı yayın organınca “dünyanın ilk operasyonel silahlı drone sistemi” olarak duyurulmuştu.

Şehit askerler Hakkari’de düzenlenen törenle memleketlerine uğurlandı

Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri uygulanarak gerçekleştirilen törende şehit Piyade Sözleşmeli Onbaşı Emre Büyükyıldırım ve Piyade Sözleşmeli Er Mustafa Ahmet Demir‘in Türk bayrağına sarılı naaşı alana getirildi. 

Saygı duruşunda bulunulmasının ardından şehitlerin öz geçmişleri okundu, dua edildi.

Silah arkadaşları tarafından omuzlarında taşıdığı şehitlerin naaşları helikoptere konuldu.

Yüksekova Selahaddin Eyyubi Havalimanı’na götürülen şehit Büyükyıldırım’ın naaşı memleketi Malatya’ya, Demir’in naaşı da Karaman’a uğurlanacak.

Törene, Vali ve Belediye Başkan Vekili İdris Akbıyık, Cumhuriyet Başsavcısı İsmet Çınar, Yüksekova 3. Piyade Tümen Komutanı Tuğgeneral Muammer Alper, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Nuri Öztürk, vali yardımcıları, İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, Hakkari Üniversitesi Rektörü Ömer Pakiş ve siyasi parti ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

AB liderleri kurtarma programı ve bütçe konusunda anlaştı

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Brüksel’de gerçekleştirilen AB Liderler Zirvesi bitiminde basın toplantısı düzenledi.

Michel, “Başardık. Kurtarma paketi ve bütçe konusunda anlaşma sağladık. Bir sonraki 7 yıllık bütçe 1 trilyon 74 milyar avro olacak. Kurtarma paketine 750 milyar avro ayrılacak.” dedi.

Cuma gününden beri zorlu müzakereler gerçekleştirildiğini belirten Michel, “Burada paradan daha fazlasını müzakere ettik. Anlaşma, Avrupa’yı geleceğe taşıyacak önemli anlardan bir tanesi.” diye konuştu.

Michel, Avrupa tarihinde ilk defa bütçenin net biçimde iklim hedeflerine bağlandığına, hukukun üstünlüğünün belirleyici bir kriter olduğuna ve öz kaynaklar konusunda adımlar atıldığına dikkati çekti.

AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen de bütçe ve kurtarma programı konusunda anlaştıklarına işaret ederek, “Bu, Avrupa öncelikleriyle uyumlu toplam 1,8 trilyon avroluk eşi benzeri görülmemiş bir paket.” ifadesini kullandı.

Müzakerelerin 4 gün 4 gece sürdüğünü anımsatan Von der Leyen, “Avrupa için tarihi bir andayız. Üye 27 ülke dayanışma gösterdi ve paketi kabul etti.” değerlendirmesinde bulundu.

Von der Leyen, bu aşamadan sonra kurtarma paketi ve bütçe konusunda Avrupa Parlamentosu (AP) ile görüşmelere başlayacaklarını anlattı.

Uzlaşılan pakete göre, AB Komisyonu sermaye piyasalarından borçlanma yetkisi alacak. Bu yetki ve AB bütçesi garantisinde Komisyon kurtarma programına toplam 750 milyar avro kaynak sağlayacak. Bunun 390 milyar avrosu hibe, 360 milyar avrosu kredi olacak.

AB’nin 2021-2027 bütçesinin toplam boyutu ise 1 trilyon 74 milyar avroyu bulacak. Üye ülkeler, bütçeye milli gelirlerinin yüzde 1,4’ü oranında katkı verecek.

İtalya ve Malta sonuçtan memnun

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, toplantı çıkışında yaptığı açıklamada, zirvenin sonuçlarından memnun olduklarını vurgulayan Conte, “Yaşadığımız krize karşı en uygun ve iddialı programı onayladık. Bu sonucu, ülkemizin onurunu ve AB kurumlarının özerk yapısını koruyarak sağladık.” dedi. 

