CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: En büyük ekonomik kaynağı kullanan AK Parti hükümetleridir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Karar TV canlı yayınında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin ülkeye etkilerine ilişkin bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, bu sisteme geçişle beraber bürokraside taşların yerinden oynamaya başladığını, devletin bazı kurumlarının kapatıldığını belirtti.

Kılıçdaroğlu, Ağustos 2018’de Türkiye’nin ekonomik krize girdiğini belirterek bu krizden nasıl çıkılacağını açıkladıklarını hatırlattı. Açıklamasında krizden çıkmak için ortak mücadele yapılması gerektiğini söylediğini aktaran Kılıçdaroğlu, iyi niyetle yaptıkları önerilerin hiçbirinin yerine getirilmediğini, iktidarın bildiğini okuduğunu ve Türkiye’nin bugünkü noktaya geldiğini iddia etti.

Kılıçdaroğlu, ekonomik krizden çıkılması için iktidara öneri sunduklarını ifade ederek, şöyle konuştu:

“Bugün geldiğimiz nokta nedir? Onların hiçbirisi dinlenmedi, bildiklerini okudular. Yüreğimi yakan budur. Gayrisafi milli hasıla 2014’te 934 milyar dolar. 2018’de 789 milyar dolara düşüyor. 900 milyardan 700 milyar dolara düştü. 2019’da 753 milyar dolara düşüyor. Şimdi krizin milli gelirde yarattığı sonucu burada çok net görüyorsunuz. Nüfus artıyor ama milli gelirde ciddi bir düşüş var. Demek ki ülke iyi yönetilmiyor. Bir sorunumuz var. Bunun çözülmesi lazım. Bu rakamlar Erdoğan’ın önüne gidiyor mu? Emin olun benim biraz tereddütüm var. Erdoğan’ın önüne gittiğini sanmıyorum, götürecek adam yok çünkü. Kim götürecek bu verileri?”

Ekonominin kötüye gittiğini, milli gelirde ciddi düşüşler olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin Kovid-19’dan sonra daha derin bir ekonomi sorunuyla karşı karşıya kaldığını kaydetti.

“İktidarın bir numaralı sorunu, şeffaf olmamasıdır”

Türkiye’nin kalkınmasına ilişkin bir soruya Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

“Eğer siyaset kurumu elde ettiği kaynakları verimli ve yerinde kullanırsa büyüme kaçınılmaz oluyor. Kendiliğinden geliyor arkası ama bunları yerinde ve zamanında kullanmazsa sadece bir sonraki seçimde nasıl iktidar olabilirim, nerelere bu paraları harcarsam daha fazla oy alabilirim kaygısıyla hareket ettiği andan itibaren de Türkiye, kendi tarihsel süreci içinde ekonomik tarihsel süreci içinde hep kaybetmiştir. O noktaya gelmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en büyük ekonomik kaynağı kullanan AK Parti hükümetleridir. Örnek vereyim, Cumhuriyetin 79 yılında iç borç, dış borç, özelleştirme vergi geliri hep beraber toplanandan kullanılan kaynak 713 milyar dolar. 713 milyar dolarla biz Telekom’u kurduk, Atatürk Barajı’nı yaptık, Keban Barajı’nı yaptık, otoyollar, demiryolları yaptık. AK Parti hükümetleri son 17 yılda toplam 2 trilyon 346 milyar dolar para kullandı. 17 yılda 79 yılda kullanılan kaynağın 3,5 katı kaynak kullandı.”

Bu kaynakla ne yapıldığının sorgulanması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “En büyük sıkıntımız şu, 17 yılda devletin gelirlerini kısmen biliyoruz da paraların nerelere ne kadar harcandığını kimse bilmiyor.” dedi.

Devletin vatandaştan aldığı veya vatandaş için borçlandığı her kuruşun hesabını siyasi otoriteye ve vatandaşına vermek zorunda olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, “Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti iktidarının bir numaralı sorunu, şeffaf olmamasıdır. Milletvekili olarak yapılan en büyük havaalanının kaça yapıldığını bilmiyorum ama ben onun parasını ödüyorum.” ifadelerini kullandı.

Yap-işlet-devret modeliyle yapılan yapılara ilişkin bir soruya Kılıçdaroğlu, bu konuda kimsenin kendilerine bilgi vermediğini, şehir hastaneleri ile ilgili bilgiyi hastanelerin danışmanlığını yapan İngiltere’deki yabancı bir danışmanlık firmasının internet sitesinden öğrendiklerini kaydetti.

“Devlette savurganlık var”

“Kamu-özel iş birliği projeleri artık Türkiye’nin gerçekleri. Bunlarla ilgili sizin öneriniz nedir?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Bunları kamulaştıracağız, bütçenin içine alacağız.” yanıtını verdi.

“Nasıl kamulaştıracaksınız?” sorusuna ise Kılıçdaroğlu, “Bu işleri niye açıklamıyorlar? Açıklamamalarının nedeni şu; 100 liralık iş 1000 liraya yapılmış. Biz de önce bakacağız, bunun gerçek maliyeti nedir. Elbette makul bir karı olacak, yüzde 25 gibi makul kar da koyarsınız.” cevabını verdi.

Maliyetlerin çok şişirildiğini, bu maliyetler üzerinden hazineden para alındığını savunan Kılıçdaroğlu, verilerin açıklanmamasının nedenin, gerekçesinin maliyetlerin şişirilmesi olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, yatırım yapan insana kızılmaması gerektiğini belirterek, “Yatırım yapan insanın gerçek maliyeti, makul karı, piyasanın öngördüğü karı…Yoksa öyle ‘çok sembolik bir kar verelim’ de değil. Makul bir karıyla birlikte kendisine verilir, ikna edilir, anlatılır. Yoksa ‘ben devletim, işte sen bu yatırımı yaptın, geçen iktidar döneminde yaptın ben seni ezeceğim.’ Bu doğru değil, devlete zarar verir ve devletle vatandaş arasında güveni sarsar.” dedi.

Devlette, alabildiğine savurganlık olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, “Önerilerimizin birisi şuydu, derhal israfla mücadele konusunda bir genelge çıkarın. Araç saltanatına son verin. Yeter. Bu kadar israf olmaz. Yazıktır, günahtır.” diye konuştu.