750 milyar avroluk kurtarma paketinden İtalya’nın 209 milyar avro alacağına dikkati çeken Conte, “Büyük bir sorumluluğumuz olacak. 209 milyar avro ile İtalya’yı güçle yeniden başlatma ve çehresini değiştirme imkanımız var. Şimdi artık koşmalıyız. Bunu yatırımlar ve yapısal reformlar için kullanmalıyız.” diye konuştu. 

Başbakan Conte, onayladıkları kurtarma fonunda İtalya’ya sağlanacak payın ilk teklif edilen 172,7 milyara göre arttığına işaret ederek, “750 milyarın yüzde 28’lik iyi bir kısmı İtalya’nın olacak. 209 milyar ayrılmasından konuşuyoruz. AB Komisyonunun orijinal teklifini dikkate alırsak müdahalemizle kurtarma fonunu bizim faydamıza iyileştirdik. 81 milyar hibe sağladık ve kredi miktarını da 91 milyardan 127 milyara olmak üzere önemli ölçüde arttırdık.” dedi. 

Malta Başbakanı Robert Abela da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, AB Konseyinin Kovid-19’un ekonomideki etkilerine yönelik kurtarma fonu ve 2021-2027 mali bütçe konusunda anlaşmaya vardığını belirterek, “Malta için önemli bir sonuç elde edildi.” ifadesini kullandı. 

Zirve hakkında

AB Konseyi Başkanı Michel’in başkanlık ettiği zirveye, üye 27 ülkenin devlet veya hükümet başkanları ile AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen katıldı.

Zirvede, salgının ekonomik etkilerine karşı ekonomik kurtarma programı ile AB’nin 2021-2027’deki bütçesini belirleyecek “Çok Yıllı Mali Çerçeve” taslağı müzakere edildi.

Liderler, kurtarma programının boyutunu, içerisindeki hibe ve kredilerin miktarını ve bunlar için uygulanacak denetim mekanizmasıyla koşullarını ele aldı.

AB’nin 2021-2027 dönemi bütçesini de müzakere eden liderler, bütçenin boyutunu, harcama alanlarını ve üye ülkelerin gelecekteki bütçeye ne oranda katkı sağlayacaklarını belirledi.

AB bütçesi ve kurtarma programına ilişkin karar, Avrupa Parlamentosu (AP) onayıyla alınıyor.

ByLock kullanıcısı 31 şüpheli hakkında gözaltı kararı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosundan yapılan açıklamaya göre, HTS analizleri ve yazışmalar sonucu Fetullahçı Terör Örgütü‘nün (FETÖ) şifreli haberleşme programı ByLock‘u kullandığı belirlenen 31 zanlı hakkında gözaltı kararı verildi.

Karar doğrultusunda, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Ankara merkezli 10 ilde operasyon düzenlendi. Operasyonda 12 şüpheli yakalandı, diğerlerinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

Şüphelilerden 4’ünün kamu görevinden ihraç edildiği, 8’inin ise aktif görevde olduğu belirtildi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Rum-Yunan ikilisinin bölgeyi kendi çıkarları çizgisinde şekillendirme çabaları beyhude

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kıbrıs meselesinin çözümünün eşitlik temelinde gerçekleşeceğini belirterek, “Rum-Yunan ikilisinin, Türkiye’nin kıta sahanlığı haklarını ve Kıbrıs Türkünün meşru hak ve çıkarlarını görmezden gelerek bölgeyi kendi çıkarları çizgisinde şekillendirme çabaları beyhudedir.” dedi.

Oktay, Lefkoşa’da 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 46’ncı yıl dönümü dolayısıyla Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’nda düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türkü’nün istiklalinin daim, istikbalinin de parlak olması dileğinde bulundu.

Kıbrıs Türk’ünün, mücahitlerin yıllar süren haklı direnişi ve Mehmetçiğin kahramanlığıyla, tüm dünyaya Kıbrıslı Türklerin özgürlüğünden asla ödün vermeyeceğini gösterdiğini kaydeden Oktay, Kıbrıs Barış Harekatı ile Mehmetçiğin havadan ve denizden Kıbrıslıların imdadına yetiştiğini anlattı.