“Yaptığınız bir yatırımın hesabını vereceksiniz”

Kılıçdaroğlu, israfın hem ahlaki hem de inanç anlamında olmaması gerektiğini vurgulayarak “Vatandaşın parasını harcıyorsunuz. İsrafı önleyeceksiniz. Bunu önlemek zorundasınız.” dedi.

Saydam ve şeffaf olunması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Yaptığınız bir yatırımın hesabını vereceksiniz. Gereksiz yatırımlardan, harcamalardan vazgeçeceksiniz. Bütçenin saydam olması lazım. Hesap verilmesi lazım bütçe üzerine. Parlamentoya geldiği zaman bakanlar bilmiyorlar.” açıklamasını yaptı.

Yeni sistemde kanun tekliflerini milletvekillerinin hazırladığını anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Kanun teklifi getirilip milletvekiline veriliyor ve deniliyor ki, ‘Çık, bunu örneğin Plan Bütçe Komisyonu’nda savun.’ Adam bilmiyor ki, nereden bilecek. Milletvekilini suçlamıyorum, sistemi suçluyorum. Sistem yanlış. Milletvekilini çaresiz bırakıyor sorulan sorular karşısında. Bazen bürokratlar geliyor ve dönüyor bürokratlara, ‘ne diyeyim, buna nasıl bir cevap vereyim.’ Onlar bir kağıt veriyor ‘Çık bunları anlat’ diye. Genel Kurul’da da böyle. Bütçe geliyor, bütçeyi savunamıyor. Hazırlanmış eline verilmiş. Ayrıntısını bilmiyor, gelen sorulara da yanıt veremiyor. Bunların kalkması lazım.”

Kılıçdaroğlu, 2018’de ihale sisteminin yanlış olduğu ve düzeltilmesi gerektiği konusundaki önerilerini anımsatarak “Bu ihale sistemiyle ancak birilerine para aktarıyorsunuz.” dedi.

Eski bir bakanın Türkiye’de yatırım yapmak isteyen yabancı bir yatırımcının yaşadıklarına ilişkin söylediklerini aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Yabancı bir firma Türkiye’de çok büyük yatırım yapmak istiyor lojistik alanda ama diyorlar ki, ‘yatırım alman için şu kadar para vermen lazım.’ Rüşvet isteniyor yani. Bana anlatan da eski bir AK Partili bakan. Dürüst, hakkında hiçbir şaibe çıkmayan önemli bir bakanlığı üstlenmiş bir kişi. Firma Türkiye’de yatırım yapamıyor. Çünkü, ‘ben bu rakamı nerede göstereceğim’ diyor. Bizim ülkemizde bütün hesaplarımız didik didik edilir. Ben bunu nerede göstereceğim, 3 lira değil, 5 lira değil.”

Türkiye’de herkesin canını acıtan ve “sistem” diye oluşturdukları ama tümüyle sistemsizlik olan bir yapıyla karşı karşıya olunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Burada ne bütçeyi kontrol edebilirsin ne de başka bir şeyi. Varlık Fonu’nda da Cumhuriyetin kurduğu bütün o değerleri getirdiler ve onlar güvence. Ziraat Bankası’ndan tutun Halk Bankası’na kadar devletin en önemli kurumları yabancılara güvence gösteriliyor.” diye konuştu.

Şu anda krizi en derin esnafın yaşadığını belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyayla bizim şöyle bir ayrışmamız oldu. Dünyada Kovid-19 mücadelesinde devlet destek olan kurum olarak, Türkiye’de ise devlet borç veren kurum olarak ortaya çıktı. Bütün ülkeler kendi sanayicisinden esnafına, işsizine kadar herkese destek olurken biz bırakın destek olmayı, bir de IBAN verdik vatandaşa, bize karşılıksız para ver diye. Bu ekonomide geldiğimiz noktayı göstermesi açısından tipik bir örnektir. Her şey bitmiş ne olursunuz bize biraz para verin. Biz en azından bununla sosyal yardım yapabilir miyiz diye.”

“Önümüzdeki süreç içinde hükümetin önünde çok ciddi borç yükü var”

Kılıçdaroğlu, şu anda öngördükleri krizi seçmen kitlesinin yeni yeni yoğunlaşarak yaşamaya başladığını ifade ederek “Önümüzdeki süreç içinde hükümetin önünde çok ciddi bir borç yükü var. 83 milyon insanı Londra’daki bir avuç tefeciye faiz öder hale getirdiler. Dünyanın faizini ödüyoruz oraya. Dolayısıyla önümüzde bir borç yükü var, bu borç yükü de ödenecek. Vatandaş bunu iliklerine kadar hissedecek. Tercih değişir mi? Şöyle sosyolojik olarak da üzerinde durmak gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Vatandaşın ekonomik durumu daha henüz tam hissetmediğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Kısmen hissedildi. Yıllardır aynı partiye gönül vermiş bir kişiyi düşünün, olumsuzlukların kalıcı olması halinde ‘Herhalde bunlar çözemiyorlar galiba bunu’ deyip, görüş değiştirilecektir. Sosyolojik olarak bakılacak buna ama şu var tabii bütün bunlara rağmen iktidar partisinin hala yüzde 30, 35 bandında olması önemli bir şey tabii. Milletvekillerini alana gönderiyoruz, şu gözleniyor; Kitleler halinde kopma olabilir.”

 “Yerel yönetimlerin ekonomik olarak güçlendirilmesi lazım”

Kılıçdaroğlu, kurumların Sayıştay tarafından denetlenmesinin önemli olduğuna değinerek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Sayıştay işlevsiz hale getirildi. Uluslararası, Sayıştayın belirlediği denetim standartları var. Türkiye’nin buna uyması lazım. Türkiye’deki israfın boyutlarına bakmak için sadece Sayıştay raporlarına bakmak yeterlidir. Bunların hepsi önlenebilir. Birinci kuralımız şu, devlet vatandaşına ‘Bak ben israfı kesiyorum.’ diyecek. Yeni bir bütçe programı yapılması lazım. Yeni bir merkez ve yerel yönetim dengesi kurulsun dedik. Yani merkezi hükümetle yerel hükümetlerin eş güdümlü çalışması gerekir. Yerel yönetimlerin ekonomik olarak güçlendirilmesi lazım.” 

“Kovid-19’a karşı yeni ekonomik önlemler noktasında neler söylersiniz?” sorusunu yanıtlarken Kılıçdaroğlu, “Sosyal devleti bütün dünya görmeye başladı. Devlet varsa vatandaşı için vardır. Neoliberal politikalar, düşük ücret yüksek kar üzerine inşa edilmişti. Artık bunun geçerli olmadığını, olmaması gerektiğini, herkesi gelir elde edebileceği, huzur içinde yaşayabileceği ve zor durumda kalan vatandaşa devletin koşulsuz bir şekilde destek vereceği bir döneme girdik. Bunu sağlayacak olan da demokrasidir.” diye konuştu. 

Kılıçdaroğlu, “Varlık Fonu çeşitli partiler tarafından gündeme getiriliyor. Siz ne yapacaksınız bu konuda?” sorusu üzerine, şunları söyledi:

“Varlık Fonunun, Parlamento ve Sayıştayın denetimine açık olması lazım. Karşı değiliz. Oradaki bütün mal varlığı bu milletin mal varlığıdır. Varlık Fonunu önce kamuya açmak gerekiyor. Vatandaşın parasını harcıyorsak nereye harcandığını, ne zaman harcandığını vatandaşa hesap vermemiz lazım. Dürüst siyasetçi vatandaşına hesap vermekten onur duyan siyasetçidir.”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin dünyanın hiçbir yerinde uygulanmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, sistemin ekonomik açıdan Türkiye’yi felakete sürüklediğini savundu. Türkiye’nin Demokratik Parlamenter Sisteme ihtiyacı olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin darbe hukukundan arınmış bir anayasa ve seçim sistemi ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Libya’nın Terhune kentindeki toplu mezarlardan 48 ceset çıkarıldı

Libya İçişleri Bakan Yardımcısı Muhammed el-Medaği, başkent Trablus’ta düzenlediği toplantısında, “Darbeci Hafter milislerinin yaptığı toplu katliamlar ancak geçen asrın sonlarında 1990’lı yıllarda Bosna’da yaşanan etnik savaşla kıyaslanabilir.” ifadelerini kullandı.

Terhune’deki toplu mezarlardan şimdiye kadar 48 ceset çıkartıldığını duyuran Medaği ayrıca kime ait olduğu henüz belirlenemeyen ceset parçalarına da rastlandığını aktardı.

Medaği, Terhune’nin ele geçirildiği 5 Haziran’dan bu yana Hafter milislerince acımasızca çukurlara atılan veya canlı canlı gömüldükleri anlaşılan insan cesetlerine rastlandığını ve bu görüntülerin medyaya da yansıdığını hatırlattı.

Terhune’yi 5 Haziran’da Hafter milislerinden temizleyen Libya ordusu, kentteki bir hastanede 106 ceset bulmuş, 12 Haziran’da ise kent kırsalında 3 toplu mezar tespit etmişti. Libyalı yetkililerin açıkladıkları resmi verilere göre Terhune’de bulunan ceset saysı 154’e yükseldi.

ABD yönetiminden Beşşar Esed dahil 39 Suriyeli yetkiliye yaptırım

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, yaptığı yazılı açıklamada, Suriye’de Beşşar Esed rejiminin bugüne kadar işlediği suçlara karşı Amerikan yönetiminin sessiz kalmayacağını vurguladı.

Pompeo, 2014’te Esed rejiminin rejim muhaliflerini tuttuğu hapishanelerde işkenceyle öldürülen tutukluların fotoğraflarını dünya basınına sızdıran askeri polisin kod ismi olan Sezar’ın (Caesar) adıyla kabul edilen yasa ve 13894 sayılı Başkanlık kararnamesi kapsamında ilk kez Esed rejimine yaptırımlar getirdiklerini belirtti.

Esed’in eşi ve kardeşi de listede

Pompeo, başta Suriye rejiminin başındaki isim olan Esed ve eşi Esma Esed dahil olmak üzere toplam 39 Suriyeli üst düzey yetkiliyi yaptırım listesine aldıklarını ve rejim üzerindeki ekonomik ve siyasi baskıyı artıracaklarını ifade etti.

Aynı kapsamda Suriye’deki savaş suçlarının fonlanmasına yardım ettikleri gerekçesiyle Muhammed Hamşo ve İranlı milis grubu Fatımiyyun Tugayı da listeye eklendi.

Ayrıca Esed’in kardeşi ve rejim ordusu generallerinden Mahir Esed ile çok sayıda rejim generali de yaptırım listesine alındı.

Pompeo, söz konusu yaptırımların devam edeceğini ve Esed rejimi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı kararına uygun bir çizgiye gelene kadar baskıyı artıracaklarını vurguladı.

“Sezar” sızıntıları dünya gündemine oturmuştu

ABD Kongresinde geçen aralık ayında kabul edilen ve 180 gün sonra yürürlüğe gireceği belirtilen yasanın başlığında yer alan “Sezar”, 2014’te Esed rejiminin rejim muhaliflerini tuttuğu hapishanelerde işkenceyle öldürülen tutukluların fotoğraflarını dünya basınına sızdıran askeri polisin kod adı olarak kullanılmıştı.

Sezar kod adlı askeri polisin çektiği fotoğraflar 2014’te ilk kez Anadolu Ajansı tarafından yayımlamış, söz konusu fotoğraflar Esed rejiminin sistematik işkence yaparak ve aç bırakarak öldürmek dahil, işlediği savaş suçlarının delili olarak büyük yankı uyandırmıştı.

MSB: Terör hedefleri tam isabetli atışlarla yerle bir edildi

Milli Savunma Bakanlığı, ‘Pençe-Kaplan Operasyonu’ kapsamında Haftanin bölgesindeki terör hedeflerinin tam isabetli atışlarla yerle bir edildiğini duyurdu.

Bakanlığın Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Hava Kuvvetleri Komutanlığımız, dün gece başlayan Pençe-Kaplan Operasyonu kapsamında Haftanin bölgesindeki terör hedeflerini tam isabetli atışlarla yerle bir etti” denildi.

MSB: HAFTANİN’DE MÜHİMMATLAR İMHA EDİLİYOR

Milli Savunma Bakanlığı, Haftanin bölgesinde ele geçirilen silah, mühimmat ve yaşam malzemelerinin imha edildiğini duyurdu.