“Türk askeri gelmiş çok şükür”

Gazilerin anılarını da paylaşan Oktay, şunları söyledi:

“Hava indirme birliğinden bir gazimiz (Gazi Sabri Taş), harekatı şöyle anlatıyor: ‘Paraşüt birliği olarak ilk indirmeyi yapacaktık. Uçaktan tam atlayacakken aşağı baktığımızda alevlerin içine atladığımızı gördük. Ekin tarlalarını yakmışlardı. Harekatın ilk şehitlerini orada verdik. Ardından Küçükkaymaklı tarafına geçtik. Köyde yaşayanlar Türk askeri gelmiş çok şükür diye koşup bize sarılıyorlardı.’ Deniz çıkarma birliğinden bir gazimiz ise (Servet Eskiyurt), denizdeyken üzerlerine mermi yağdığını görünce rotanın şehadet olduğunu anlamıştı. ‘Çıkarma yaptığımız yerde 10 gün boyunca yiyecek ve su bulamadık. Aç ve susuz geçen günlerden sonra Dargeçit Bölgesine asılan Türk bayrağı bize tüm bitkinliğimizi unutturan bir moral kaynağı olmuştu.’ diyor. Harekat, işte böyle gözü kara mücahitlerimizin, Mehmetçiklerimizin bir an bile düşünmeden ateşin içine atladığı, mermi yağan sulara daldığı bir mücadeleydi.”

Kıbrıs Türk’ünün varlığı, hakları ve hürriyeti için Barış Harekatı’nda cesaretle savaşan ve bu uğurda gözlerini kırpmadan can veren Mehmetçik ve mücahitleri rahmetle anan Oktay, Kıbrıslı Türklerin özgürlük mücadelesine öncülük eden Dr. Fazıl Küçük ve Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı şükranla yad etti, gazilere de sağlıklı uzun ömürler diledi.

“Kıbrıslı Türklerin kendi kaderini tayin yolu, siyasi eşitlik ve hürriyet yoludur”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, harekattan bu yana, zulüm ve baskı ne kadar büyük olursa olsun, Kıbrıs Türklerinin inandığı yoldan asla dönmeyeceğini dosta düşmana kanıtladığını ifade ederek, şunları söyledi:

“Kıbrıs Türk’ünün hürriyet şiarını hala anlamak istemeyenler, bir kez daha duysun. Mücahitlerin yılmaz direnişleriyle açtıkları yol, Kıbrıslı Türklerin kendi kaderini tayin yolu, siyasi eşitlik ve hürriyet yoludur. Kıbrıs Türk halkı, yaşanan tüm zorluklara rağmen toplumsal varlığını en güçlü şekilde korumanın yanı sıra, kendi devletini kurmuş ve ona dirayetle sahip çıkmıştır. Çıkmaya da devam etmektedir. Bizim gönül birliği içerisinde her yıl kutladığımız Barış ve Özgürlük Bayramı, Kıbrıs Türk’ünün eşit ortaklığını tanımayan, 1963 yılında Kıbrıs Türklerini ortaklık devletinden çıkaran, 1963 yılından 1974 yılına kadar 11 yıl boyunca Kıbrıs Türk’üne bizzat Rum yönetimi tarafından uygulanan mezalimi unutturmaya çalışanlara en güzel cevaptır.”

Harekat ile barışın, adanın sadece kuzeyine değil, güneyine de Türk askeri sayesinde geldiğini vurgulayan Oktay, şunları söyledi:

“Kıbrıs meselesinin çözümü her halükarda eşitlik temelinde gerçekleşecektir. Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 2004 yılında Avrupa Birliği’ne kabul edilirken, çözüm istermiş gibi görünerek tüm dünyayı nasıl kandırdığını, üye olur olmaz da AB’nin sizlere verdiği sözleri tutmasını nasıl engellediğini, tabi AB ne kadar istiyor onu da bilmiyoruz. Onun da ne kadar doğruyu söylediğinden emin değiliz. Bunları hepiniz biliyorsunuz. Rum-Yunan ikilisinin Türkiye’nin kıta sahanlığı haklarını ve Kıbrıs Türk’ünün meşru hak ve çıkarlarını görmezden gelerek bölgeyi kendi çıkarları çizgisinde şekillendirme çabaları beyhudedir.”