Bakanlığın Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Haftanin bölgesinde operasyonlara devam eden kahraman komandolarımız, PKK terör örgütünün bölgede tuzakladığı mayın ve EYP’leri etkisiz hale getirmeye; silah, mühimmat ve yaşam malzemelerini imha etmeye devam ediyor” denildi.

UEFA’dan flaş İstanbul kararı! Gelecek yıla ertelendi

UEFA, bu yıl İstanbul’da oynanması planlanan UEFA Şampiyonlar Ligi 2020 final maçını Portekiz’in başkenti Lizbon’a aldı. İstanbul ise Devler Ligi’nde 2021 finaline seyircili olarak ev sahipliği yapacak.

Koronavirüs nedeniyle ertelenen Şampiyonlar Ligi’nin durumuyla ilgili bir süredir merakla beklenen karar, UEFA tarafından açıklandı. UEFA Yönetim Kurulu, bugün gerçekleştirdiği toplantıda bu yılki Şampiyonlar Ligi finalinin yerini değiştirdi. 23 Ağustos’ta İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanması planlanan UEFA Şampiyonlar Ligi final maçı Portekiz’in başkenti Lizbon’a alındı. İstanbul’un ise Devler Ligi’nde 2021 finaline seyircili olarak ev sahipliği yapacağı bildirildi.

Öte yandan, 2021’de Rusya’nın St. Petersburg kentinde oynanması planlanan finalin de bir sonraki yıla kaydırıldığı açıklandı.

Türkiye’den Libya’ya üst düzey ziyaret

Libya’nın başkenti Trablus’ta Türk heyet, Libya hükümeti ile görüştü. Heyette, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Mit Başkanı Hakan Fidan yer aldı. Türk heyet, Libya Başbakanı Fayiz es-Serrac ile görüştü.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Mit Başkanı Hakan Fidan beraberindeki heyet Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Dışişleri Bakanı Muhammed Tahir Siyala tarafından Trablus havalimanında karşılandı.

Andone: Sezon benim için bitti

Galatasaray’ın Süper Lig’de Çaykur Rizespor ile oynadığı maçta sakatlık geçiren Rumen futbolcusu Florin Andone, sezonun kendisi için bittiğini belirtti.

Instagram hesabından açıklama yapan Andone, “Nasıl veya nereden başlayacağımı bilmiyorum ama duygularımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Benim için endişelenen ve destek mesajları atan herkese kalpten teşekkürler ediyorum. Sezon benim için bitti. Yaşadığım iki sakatlık nedeniyle çok zor bir sezondu.” ifadelerini kullandı.

Galatasaray taraftarının dünyanın en iyisi olduğunu söyleyen Rumen futbolcu, “Yaşadığım sakatlıklar nedeniyle bu harika kulübe gelirken hedeflediğim şeyleri gerçekleştiremedim ve insanları hayal kırıklığına uğrattım. Sizlerden özür diliyorum. Galatasaray’a çok fazla katkı sağlayamama rağmen bu harika kulübün formasını giyerken çok ayrıcalıklı hissettim. Sizlere desteğiniz için sonsuz teşekkür ediyorum ” şeklinde konuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Belediye başkanlarımız tarihe geçti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı‘nda yaptığı konuşmada, kendisinin başlattığı Adalet Yürüyüşü’nün 3. yılına girildiğine işaret etti.

Kemal Kılıçdaroğlu, bu cennet gibi vatanda kavga edilmemesi, bir çocuğun bile yatağa aç girmemesi, diğer canlıların da hakkı hukuku olduğu için, haksız yere hapislerde çürüyenler, kalemini satmadan özgürce yazan gazeteciler için “Adalet Yürüyüşü”nü gerçekleştirdiklerini söyledi. Bu yürüyüşün ilk adımları olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini, kendilerinin bu mücadeleyi sürdürmek gibi tarihsel bir görevleri bulunduğunu ifade etti.

“Bir rant kavgasıdır gidiyor”

Kemal Kılıçdaroğlu, Bingöl’deki depremde hayatını kaybeden vatandaşın ailesini arayarak başsağlığı dileklerini ilettiğini aktararak bu olayların bir daha yaşanmaması temennisinde bulundu.

Marmara depreminden bu yana 18 yıldır iktidarda olanların bu yönde bir şey yapmadıklarını savunan Kılıçdaroğlu, “İstanbul hala depremde en büyük riski taşıyan kent olarak duruyor. Sormayacak mıyız, 18 yıldır hala bir ders almadınız mı? Hala olduğu yerde çöken binalar var. Devleti nasıl yönetiyorsunuz? Nasıl bir devlet yönetimi anlayışınız var? Anlamakta zorlanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, AK Parti’ye en çok oy çıkan yerlerin deprem riskinin en yüksek olduğu yerler olduğuna dikkati çekerek “Ellerini kollarını bile doğru düzgün oynatmış değiller. Önlem almış değiller. Bir rant kavgasıdır gidiyor. Rahmetli Ecevit’in toplanma alanlarını bile imara açtılar. Gözünüz doysun. Nedir bu hırs?” şeklinde konuştu.

“Belediye başkanlarımız çok iyi çalıştılar”

Kılıçdaroğlu, Kovid-19 pandemisiyle mücadele sürecinde emeği geçen aile hekimlerine teşekkür etti, söz konusu meslek mensuplarının sorunlarını ve çözümünü bildiğini söyledi.

Bu süreçte CHP’li belediye başkanlarına teşekkür eden Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Her bir belediyemiz, en küçüğünden en büyüğüne kadar, hepsi birer tarih yazdılar. Günün 24 saati, özveriyle çalıştılar. Yasak getirdiler görev yapmasınlar diye, paralarına el koydular. ‘Asla sitem etmeyeceksiniz. Onlar engel çıkaracak, siz engeli atlamasını bileceksiniz.’ dedim. Bizim belediye başkanlarımız çok iyi çalıştılar, görev yaptılar.”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, CHP’li belediyelerin pandemi sürecindeki çalışmalarına ilişkin de şu bilgileri paylaştı:

“12 Haziran itibarıyla 5 milyon 702 bin 723 aileye ayni yardım yapıldı. Asla bunun reklamı yapılmadı, kişinin yoksulluğu teşhir edilmedi. Bizi üzen, esnafın bile yardım paketine muhtaç hale gelmesiydi. 285 bin 390 aileye nakdi yardım yapıldı, 254 bin 27 hanenin suyu açıldı, belediyelere ait 21 bin 147 işyerinin kiraları ertelendi, 146 bin 669 yaşlı ve engelliye kişiye evde bakım hizmeti verilmeye devam ediliyor, 43 milyon 384 bin 714 litre dezenfektan dağıtımı yapıldı, 9 bin 114 sağlık çalışanı evine gidemediği için bedelini ödeyerek otellerde kaldılar, 2 milyon 222 bin 998 bina ve işyerinde dezenfekte işlemi yapıldı.”

Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarıyla uyumlu ve güzel bir çalışma yürüttüklerini kaydederek “Karşılaştıkları engelleri, bazen bir araya geliyorlar nasıl aşacakları konusunda ortak politika oluşturuyorlar, Genel Merkezle görüşüyorlar ve gerekeni yapıyorlar. Belediye başkanlarımız bu süreç içinde bütün engellere rağmen tarih yazan belediye başkanları olarak tarihe geçtiler.” diye konuştu.

Demirtaş’ın eşine yapılan yorumlara tepki

Kılıçdaroğlu, bir süre önce gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanan OdaTV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız ile adli kontrol şartıyla serbest bırakılan TELE1 Ankara Temsilcisi İsmail Dükel’in durumuna değindi.

Adaletin peşinde koşan gruplardan birinin unvanının da “gazeteci” olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, medya özgürlüğünün dünyada kabul edildiğini söyledi. Haber peşinde koşan gazetecinin önüne engel çıkarılmamasıyla ilgili düzenlemeler yapıldığını kaydeden Kılıçdaroğlu, anayasada, “Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.” dendiğini ancak bugünün Türkiyesi’nde tam tersi durumun söz konusu olduğunu, haber alma hürriyetini kısıtlayacak önlemlerin alındığını iddia etti.

Yıldız ve Dükel’in gözaltında 4 gün bekletildikten sonra ifadelerinin alındığını ve birinin tutuklandığını anımsatan Kılıçdaroğlu, Yıldız’ın, devlet için gizli kalması gereken haberleri yaptığı iddiasıyla muamele gördüğünü ancak onun yazılarının internette zaten yer aldığını belirtti.

Kılıçdaroğlu, “bütün dünyanın bildiği şeyleri Türk vatandaşlarının bilmesinin neresinin yanlış olduğunu” sorarak, “Türkiye’de vatandaş bilmesin, biz bilmeyelim. Niçin? Saray rahatsız oluyormuş. Olsun efendim.” diye konuştu.

Selahattin Demirtaş’ın tutuklu olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, AİHM kararının da uygulanmadığını savundu. Kılıçdaroğlu, “Hemen yeni bir kumpas kurdular, aynı dosyadan ikinci bir suç oluşturdular, hemen ceza verdiler ve içeri attılar. Ne adaleti? Firavun’un adaletiyse bu Firavun’un adaleti, Allah’ın adaleti değil.” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, sosyal medya üzerinden Demirtaş’ın eşi hakkında yapılan yorumları da eleştirerek, “Selahattin Bey’in saygıdeğer eşine olmadık hakaretlerde bulundular. Siz insan mısınız? Bir anneye bunlar yapılır mı, bunlar söylenir mi? Gözaltına almışlar hakaret edeni ve serbest bırakmışlar. Bir de madalya taksaydınız bari. Caddelerde öyle gezseydi bari.” değerlendirmesinde bulundu.

Kadına yönelik şiddet

Kadına yönelik şiddetin de arttığını savunan Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2012-2018’de 510 bin 114 kadın için koruma kararı verildiğini dile getirdi.

Giderek büyüyen yoksulluk, açlık, sefaletin kadına yönelik şiddetin nedeni olup olmadığını soran Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Çocuğuna ekmek bulmak için konteynerleri gezip sırayla ‘Acaba burada yiyecek bulabilir miyim, ekmek kırıntısı bulabilir miyim’ diyen kadının sefaletini bunlar düşünüyorlar mı acaba? Özellikle AK Parti’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. Senin de burada bir sorumluluğun yok mu? Sen de artık ‘Bu sefalete dur deme zamanı geldi.’ demeyecek misin kardeşim? Sevgili peygamberimiz, cenneti annelerin ayakları altında görüyor. Bu kadar yüceltilen kadına sen nasıl olur da sokağın ortasında, evde, caddede, tarlada, elinde bıçak, saldırırsın. Bir kişi insanlıktan çıktığı zaman kontrol etmek çok zordur. Bütün kadınlara da sesleniyorum, evinizde huzur yoksa sebebi Saray sosyetesidir. Tencereniz kaynamıyorsa, çoçuğunu aç yatırıyorsan sebebi Saray sosyetesidir. Bu kadar açık, bu kadar net söylüyorum.”

Kılıçdaroğlu, memleketi bu hale getirenlerin 18 yıldır iktidarda bulunanlar olduğunu öne sürerek, “Haber yaptı at içeri, itiraz etti hemen alın içeri. Baskı rejimi. 20 Temmuz sivil darbesinin doğal sonuçları bunlar. Ama bunları aşacağız, asla karamsar değiliz. Bu mücadeleyi adalet için yapacağız.” dedi.

Devlette adalet ve liyakat

Adalet ve liyakatın kardeş kavramlar olduğunu, bir yerde adalet varsa liyakatın da olacağını belirten Kılıçdaroğlu, her işin ehline verilmesi gerektiğini anlattı.

Kılıçdaroğlu, devletin de bir “arpalık” gibi düşünülemeyeceğini ifade ederek, “Çikolata kutusunda rüşvet alan adamı büyükelçi tayin ederseniz, gittiği ülkedeki halk ‘Bu rüşvetçiyi buraya gönderen kişi de aynı meşreptendir.’ diye düşünür.” görüşünü savundu. 

“Hırsıza destek veren adam kimdir? Hırsızdır.” diyen Kılıçdaroğlu, liyakatın olduğu yerde devletin zenginleşme, talan, soyma aracı olarak görülemeyeceğini söyledi. Kılıçdaroğlu, ancak adalet ve liyakatın tamamen yok edildiğini savundu.