Oktay, “Rumlar, kendi ürettikleri çözümsüzlüğün bedelini de Kıbrıs Türk’üne ödetmek istemektedir. Rum-Yunan ikilisinin Avrupa Birliği’ni suistimali ve AB zirvesinde talep ettikleri yaptırımlar ile Akdeniz Gaz Forumu ve kurulan üçlü iş birliği mekanizmaları bunun son örnekleridir.” dedi.

Geçmişte yapılan haksızlıkları ve zulümleri unutmanın, bugün oynanmaya çalışılan oyunları da görmezden gelmenin mümkün olmadığını vurgulayan Oktay, şöyle devam etti:

“Namık Kemal’in vatan şarkısında ifade ettiği gibi; ‘Ecdadımızın heybeti ma’ruf-ı cihandır, fıtrat değişir sanma! Bu kan yine o kandır.’ Yani ecdadımızın heybetini bütün cihan bilir ve damarlarımızdaki akan kan da aynı kandır. Kıbrıs Türkünün geçmişte eşitlik ve hürriyet uğruna canını feda etmekten çekinmediğini, şehitlerimizin aziz hatıralarını unutamayız. Uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerimiz çerçevesinde, geçmişte yaşanan derin acıların tekrarlanmasına asla müsaade edemeyiz. Türkiye, her alanda Kıbrıs Türk’ünün en büyük destekçisi olmuştur ve olmaya devam edecektir. Bunu herkes böyle bilsin.”

Oktay, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yönelik insanlık ve hukuk dışı kısıtlamaların tamamen ortadan kaldırılmasının, Türkiye’nin “milli davası” olduğunu ifade etti.

KKTC’nin uluslararası toplumda hak ettiği yeri alması için gerekli girişimleri sürdürdüklerini ve Kıbrıs meselesinin öncelikli olarak “siyasi eşitlik”, aksi takdirde “egemen eşitlik” temelinde çözülmesinden yana olduklarını kaydeden Oktay, “Aynı zamanda hidrokarbon kaynaklarının hakkaniyetli biçimde paylaşılması ve Kıbrıs’ın barış ve istikrar adası olması için geçmişten bu yana çaba sarf ediyoruz. Daha önce birçok vesileyle vurguladığım gibi, Kıbrıs’ta mevcut statükonun sürdürülmesine yönelik çabaları asla kabul etmeyeceğiz.” diye konuştu.

Bunun en temel göstergesinin Kapalı Maraş’a yeniden hayat verme yönünde başlattıkları çalışmalar olduğunu vurgulayan Oktay, uzun zamandır atıl durarak, “içlerini sızlatan” bu bölgenin mahallelerinde, sokaklarında, sahillerinde yeniden aileleri, sevinç ve güven içinde koşuşturan Kıbrıs’ın çocuklarını görmeyi arzu ettiklerini söyledi.

Bu konuda çalışmaların KKTC Hükümeti ile istişare içinde sürdüğünü aktaran Oktay, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bu konuda uluslararası toplumu yanıltmak amacıyla asılsız iddialarla yürüttüğü propaganda faaliyetlerine de hukuk çerçevesinde gerekli cevapları vermeye devam edeceklerini belirtti.

“Mücadelemiz, bölgemizi herkes için daha müreffeh hale getirmek yönündedir”

Bölgede ve özellikle Doğu Akdeniz’de yaşanan tüm krizlerde iş birliği yollarını genişletme, yapıcı diplomasiyi işletme gayreti içerisinde olduklarına değinen Oktay, Türkiye’nin dostluğunun kıymetini bilenlerin bu mekanizmaları etkin şekilde değerlendirdiğini, ısrarla Türkiye’ye karşı oyun kurmaya çalışanların ise kaybedenler arasında yerlerini aldığı değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, artık Türkiye’nin içinde yer almadığı hiçbir senaryonun gerçekleşme ihtimalinin olmadığının görüldüğünü vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Suriye’de, Kuzey Irak’ta ve Libya’da kendimizin ve dostlarımızın güvenliği için irademizi net şekilde ortaya koyuyoruz. Kardeş Azerbaycan’ın topraklarına ve egemenlik haklarına kast eden her türlü saldırının kararlılıkla karşısındayız. Bizim mücadelemiz, bölgemizi herkes için daha müreffeh hale getirmek yönündedir. Bedeli gözü yaşlı insanların ahı, gönlü yaslı mazlumların feryadı olan hiçbir düzen dünyaya hayır getirmez. Bunu hep söylüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘dünya 5’ten büyüktür’ çıkışı ile sürdürdüğümüz daha adil bir dünya düzeni çağrımızı 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nda KKTC’den bir kez daha yineliyorum. Bölgede etkinlik gösteren tüm tarafları Türkiye’nin adalet ve meşruiyet temelinde uzattığı barış ve iş birliği eline karşılık vermeye davet ediyorum. Bu çağrımıza ilelebet yanıt bekleyeceğimizi de kimse düşünmesin.”