“AK Parti’li Emre Cemil Ayvalı’nın FETÖ ile olan ilişkilerini bir televizyon programında itiraf ettiğini” öne süren Kılıçdaroğlu, Ayvalı’nın “Efendim müsteşar olmak için 12 yıl beklemek gerekiyor. Nasıl olur? Bu nedenle biz FETÖ ile iş birliği yaptık. Kemalistleri devirmek için.” dediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, “Bunu itiraf ediyor, bunu söylüyor. Bu kardeşime, Emre Cemil Ayvalı kardeşime yürekten teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

FETÖ ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle cezaevine konulan Harp Okulu öğrencilerinin de suçu bulunmadığını savunan Kılıçdaroğlu, onların, komutanlarının emri üzerine dışarı çıktıklarını öne sürdü. “Peki bir savcı harekete geçti mi? Hiçbirisi geçemez. Sarayın korkusu…” diyen Kılıçdaroğlu, tarihin bunları not edeceğini söyledi.

Eski güreşçi Yerlikaya’nın banka yönetim kuruluna atanması

Eski milli güreşçi Hamza Yerlikaya’nın bir bankanın yönetim kuruluna atanmasını da isim vermeden eleştiren Kılıçdaroğlu, “Eski güreşçi arkadaşımız da bir bankanın yönetim kuruluna atandı. Dünya şampiyonu, hepimizin saygı duyduğu, alkışladığı, gurur duyduğu bir kişi. Başarı elde ettiğinde göndere Türk bayrağını çeken bir kişi. Peki banka yönetiminde ne işi var?” diye sordu.

Sporla ilgili birinin Spor Genel Müdürlüğünde olabileceğini, spordan sorumlu bakan olabileceğini anlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Siz alıyorsunuz bir kişiyi bankanın yönetimine atıyorsunuz. Yahu bankanın ‘b’sini bilmiyor. Spor Genel Müdürlüğünde önemli bir yer, spor bakanı eyvallah. İtirazım yok. Değerli, ödül almış, Türkiye’nin bayrağını göndere çekmiş bir kişi, hiç itirazım yok. Ama kardeşim bankayla ne ilgisi var. Benim bu kardeşimden istirhamım var. Elde ettiğin başarıları gölgelemek istemiyorsan o koltuğa oturmayacaksın kardeşim. Sporla ilgili pek çok yerde yönetim kurulu üyeliği olabilir. Paran yetmiyorsa tamam. Paran yetmiyorsa kampanya açalım. Biz CHP olarak kampanya açalım. Ama devlet dediğimiz bir kurumun bu kadar yıpranması doğru değil, ahlaki de değil. AK Parti’nin içinde veya AK Parti’ye oy veren doğru dürüst bankacı yok mu? Dünya kadar var. Finansçı yok mu, dünya kadar var. Onlardan ata. Bankalara öyle adamları atadılarki ATM’den para çekmesini bilmiyor adam ama bankanın yönetim kurulunda görevli, bankacılıkla hiç ilgisi yok. Devleti arpalık olarak kullanmayacaksınız, yazıktır, günahtır. Kul hakkı denen bir kavram var. Yüce Rabb’imiz diyor ki ‘Her türlü günahla gel affederim ama kul hakkı ile gelme.’ Kul hakkı yiyorsunuz, fakirin fukaranın parasını yiyorsunuz.”

Bunları söylemesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, yaşanan adaletsizliği her yerde anlatacağını dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, Kovid-19 salgını sürecinde ücretsiz maske verilmezken CHP’li bütün belediyelerin maskeyi bedava dağıttığını ancak buna da engel olunduğunu savundu.

İktidarın milyarlarca lirayı istediği gibi kullandığını, hiç kimseye hesap vermediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, siyasette vatandaşa hesap vermenin en onurlu görev olduğunu söyledi.

İktidarın tefecilere çalıştığını, alınan verginin büyük bir kısmının tefecilere gittiğini, ilk 5 ayda tefecilere 65 milyar lira ödendiğini öne süren Kılıçdaroğlu, “Diyor ya İslami esaslara göre ekonomiyi yönetmemiz gerekiyor. Tefecilere hizmet eden bir adam, ne zamandan beri İslami esasları düşünmeye başladı.” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, 2018’de kilosu 9 liradan alınan gülün, 2020’de 5 liraya düşmesini eleştirerek, Gülbirlik’in neden taban fiyat açıklamadığını sordu. Kılıçdaroğlu, gül üreticisi perişanken Bulgaristan’dan gül ithal edildiğini söyledi.

Türkiye’nin ithal hayvan getirdiğini, ithal samanla beslediğini belirten Kılıçdaroğlu, çay üreticisinin beklediğini ancak İran’dan çay getirildiğini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, “Çiftçinin de oturup bir düşünmesi lazım artık. Sarayı artık çiftçinin beslememesi lazım. Kendi çoluk çocuğu var, önce onlara bir baksın. Çoluk çocuğun rızkına baksın, oyunu verecekse de çoluk çocuğunun rızkını bakıp ona göre oy versin. Çocuğunun ağzındaki lokmayı alıp da birilerine verene oy vermesin.” şeklinde konuştu.

“Türkiye, şimdi net ithalatçı konumda tarımda”

AK Parti döneminde 682 bin 265 kişinin tarımdan çekildiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, bu kişilerin tarım sigortasından çıktığını söyledi. 

Tarımdan çıkan illerin, AK Parti’ye en çok oy veren iller olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, “Konya’da 43 bin 21, Balıkesir’de 40 bin 54, Kahramanmaraş’ta 26 bin 404, Manisa’da 21 bin 661, Kütahya’da 21 bin 312, Erzurum’da 20 bin 262, Sivas’ta 19 bin 361 kişi, ‘Biz tarımı bıraktık geçinemiyoruz’ diyorlar. AK Parti’nin size armağanıdır, bu iller için söylüyorum. Bir dönem Orta Doğu’yu besleyen Türkiye, şimdi net ithalatçı konumda tarımda.” diye konuştu.

“Sen doğru dur”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“FETÖ ile iş birliğini itiraf eden zat, bir de kitap yazmış. Kitabı da ‘Yönünü şaşıran ok’. Bizi suçluyor, ‘Kılıçdaroğlu FETÖ’cü’ diye. Allah büyük, kalktı FETÖ ile iş birliği yaptığını 83 milyonun önünde itiraf etti. Rahmetli babam derdi ki ‘Oğlum sen doğru dur, eğri belasını bulur’ diye… Buluyor.

Devlet resmen soyuluyor, resmen yandaşlara devletin bütün imkanları peşkeş çekiliyor. Tevfik Fikret’in şiiri var ya, ‘Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin. Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin.’ Yemezseniz namertsiniz ama sizi götürmek de bizim boynumuzun borcudur.”

“Emeklilikte yaşa takılanları unutmadık”

Kılıçdaroğlu, emeklilikte yaşa takılanları unutmadıklarını, sonuna kadar onların haklarını savunacaklarını söyledi.

İşçilere kumpas kurulduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Neydi kumpas; ne kadar çok çalışır ne kadar çok prim ödersen o kadar az emekli aylığı alacaksın. Kumpas bu, dünyada böyle bir örnek yok.” dedi.

Üniversite sınavının öne çekilmesini eleştiren Kılıçdaroğlu, Bilim Kurulunun görüşünün alınmadığını, otellerin nasıl doldurulacağının hesabının yapıldığını savundu.

CHP’li belediye başkanlarından, sınavın gürültülü ortamda yapılmamasını sağlamaya özen göstermelerini isteyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Mutlaka orada bir aracınız olsun, içinde maskeler olsun. Bedava vereceksiniz. Olur ya birisi maskesini düşürebilir, unutabilir herhangi bir nedenle. Maskesini vereceksiniz. Mutlaka dezenfektanı sağlayacaksınız, her çocuğumuz gayet güzel bir ortamda o sınava girecek, mutlaka su bulunduracaksınız orada, su ve kalem. Bunu yaparken hükümete de sormak lazım, bu çocuklarımızın sağlığı hangi koşullarda güvence altına alındı? Diyelim ki birisi Kovid-19 dolayısıyla virüse yakalanmış, bu çocuğun da sınava girmesi lazım. Bunun hakkını nasıl koruyacaksınız? Kovid-19 var, fakat farkında değil. Bununla ilgili bir şey yapacak mısınız? Bunları bilmiyoruz ama önümüzdeki süreçte bunları göreceğiz.”

“Baskıcı bir yönetimde hak aramanın bir bedeli vardır”

Kovid-19 salgınının yarattığı travma dolayısıyla dünya ve Türkiye’yi kıyasladığını belirten Kılıçdaroğlu, en gelişmiş ve az gelişmiş ülkelerin sosyal devlet olmanın gereğini yaptığını vurguladı.

Dünyanın sosyal devletin mantığıyla hareket ettiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin ise sosyal devlet gibi değil bir aile, hanedan devleti gibi davrandığını ileri sürdü. Kılıçdaroğlu, bütün ülkelerde en büyük fedakarlığı devletin yaptığını, Türkiye’de ise taksi şoförü, berber, kuaför, çiftçi, işçi, emekli, sanayicinin fedakarlık yaptığını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, “Bizde devlet hiç fedakarlık yapmadı. ‘İstiyorsan, git borç al’ dedi. Bir de üstüne üstlük döndü onlara, ‘bana para verir misin’ dedi. IBAN numarası verdi.” değerlendirmesinde bulundu.

Devletin, sosyal olmaktan, vatandaşa hizmet etmekten çıktığını ileri süren Kılıçdaroğlu, vatandaşın devleti değil, devleti yönetenleri suçlaması gerektiğini belirtti.

15 Temmuz şehitleri ve gazileri için toplanan paraların nerede olduğunu soran Kılıçdaroğlu, şehit yakını ve gazilerin eylem yaparak haklarını aradığını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Baskıcı bir yönetimde hak aramanın bir bedeli vardır. Demokrasilerde hak aramanın bir bedeli yoktur. 20 Temmuz sivil darbesinden sonra hak aramanın maliyeti vardır. Hak mı arıyorsunuz? Hemen hapse, polis copu.” değerlendirmesini yaptı.

Antalya’da 500 bin liralık rüşvet olayının yaşandığını, bu konuda daha önce AK Partililere, bu defa MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye seslendiğini belirten Kılıçdaroğlu, Bahçeli’nin rüşvet konusunda çok hassas olduğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu, “Eğer kul hakkı yemiyorsanız, sizde vicdan, ahlak, bir ufacık toplu iğne ucu kadar Allah korkusu varsa bu 500 bin lira parayı, rüşveti kim aldı? Hiç kimsede tık yok.” dedi. 

“Milletin vekilini millet seçerse uzlaşma kültürü gelişecektir”

Seçim sistemi üzerinde çalışıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Açık, net yüzde 10 seçim barajını kaldıralım. Darbecilerin getirdiği kanunu değiştirelim, demokratik bir seçim olsun. Yüzde 1 oy alan siyasi partinin en azından genel başkanı Meclis’e gelsin, konuşsun. Milletin kürsüsü değil mi? Yüzde 1 oy almamış mı? Yüzde 1 vatandaşımızın siyasi tercihi önemli değil mi? Önemli. Gelsin milletin, Meclis’in kürsüsüne çıksın, bunları yapsın ve milletin vekilini liderler değil, milletin vekilini millet seçsin. Milletin vekilini millet seçerse ne olur? Lider vesayeti biter. Kimse gidip liderin önünde ‘Aman beni milletvekili adayı yapar mısın’ demez. Herkes doğrudan doğruya seçmene gider. Sandık konur, vatandaş istiyorsa onu milletvekili adayı olarak belirler. TBMM, gerçek anlamda vesayetten kurtulur.

AK Parti grubuna bakıyoruz, hepsi lidere bakıyorlar Erdoğan’a. İsyan ettiklerini biliyorum, haksızlığa tahammül edemediklerini de biliyorum. Özel görüşmelerde bunların tamamı anlatılıyor ama korkuyor. ‘Ya bir daha beni listeye almazsa.’ Dolayısıyla parlamentoda milletin iradesi gerçek anlamda ortaya çıkmıyor. Eğer bu gerçekleşirse yani milletin vekilini millet seçerse uzlaşma kültürü de gelişecektir. Partiler arasında uzlaşma olacaktır. Lider vesayeti bitmiştir. Partiler otururlar, konuşurlar ona göre ülkenin vatandaşının çıkarı neyse onun için mücadele ederler ve güçler ayrılığı ilkesi gerçek anlamda hayata geçmiş olur. Parlemento bir güç olarak ortaya çıkar ve yürütme organını denetler. Böyle bir ortam çıkacaktır ve yürütme organı gerçek anlamda TBMM’ye hesap verir konuma gelecektir yanlış varsa alacaktır hesabını soracaktır.”