Kovid-19 salgınında KKTC için yapılanlar

KKTC’nin tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgınıyla mücadelede en başarılı örneklerden birisi olduğunu anımsatan Oktay, bundan sonra da hem günlük hem de çalışma hayatında temizlik, maske, mesafe ilkesine dikkat ederek salgından korunacağına inancını dile getirdi.

Zorunlu karantina sürecinin pek çok ülkede olduğu gibi KKTC’nin ekonomisini de derinden etkilediğini kaydeden Oktay, normalleşmeyle özellikle turizm sektörünün yeniden kapılarını açması, üretim ve tedarik süreçlerinin canlanmasının KKTC ekonomisinde bir toparlanmaya vesile olacağı değerlendirmesinde bulundu. 

Hem salgının açtığı yaraların hızla kapanması hem de projelerin ve teşviklerin devamlılığını sağlamak için “2020 Yılı İktisadi Ve Mali İşbirliği Anlaşması”nı imzaladıklarını hatırlatan Oktay, mali iş birliği paketinin yanı sıra salgınla mücadelede de KKTC’nin yanında olduklarını kaydetti. 

Türkiye’nin tıbbi yardım gönderdiği 137 ülkeden önce KKTC’nin ihtiyaçlarının karşılanmasına öncelik verdiklerine değinen Oktay, salgın döneminde yapılanları şöyle anlattı:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kendimizden farklı görmedik. Salgın döneminde sizlerden sağlık hizmetine ihtiyaç duyanlar olduğunda bağrımıza bastık. Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığımız ve Kızılay tarafından aşı, ilaç, test kiti, test cihazı, maske, dezenfektan, koruyucu giysi ve gıda paketi destekleri sağlandı. Diğer taraftan başta solunum cihazı olmak üzere medikal malzemelerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne sevkini kolaylaştırdık.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm çabalarımız daha gelişmiş ve kendi kendine yeten bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti içindir. Ekonomik bakımdan güçlü olan bir ülkenin, siyasi alanda da etkinliğini artıracağı bir gerçektir. Yeni normal, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için fırsatlar, yeni iş birliği ve açılım imkanları sunuyor. Geçtiğimiz yıl 20 Temmuz’da açılışı gerçekleşen ODTÜ Kalkanlı Teknoloji vadisinden müjdeli haberler gelmeye başladı. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki iş birliği ile dünyada bir ilke imza atıldı. Haberleşme sistemleri alanında özgün metamalzeme tabanlı antenler tasarlanmış olup testleri yapılmıştır. Güçlü bir şekilde el ele verdiğimizde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceğe bugünden daha umutla bakacağına inanıyorum.”

“Kıbrıs Türk halkına milli, ahdi ve tarihi bağlarla gönülden bağlıyız”

Kıbrıs Barış Harekatı ruhunun, Necip Fazıl Kısakürek’in mısralarında hayat bulduğunu vurgulayarak, şairin “Kurtulur dil, tarih, ahlak ve iman, görürler nasılmış neymiş kahraman. Yer ve gök su vermem dediği zaman, her tarlayı sular arkımız bizim.” dizelerini okuyan Oktay, şöyle devam etti:

“Kıbrıs’ın, ancak birlik ve beraberliğimizi muhafaza ederek yükseltebileceğimiz bir milli dava olduğunun bilincindeyiz. Kardeşlik bağlarımız ve Türkiye’nin garantör statüsünün getirdiği yükümlülükler doğrultusunda, Kıbrıs Türk halkına milli, ahdi ve tarihi bağlarla gönülden bağlıyız ve bu bağlar daima canlılığını koruyacaktır. Bu bağlar, sonradan oluşmuş suni bağlar değildir. Kıbrıs Türk’ü, 1071’de Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt ruhunun ve büyük Türk milletinin ayrılmaz bir parçasıdır.”