Bu arada Kılıçdaroğlu, “adalet yürüyüşünün” yıl dönümü dolayısıyla salona “adalet” yazılı maskeyle geldi. Salonda da “adalet” yazılı maske dağıtıldı.

Grup toplantısı öncesi Kılıçdaroğlu’nun 3 yıl önce Ankara’dan İstanbul’a yaptığı “adalet yürüyüşünden” kesitler sinevizyona yansıtıldı.

Kılıçdaroğlu, grup toplantısı sonrası muhalefet kulisindeki 10 aylık Ece Elif isimli bebeği sevdi.

Libya’da Hafter milislerinin kaçarken tuzakladığı patlayıcılar 39 can aldı

Libya Mayın ve Savaş Kalıntılarını Temizleme Merkezi tarafından yapılan basın açıklamasında, Hafter milislerinin özellikle başkent Trablus’un güney semtlerine tuzakladığı patlayıcılar ve mayınların infilak etmesinden 110 kişinin etkilendiği kaydedildi.

Bugüne kadar 39 kişinin hayatını kaybettiği 71 kişinin de yaralandığı belirtilen açıklamada, hayatını kaybedenler arasında sivillerin de bulunduğu aktarıldı.

Hafter milislerinin çıktıkları bölgelerin temizlenmesi hedefiyle Türk Silahlı Kuvvetleri de devreye girdi.

Milli Savunma Bakanlığının Twitter hesabından 13 Haziran’da yapılan açıklamada, “TSK bomba imha uzmanları ve METİ timleri tarafından darbeci Hafter güçlerince döşenmiş tuzaklı patlayıcılar ve mayın sistemlerinin temizlenmesi ve hayatın normale döndürülmesi çalışmalarına başlandı.” ifadelerine yer verilmişti.

ABD Başkanı Trump ‘polis reformu’ kararnamesini imzaladı

ABD Başkanı Donald Trump, “polis reformu” kararnamesini imzalamak için Beyaz Saray’da basın toplantısı düzenledi. 

Basın toplantısından daha önce polis şiddetine kurban giden siyahilerin aileleriyle görüştüğünü aktaran Trump, “Bu insanlar, sevdiklerini polis müdahalesinde kaybetti. Şunu bilmenizi isterim ki; Amerikan halkı, yasınızı paylaşıyor. Sevdikleriniz bir hiç uğruna ölmedi. Biz bir milletiz, birlikte yas tutar, birlikte iyileşiriz.” ifadesini kullandı.

“Ülke genelinde kanun ve nizam sağlanmalı”

Polis teşkilatının dağıtılması ya da kaynaklarının kesilmesi fikrine de karşı çıkan Trump, “Amerikan halkı, polis olmazsa kaos ve anarşi olacağını biliyor. Güvenlik olmazsa, sonuç felaket olur.” değerlendirmesinde bulundu.

Trump, polislerin sokakları ve insanları güvende tuttuğuna işaret ederek, “Hesap verebilirliği, şeffaflığı artırmamız ve polislerin eğitilmesine daha fazla kaynak ayırmamız gerekiyor. Suçu azaltmak ve polisler için standartları artırmak birbirine zıt şeyler değildir.” diye konuştu.

Siyahi George Floyd’un öldürülmesinin ardından düzenlenen gösterilerin şiddet olaylarına dönüştüğü Minneapolis’e Ulusal Muhafızları göndererek kontrolü sağladıklarını anımsatan Trump, “Ülke genelinde kanun ve nizam sağlanmalı. Federal hükümet, bunun için elinden geleni yapmaya hazır.” dedi.

“Polisin gözaltı esnasında zanlının boynuna baskı uygulaması yasaklanacak”

Trump, “Artık daha fazla yağma ve kundaklama olayı olmayacak. Şiddet ya da yakıp yıkmadan dolayı yakalananlara da çok ağır cezalar verilecek. Bu kişileri hoş göremeyiz.” açıklamasında bulundu.

Kararnamede, polisler için akreditasyon standartları getirileceği bilgisini paylaşan Trump, şunları kaydetti:

“Akreditasyonun bir parçası olarak hayatı tehlikede değilse, polisin gözaltı esnasında zanlının boynuna baskı uygulaması yasaklanacak. Ayrıca ölüme yol açan müdahaleleri önlemek için daha gelişmiş ve güçlü öldürücü olmayan silahların kullanılmasını sağlayacağız.”

Trump, yaptığı konuşmanın ardından Beyaz Saray bahçesinde “polis reformu”nu öngören Başkanlık kararnamesini imzaladı.

Kararnamede ne var?

Trump’ın imzaladığı kararname gereğince, güvenlik güçleri için ulusal bir sertifika ve akreditasyon sistemi kurulacak.

Görevini kötüye kullanan yetkililerin izlenmesi için federal bir veri tabanı oluşturularak, bir polis teşkilatından kovulan bir polisin, başka polis teşkilatında işe alınmasının önüne geçilecek.

Akıl hastası, bağımlı ya da evsiz kişilerle ilgilenen polis memurlarına yardımcı olmaları için sosyal hizmet çalışanlarının görevlendirilmesi konusunda Sağlık Bakanlığına talimat verilecek.

George Floyd’un öldürülmesi ve polis reformu tartışmaları

Minneapolis’te 46 yaşındaki George Floyd, 25 Mayıs’ta gözaltına alınırken bir polisin ensesine basması sonucu yaşamını yitirmiş ve bu olayın görüntülerinin sosyal medyada yayılması, ülkedeki polis şiddetini bir kez daha gündeme getirmişti.

“Polis reformu” ve “ırkçılığa son” talebiyle başlayan gösterilerde, başkent Washington DC de dahil olmak üzere birçok büyük şehirde şiddet ve yağma olayları yaşanmış, şehirlere Ulusal Muhafızlar görevlendirilmişti.

New York ve Minneapolis de dahil olmak üzere birçok şehir yerel polis teşkilatlarında reformlar için adımlar atarken, Trump da federal çapta polis teşkilatları konusunda bir kararname imzalayacağını belirtmişti.