Fatih sondaj gemisi Karadeniz’de ilk sondajına başladı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Fatih sondaj gemisinin Karadeniz’deki ilk sondajına Tuna-1 lokasyonunda başladığını bildirdi.

Dönmez, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Karadeniz’de yürütülen petrol ve gaz aramalarına ilişkin “Varsa mutlaka bulacağız.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin enerji bağımsızlığı için denizlerin her bir metrekaresinin karış karış aranacağını kaydeden Dönmez, “Fatih, milletimizin duası ve desteğiyle Karadeniz’deki ilk sondajına Tuna-1 lokasyonunda başladı.” bilgisini paylaştı.

Fatih sondaj gemisi 29 Mayıs’ta İstanbul’dan Trabzon Limanı’na uğurlanmıştı. Geminin 103 metrelik kulelerinin köprülerden geçebilmesi için Haydarpaşa Limanı’nda demonte edilmiş ve kulelerin montajı Trabzon Limanı’nda yapılmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ada’da kalıcı çözüm ancak Kıbrıs Türkü’nün eşit statüsünün kabulüyle mümkün

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ErdoğanKıbrıs Barış Harekatı‘nın 46’ncı yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) vatandaşlarına seslendi.

”Değerli Kıbrıs Türk’ü kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Ada’nın ortak sahibi Kıbrıs Türk’ünün hukukuna, hürriyetine ve varlığına kasteden teşebbüsü nihai olarak bertaraf eden 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı’nın 46’ncı yıl dönümü vesilesiyle, Barış ve Özgürlük Bayramı’nızı gönülden tebrik ediyorum.” ifadelerini kullanan Erdoğan, harekatın tarihten silinmek istenen bir halkın yeniden doğuşunun, yeniden şahlanışının adı olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

”Bu harekat, Kıbrıs Türk’ünün temel hakları çiğnendiğinde, özgürlüğü tehdit edildiğinde, varlık ve bekasına kast edildiğinde neleri göze alabileceğini tüm dünyaya göstermiştir. 50 yılı aşkın bir süredir eşitlik mücadelesi veren Kıbrıs Türk’ünün sabır ve dirayetinin dünyada bir başka örneği yoktur. Kıbrıs Türk halkı her türlü baskı ve tehdide rağmen mücadele etmiş, hak ve özgürlüğüne sahip çıkmıştır. Kıbrıs Türk’ünün kararlı mücadelesinde her zaman yanında olan Anavatan Türkiye, 46 yıl önce olduğu gibi bugün de Kıbrıs Türk’ünün barış, istikrar ve huzurunun güvencesidir, olmaya da devam edecektir.”

”Kalıcı çözüm, eşit statüsünün kabulüyle mümkün”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ada’da hakça ve kalıcı bir çözüme varılmasının ancak Kıbrıs Türk’ünün eşit statüsünün kabulüyle mümkün olduğuna işaret ederek, ”Kıbrıs Rum tarafı Kıbrıs Türk’ünün siyasi eşitliğini ve Ada’nın doğal kaynakları üzerindeki eşit haklarını gecikmeksizin teslim etmelidir.” çağrısında bulundu.

Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının her zaman barış ve uzlaşıdan yana tavır alarak, çözüm yönünde açık bir irade sergilediğine işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

”Ancak bu durum, Kıbrıs Türk halkının haklarından her ne pahasına olursa olsun fedakarlık yapılacağı anlamına gelmez. Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Kıbrıs Türk halkının hak ve hukukunun korunması için her türlü çabayı sarf edecektir. Bu vesileyle, kurtuluş mücadelesinde canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi şükran ve saygıyla anıyorum. KKTC’deki kardeşlerimizin refah, esenlik ve mutluluğunun devamı için en iyi dileklerimi sunuyorum. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramınız kutlu olsun.”